23 Nisan Milli Egemenlik ve

Çocuk bayramı geldi!

Ama yüreğimiz yanık,

İçimiz buruk.

Okulda silahlı şiddet herkesi yaktı.

Bu acıyla, yasla bayram hüzne büründü.

Yıllar öncesinden Gazi Mustafa Kemal Atatürk;

"Öğretmenler; yeni nesil, sizin eseriniz olacaktır" sözü ile de genç Cumhuriyetin fikren, ilmen ve bedenen güçlü nesillerini yetiştirme sorumluluğunu öğretmenlere yüklemiştir.

Hiç şüphesiz ki eğitimin kalitesi ve gelecek neslin niteliği, öğretmenin fedakarlığı ve becerisi ile kaimdir.

Evet, öğretmenlerimizin sorumluluğu büyük.

Hiçbir şey uğruna şiddette kaybettiğimiz öğretmenlerimizi rahmetle ve saygıyla anarım.

SUÇ BEYNİMİZDE Mİ?

Bu yazıyı hazırlarken

2002 Nobel Ekonomi Ödülü sahibi

Daniel Kahneman’ın (bir psikologdur ve davranışsal ekonomi alanı öncüsü)

Türkçeye de çevrilen

“HIZLI VE YAVAŞ DÜŞÜNME” kitabından yararlandım.

Kahneman kitabında iki farklı düşünme sistemi sunuyor.

Hızlı, otomatik ve sezgisel olan Sistem 1 ile yavaş, analitik ve bilinçli olan Sistem 2.

Bu iki sistemin günlük kararlarımızdan hayatımızın büyük seçimlerine kadar nasıl etkileşimde bulunduğunu detaylı bir şekilde açıklanıyor.

Suç birçok açıdan geniş şemsiye bir terim.

Neredeyse hastalık gibi.

Hastalıkla dediğimizde neden bahsediyoruz?

Zatürre mi, yoksa kanser mi?

Suç da benzer şekilde aşırı geniş anlamlı bir terim.

Son yıllarda davranış bilimi zihnimizin iki farklı şekilde çalıştığını fark etti.

Bunlardan biri, psikologların

Sistem 2 olarak adlandırdığı, bilinçli, rasyonel fayda-maliyet hesaplaması yapan; diğeri ise psikologların Sistem 1 olarak adlandırdığı, aşırı tepkisel, düşünmeksizin, bilinçaltı düzeyde gerçekleşen bilişsel süreç.

Daha kısa tanımlama ile; hızlı düşünme ve yavaş düşünme denilen sistemler.

Bu nedenle farklı davranışlar farklı bilişsel türlerden kaynaklanır.

Bu yüzden ailenizi doyurmak için bir somun ekmek çalmak, bir tartışmada yaptığınızdan çok daha fazla

Sistem 2 davranışıdır.

İnsanların çok fazla zamanlarının olmadığı ve hızlı düşünmeye bel bağladıkları, kritik anlarda, her zaman en iyi halimizde olmuyoruz.

Hepimiz hata yapabiliriz.

İnsanlar insandır ve bu kişilerarası çatışmanın sonucunu belirleyen şeylerin çoğu, kişinin içinde bulunduğu ruh halidir.

Silahlı şiddeti, toplumdaki diğer tüm sorunları çözdükten sonra düzelebilir mi?

Evet diyen birçok insanın yaşadığı hayal kırıklığı da bu; eğer eğitime daha fazla yatırım yaparsak, sosyal yardım programlarına ve milli gelire, iyi sağlık hizmetlerine daha fazla yatırım yaparsak, yakın zamanda suç oranlarının azalacağı fikrine insanlar sempati duyuyor.

Yoksulluk, ayrımcılık ve diğer tüm bu çok büyük, çok önemli sosyal sorunlardan çok daha kolay değiştirilebilen sosyal çevrenin bazı kısımlarını değiştirerek silahlı şiddet sorununda büyük değişiklikler yapabiliriz deniliyor.

Bunlar son derece önemli.

Daha çok, silahlı şiddet sorununda gerçekten anlamlı bir fark yaratmaya başlamak için bunun üzerine başka neler yapabiliriz diye düşünmeliyiz.

Silahlı şiddet ve silahlı saldırılar, silahların yaygın olarak bulunması ve insanların gergin anlarda silahlarını çekmelerinin engellenmemesi nedeniyle gerçekleşiyor.

Silahlı saldırıların büyük çoğunluğu bir tartışma sırasında oluyor – önceden planlanmış bir şekilde değil-, örneğin kaldırımda birinin size çarpması, size hakaret etmesi gibi durumlarda – ve bu şiddet, bu silahlı saldırı, kimsenin araya girip

" Hey, durun ne oluyor,durun!" dememesi nedeniyle gerçekleşiyor.

Tüm yaklaşımlar silahlı şiddeti

Sistem 2 denilen yavaş düşünme sorunu olarak ele aldı, oysa bu aslında çoğunlukla Sistem

1'in hızlı düşünme sorunu olduğu belirtiliyor.

İnsanların hızlı düşünme yeteneklerinin yanı sıra yavaş düşünme yeteneklerine de sahip olduklarını anlamalarına ve hızlı düşünmelerinin bu gergin anlarda kendilerini sıkıntıya sokabileceğini farkında olabilmeliler.

Bu durumu önceden tahmin etmelerine ve

Derin bir nefes alarak kısa bir zaman dilimlerinde daha iyi hareket etmeleri mümkündür.

Dememişler mi atalarımız;

“ Sabırla koruk helva olur!”diye.

ŞİDDET VE EĞİTİM

Bu iki kelime hiçbir zaman yan yana gelmemeli.

Eğitim meselesine gelecek olursak; elbette, eğitim suç sorununu çözmede çok önemli, çünkü eğitim insanların rahatlık, iyi yaşam beklentilerini artırıyor.

İnsanların yüksek riskli anlarda daha yavaş düşünmeyi ve kendi zihinlerine karşı daha şüpheci olmayı öğrenmelerine yardımcı olur.

Bu da okulların insanlardan yapmalarını istediği her şeyin önemli bir yan ürünü olarak ortaya çıkıyor.

Genel olarak baktığımızda eğitim, birçok açıdan sahip olduğumuz en önemli suç önleme ve silahlı şiddeti önleme aracıdır.

Ezberci öğrenme sistemi bu açıdan sorgulanıyor.

Ezberci eğitim; eğitim amaçları açısından ve okulu olabildiğince suç önleyici hale getirme perspektifinden bakıldığında istenilen sistem olmadığını fark ederiz.

Bu nedenle, okulun işlevini yeniden tasarlamanın başka yolları olmalı.

Silahlı şiddet sorununu ele almada eğitimi daha faydalı hale getirmek mümkün.

Bazı teoriler var geliştirilen;

Kök nedenler teorisi, yoksullukla mücadele önlemlerine ve sağlık hizmetlerine, iş eğitimi fırsatlarına, milli gelir seviyesine artırmaya büyük yatırımlar yapmamız/iyileştirmemiz gerektiğine inanmamıza yol açıyor.

Bir de Kötülük teorisi var.

Kötü insanları mümkün olduğunca uzun süre hapse atarak suç işlemelerini engellemeye çalışmamız gerektiğini yönünde.

Başka bir teori ise;

"Affetmeyen sistem" teorisi

Bu, Sistem 2'nin kasıtlı, yavaş düşünme, teşviklere yanıt verme sorunu değil.

Silahlı şiddet çoğunlukla Sistem 1'in, yani tepkisel, hızlı düşünmenin bir sonucu olduğu savunuluyor.

En önemli nokta bu.

Buradan hareketle, iki tür şey yapmamız gerektiğini söyleniyor.

Çatışmanın tırmanma riskini azaltan sosyal çevrenin yönlerini değiştirmek.

Ve bununla bağlantılı olarak, güvenlik ağı içinde, pozisyonunuz ne olursa olsun, halka açık yerlerde silahların bulunmasının özellikle endişe verici olduğunun farkında olmak.

Silahlı şiddet sorunu sandığımızdan çok farklı boyutlarda olduğunu anlamalıyız.

Silahlı şiddet olaylarından önce caydırıcılığın mümkün olduğunu herkes bilir.

Yakalanma ihtimali artırıldığında

- hırsızlık yaparken yakalanacağınızı biliyorsanız, birini vurursanız hapse gireceğinizi biliyorsanız- suç olaylarının önemli ölçüde azaldığını insanlar biliyor.

Bu durum, insanların beyinlerinin

2. Sistem kısmını tam olarak kullanmasalar bile, hayatları için bir fayda-maliyet analizini yaptıklarının göstergesi.

SUÇUN SOSYAL MALİYETİ

Silahlı şiddet, suçun toplam sosyal maliyetini artıran suç sorununun bir parçasıdır.

Yaşadığımız olaylardan çıkardığımız dersler;

“Silahlı şiddet” sadece tek bir yaralanma/ölüm olayı değildir.

Toplumsal etkileri dalga dalga yayılır.

Sağlık harcamaları, adli süreçler, güvenlik hizmetleri, korku ve güvensizliğin yol açtığı hayat kalitesinin düşmesi, kaygılı bir topluluk, aileler ve topluluklar üzerindeki etkileri…

Bu listeyi uzatabiliriz….

Genel anlamda silahlı şiddet, suç sorununun bir parçasıdır.

Hatasız kul olmaz elbette,

Yine de Kekin sirke küpüne zarardır hesabıyla, sakin kalalım, akılcı düşünelim!