Okul öncesi eğitim dönemi kayıtları sürüyor.
Bu yıla kadar önce kreş-çocuk yuvası- sonra ise
okul öncesi eğitimi aldı küçük torun.
Bu yıl ilkokula başlayacak.
Çocuk eğitimi bir ailenin yaptığı en büyük yatırımdır.
Eğitim yatırımı salt kreş ve okullarla sınırlı değildir.

Eğitim, anaokulundan önce ailede başlar, ömür boyu sürer.
Yıllar çabuk gelip geçecekmiş gibi gelir.
Bir üniversiteye başladığını görsem denir.
Aileler, gelecek zaman içinde üniversite için para biriktirmeyi, doğru ders dışı etkinlikleri seçmeyi, en iyi okulları bulmayı ve çocuklarının başarılı olmasına yardımcı olacak fırsatlar yaratmayı hep düşünürler.
Bunlar gelecek için güzel düşünceler, eylemler.
Anne babalar, hep geleceği düşünürken eğitimin erken yaşlarda başladığını nedense pek dikkate almayabiliyorlar.
EĞİTİM AİLEDE BAŞLAR
Oysa eğitim daha hayatın ilk yıllarında başlar. Bunun örneği Japon çocuklarının eğitim sistemi denilebilir.
Bir çocuk anaokulu sınıfına adım atmadan önce bile öğrenme, iletişim kurma ve dünyayı anlama biçimlerini etkileyecek alışkanlıkları, becerileri ve tutumları geliştirmeye başlar.
Erken çocukluk yılları sadece çocukları okula hazırlama dönemi değildir.
Bu dönem, çocukların yaşam boyu başarı için temelleri atmaya başladıkları dönemdir.
Bir çocuğun özellikle hayatının ilk beş yılı, olağanüstü bir gelişim dönemidir.
Bu yıllarda çocuklar kendilerini ifade etmeyi, başkalarıyla etkileşim kurmayı, oyun oynamayı, sorunları çözmeyi, duygularını yönetmeyi ve etrafı keşfetmeyi öğrenirler.
Bu beceriler, tutumlar her zaman karneye yansımayabilir, ancak başarı için temel yapı taşları olduğu biliniyor.
Bu yaşlarda çocuklar kurdukları oyun dünyası ile kendi dünyalarını kurarlar.
Her nereden öğrendiyse, her konuşmasında önce küçük torun, “Sana bir şey diyeceğim!” diye söze başlar.
Soru sormayı öğrenen bir çocuk merak duygusu geliştirir.
Hayal kırıklığıyla başa çıkmayı öğrenen bir çocuk direnç geliştirir.
Düşüncelerini ifade etmeyi ve başkalarını dinlemeyi öğrenen bir çocuk, eğitim hayatı, kariyeri ve ilişkileri boyunca kendisine fayda sağlayacak beceriler geliştirir.
Erken çocukluk eğitimi çoğu zaman dar bir bakış açısıyla, yani sadece kreş olarak ele alınıyor. Güvenli ve destekleyici bir ortam sağlamak elbette önemli olsa da kaliteli erken öğrenme sadece gözetimden ibaret değildir.
Çocukları düşünmeye, keşfetmeye, yaratmaya ve özgüven geliştirmeye teşvik eden deneyimler yaratmakla ilgilidir.
AKRAN EĞİTİMİ VE OYUN
Minikler en iyi şekilde etkileşim halindeyken öğrenirler.
Oyun içinde oyun öğrenirler.
Oyun, keşif, sohbet ve ilgili eğitimciler ve akranlarıyla anlamlı etkileşimler yoluyla öğrenirler.
İyi tasarlanmış bir erken öğrenme ortamı, çocukların kendi hızlarında gelişmelerine olanak tanırken yeteneklerini genişletmelerini ve yeni ilgi alanları keşfetmelerini teşvik eder.

Dünyanın ve hayatın değişim hızına yetişemiyoruz.
Hızla değişen bir dünyada bu her zamankinden daha önemli.
Başarıyı tanımlayacak beceriler, bilgiyi ezberlemekle sınırlı değildir.
Teknoloji, yapay zeka uygulamaları her zamankinden daha fazla bilgiye erişim sağlayabilir ancak çocuklar yine de uyum sağlama, iş birliği yapma ve yenilik yapma yeteneklerini sağlayan benzersiz insan becerilerine, ilişkilere ihtiyaç duyarlar.
Akran eğitimi bu yönden önemlidir.
Merak, yaratıcılık, eleştirel düşünme ve duygusal zeka, bir çocuk ilkokula başladığında aniden ortaya çıkan beceriler değildir.
Bunlar, erken yaşlardaki deneyimler ve çevrelerindeki yetişkinlerden aldıkları teşvik yoluyla kademeli olarak gelişir.
Hayatın bu döneminde en önemli rolü anne baba ve aileler oynar. Birlikte okumak, sorular sormak, keşfetmeyi teşvik etmek ve çocukların fikirlerini paylaşmaları için fırsatlar yaratmak, güçlü bir temel oluşturmaya yardımcı olur.
Anne babalar ayrıca çocuk gelişimini anlayan ve genç öğrencilerin gelişebileceği ortamlar yaratmayı bilen arkadaşlarI ve dostları olmasından da fayda görürler.
Çocuklarla beraber bir parti, bir oyun ya da herhangi bir etkinlik düzenleme ve katılma gibi.
Aileler ve okul öncesi eğitimciler arasındaki ilişki, bir çocuğun sahip olabileceği en önemli ortaklıklardan biridir.
Aileler ve eğitimciler birlikte çalıştığında, çocuklar sosyal, duygusal ve akademik olarak gelişmelerine yardımcı olan tutarlı bir destek alırlar.
OKULUN İLK GÜNLERİ
Çocukların okula başlaması ilk başta zor olabilir.
Buradaki zorluk, çocukları okulun ilk gününe hazırlamaktan çok daha fazlasını içeriyor.
Bunun yerine, onları hayata özgüvenle, merakla ve öğrenme isteğiyle yaklaşmaya hazırlamaya önem vermeliyiz.
Her anne baba çocuğunun başarılı olma fırsatlarına sahip olmasını umar.
Ancak başarı, üniversite başvurusu, ilk iş veya büyük bir başarıyla başlamaz.
Başarı, yıllar önce yaşanan küçük adımlarla başlar; bir çocuk bir fikri paylaşmayı, bir problemi çözmeyi, bir soru sormayı veya bir zorluğun üstesinden gelmeyi öğrendiği anlarla.
Anne babanın bu erken yıllarda yaptıkları yatırımlar her zaman hemen görünür olmayabilir, ancak temelleri ömür boyu sürecektir.
Anaokulundan önce geliştirilen beceriler ve alışkanlıklar, çocukların kendilerini öğrenci olarak nasıl gördüklerini ve çevrelerindeki dünyayla nasıl etkileşim kurduklarını biçimlendirir.
Geleceğimiz çocuklarımızdır.
Gelecek, her seferinde bir çocukla inşa edilir.
Ve bu geleceğe yapılan en önemli yatırım, ilk sınıfa, ilk sınava veya bir üniversiteye başlamadan çok önce başlar.
Çocuklara en başından itibaren keşfetmeleri, büyümeleri ve başarılı olmaları için ihtiyaç duydukları araçları vermekle başlar.
“DÜNYAYI VERELİM ÇOCUKLARA
Hiç değilse bir günlüğüne,
Allı pullu bir balon gibi oynasınlar,
Oynasınlar türküler söyleyerek yıldızların arasında,
Dünyayı çocuklara verelim,
Kocaman bir elma gibi verelim,
sıcacık bir ekmek somunu gibi
Hiç değilse bir günlüğüne doysunlar,
Bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
Çocuklar dünyayı alacak elimizden,
Ölümsüz ağaçlar dikecekler.”
Next