Gözlemsel çalışmalara göre; ortalama olarak daha fazla ışığa maruz kalan kişilerin, güneş ışığına fazla maruz kalmayan kişilere göre birçok hastalığa yakalanma oranları daha düşük olması ve daha uzun ömürlü olurlar.
Güneş, hala anlamaya çalışılan nedenlerden dolayı, aşırı aktif bağışıklık sistemini bir nebze de olsa yatıştırdığı ve metabolizmayı biraz iyileştirdiği konusunda kanıtlar ileri sürülüyor.
Güneş ışığının bağışıklık sistemini baskıladığı uzun zamandır biliniyor.
Mesela, deri ışığı algıladığında vücuda bir sürü sinyal molekülü gönderir. Bu durum sirkadiyen ritimlerinizi etkiler; gün içinde ne zaman ne yapacağınız, aktivitenizi ne zaman artıracağınız, onarım çalışmalarına ne zaman başlayacağınız, yiyeceklerin ne zaman geleceğini tahmin edebileceğiniz gibi her şey bu sirkadiyen saatlere bağlı ve deri de bu saat ağının ana düzenleyicilerinden biri olarak ortaya çıkar.
Yani derimiz, gün boyunca ve gece boyunca bizi doğru yolda tutmaya yardımcı olur ve tüm bu sinyal molekülleri aracılığıyla vücuda önemli bilgiler iletiyor gibi görünüyor.
Bunlar henüz bilimsel çalışmaların başlangıcı, bu konuda daha bilinmeyenler, bilinenlerden hayli çok. Çok şey öğrenmemiz gerekiyor.
Pandemi döneminde hepimiz evlere kapandık. Dışarıya adım bile atamadık. Genel olarak baktığımızda kapalı mekanlarda geçen hayatın insan sağlığı için pek de sağlıklı olmadığını gördük.
Şunu anladık, özgürce dışarı çıkıp dolaşmak herkesi mutlu ediyor.
Her şeye rağmen güneş ışığına maruz kalmanın tamamen risksiz olduğunu söylemeye gerek var mı, hele günümüzde?
Tabii ki yok.
KİM KORKAR GÜNEŞTEN?
Güneş ışığına daha fazla maruz kalmanın deri kanseri riskini artırdığını biliniyor. Bu kanıtlanmış.
Deri kanseri büyük bir ölüm nedeni veya ciddi hastalık nedeni olarak algılanmıyor. Bunun hakkında çok şey duyuyor, okuyoruz.
Deri kanserleri çok yaygın ancak yaygın olanlar genellikle büyük sağlık etkilerine sahip olmayanlar ve bir çeşit deri kanseri olan melanom gibi çok daha tehlikeli olanlar kadar yaygın değil.
Verilere göre melanom deri kanserlerinin çok azını oluşturuyor.
Yani dışarı çıktığınızda, orta miktarda güneş ışığı aldığınızda, deri kanseri riskinizi artırmada çok az bir etkisi oluyor.
Yapılan çalışmalarla daha büyük bir faktör gibi görünen şey, özellikle erken yaşlarda güneş yanığı geçmişi hikayesi. Bu daha yüksek melanom oranlarıyla ilişkilendiriliyor.
Bu konuya dikkat etmek gerekir.
Aslında ömür boyu güneş ışığına maruz kalmayla bir ilişkisi olmadığı belirtiliyor. Daha çok güneş yanıkları ve aralıklı güneş ışığına maruz kalmayla ilgili.
Bu durum, çok açık tenli insanlarda çok daha yüksek seviyelerde görülüyor. Bu durumda ten rengine göre önerilere dikkat etmek önemli.
HALK SAĞLIĞININ SESİ
Çok açık, koyu ve orta ten tonlarına sahip insanlar için farklı miktarlarda güneş ışığına maruz kalma önerilerini bazı ülkelerde halk sağlığı yetkilileri yayınladılar.
Ama korku şu ki, bazı insanlara az güneş ışığının iyi geldiğini telkin ederseniz, insanlar her zamanki gibi bundan kuşku bile duyabilir.
Tam aksine, “Belki de çok güneş ışığı benim için daha iyidir” diyebilirler.
Bu tür tavsiyeler güven esasına dayalıdır ve halka yönelik tavsiyeler kafa karıştırıcı olabilir.
Ama her ne olursa olsun güneş yanığının hiçbir şartta insanlar için iyi bir şey olmadığını hatırlatmak belki daha uygun bir ifade olabilir.
Kesinlikle güneşte kavrulmayın ve güneş yanığı olmayın.
Her durumda, güneş yanığına yol açacak kadar güneşten uzak durmak gerekir.
Bizde “azı karar, çoğu zarar!” denir ya, abartmadan, aynen öyle.
Güneşi kötülemekten ziyade çevrede dolaşırken birkaç dakikalık hafif güneş ışığına maruz kalma konusunda endişelenmeye gerek var mı?
Yok diyebiliriz, tabii ki istisna olarak çok hassas değilseniz.
İster sabah güneşi ışığı vursun, isterse akşamüstü güneşe çıkmak, güneşli havada dolaşmak insana iyi geliyor.
Dışarıda güneşli bir havada günün keyfini çıkarmak için vakit geçirirken yine de uygun güneş koruma önlemlerini almayı unutmayın.
Güneşli havalara veda etmeden!
Next