Bugün 3 Mayıs, Dünya basın özgürlüğü günü.

Gazetecilik, yani basın, demokrasilerde 4. kuvvettir.

Toplumu bilgilendirme, şekillendirme,

özgür düşünceyi yayma ve

denetim mekanizması işlevleriyle,

halkın iradesini yansıtan bağımsız

bir gözlemci rolü ile hayati bir rol oynar.

Ancak dünya çapında önemli zorluklarla karşı karşıyadır.

Basın özgürlüğünden bahsedilse de;

sansür, yıldırma ve şiddet birçok bölgede gazeteciler için

yaygın sorunlar olmaya devam etmektedir.

Günümüzde ise özellikle sosyal medya ve

dijital platformlar "5. Güç" olarak adlandırılmaktadır.

Sahte haberler, tıklama tuzağı ve

aşırı taraflı habercilik örnekleri ,

modern medya ortamında endişe verici noktalar olup,

bazen kısıtlamasız gazeteciliğin topluma sağladığı

daha büyük faydayı gölgede bırakabilmektedir.

Elbette, gazetecilik gibi önemli işi yapabilme yeteneği

dünyanın dört bir yanında önemli ölçüde farklılık gösterebilir.

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ KARNESİ: ZAYIF

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü,

her yıl 3 Mayıs'ta kutlanan

Dünya Basın Özgürlüğü Günü öncesinde olduğu gibi

2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'ni yayınladı.

Bu yılki rapora göre, dünyadaki basın özgürlüğünün

son 25 yılın en düşük seviyesinde olduğunu ve

endeksin tarihinde ilk kez değerlendirilen

180 ülkenin 100'ünde

basın özgürlüğünün azaldığını da belirtiyor.

Dünya çapında basın özgürlüğünü değerlendirmek için

kullanılan beş göstergeden (gazeteciliğin ekonomik,

yasal, güvenlik, siyasi ve sosyal ortamlarını

belirleyen göstergeler) yasal gösterge

bu yıl en keskin düşüşü gösterdi.

Rapora göre; gazeteciliğin dünya çapında

giderek daha fazla suç haline getirildiğinin

açık bir işareti olarak açıklandı.

Endekste en kötü kategoride 42 ülke bulunduğu belirtiliyor.

Bu ülkelerde basının durumu "çok ciddi" olarak değerlendiriliyor.

Basın için en baskıcı ülkeler olarak kabul edilen listenin

son üçlüsü ise; Çin (178. sırada), Kuzey Kore (179. sırada) ve

Eritre (180. sırada).

Bu yılki basın özgürlüğü sıralamasında

en iyiler ise; Norveç ,onuncu yıl

üst üste listenin en başında,

onu Hollanda ve Estonya takip ediyor.

Sınır Tanımayan Gazeteciler veri tabanına göre;

ne yazık ki Türkiye'163. sırada.

Türkiye özelinde; basın özgürlüğünü

kısıtlamak için kullanılan;

terörle mücadele yasaları”, “dezenformasyon",

" Cumhurbaşkanına hakaret " ve

"devlet kurumlarını karalama" gibi suçlamalar

gazeteciliği baskı altına almak ve

medya çalışanlarını hapse atmak için

düzenli olarak araçsallaştırıldığını rapor etmiş.

Sonuç olarak; Türkiye'de otoriterliğin

giderek güç kazandığını ve

medya çoğulculuğunu sorgulandığı,

eleştirmenleri susturmak için

her türlü yöntemin kullanıldığı belirtilmiş.

https://rsf.org/en/country-t%C3%BCrkiye

Ana akım medyaya duyulan güvensizlik de yaygın.

En gelişmiş kabul edilen ülkeler (Fransa,Japonya…) de bile.

Neden güvensizlik var?

Geleneksel medya sektöründe,

toplumda güvensizliği körükleyen

bir dizi sorun sıralanabilir.

Siyasi yandaşlık ve habercilik,

taraflı habercilik suçlamalarına yol açar.

Öte yandan gazetecilik etik standartlarındaki düşüş sayılabilir.

Sansasyonellik ve gerçeklere dayalı habercilik yerine

"tıklama tuzağına" odaklanma, güveni daha da aşındırıyor.

Bir de dijital medyacılık etkisi ile

alternatif bilgi kaynaklarında bir artış söz konusu.

Sosyal medya ve alternatif haber kaynakları,

geleneksel medyanın otoritesine meydan okuyor.

Bu kaynaklar genellikle farklı anlatılar sunarak

kafa karışıklığına ve güvensizliğe katkıda bulunduğu belirtiliyor.

Her şeye rağmen sahte haberlerin ve

nefret söyleminin yayılmasını engellerken

basın özgürlüğü dikkate alınmalıdır.

Dünya Basın Özgürlüğü Günü kutlu olsun