Malum eğitim ve öğretim sezonumuz Eylül ayı itibariyle başlıyor. Sonbaharın ilk ayı aynı zamanda eğitim ve öğretim sezonunun da açılışı. Milyonlarca öğrenci ve öğretmenimiz yaz boyunca verilen aradan sonra yeni sezona başlıyor.

Bu yıl ülkemizde 20 milyonu aşkın öğrencinin yanı sıra bir milyonu aşkın öğretmenle eğitim çalışmasına başlıyoruz. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin eğitim yılının başlamasına ilişkin yaptığı açıklamasında; “Türkiye Yüzyılı hedeflerimize ulaşmak adına yeni eğitim öğretim yılında da hep birlikte azim ve sebatla çalışacağız" diyor. Hep birlikte çalışacağız çalışmasına da çalışması ve hazırlık yapması gerekenlerle yardımcı olması gerekenler ayırımını da iyi yapmak gerekiyor.

Ailelerin okul sezonuna hazırlık süreçleri çoğunlukla sıkıntılı geçmekte. Giyim ve kırtasiye hazırlıkları, okul kayıtları, servis ayarlamaları, adaptasyon derken bir sürü iş ile meşgul olmak gerekiyor. Bunların ekonomik bedelini ödemenin de sıkıntısını buna eklemek gerekiyor.

Sıkıntıyı çekenler elbette sadece veliler ve öğrenciler değil. Milyonlarca öğrenciyi en iyi koşullarda eğitmek için görevli bulunan başta Milli Eğitim Bakanlığı ve bağlı il Müdürlüklerinde çalışan bürokrat ve idareciler de hazırlık aşamasında eksikliklerin giderilmesi için büyük çaba sarf etmektedirler. Ailelerden farkları kendilerinin şikâyet edecek bir mercilerinin bulunmaması. Bizler onlardan eksiklikler konusunda şikâyetçi olurken onların şikâyet edecek bir mercileri ne yazık ki yok.

Bir de sürecin yükünü omuzlarında taşıyan değerli öğretmenlerimiz var elbet. Onları her iki taraftan gelen sıkıntılara katlanmanın yanı sıra aynı zamanda yaşam şartlarından gelen sıkıntıları da göğüslemek zorundalar. Bir yandan evlatları gibi gördükleri öğrencileri, bir yandan aileleri ve diğer yandan eğitim iş kolundaki sıkıntılar.

Bütün bunlara rağmen yinede eğitimin vazgeçilmez olduğunu ve gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini belirtmemiz gerekiyor. Bu konuda ise sorumluluk bizi idare eden yöneticilerdedir. Başta Milli eğitim harcamaları için bütçede ayrılan miktarın öncelikli tercih haline getirilmesi lazım. Yani önce eğitimin payı ayrılmalı sonra diğer kalemlere veya bakanlıkların bütçelerini bakılmalıdır.

Neden mi?

Nedenini bir örnek ile açıklayalım. Beyaz Zambaklar Ülkesi kitabını çoğumuz okumuşuzdur. Snelman bu çalışmada Finlandiya örneğini vermektedir. Bu konu ile ilgili şu belirlemesi dikkat çekmektedir:

“İstediğiniz kadar kusursuz anayasallar yapın, seçim hususunda halka istediğiniz kadar haklar tanıyın; eğer çocuklarız, olması gerektiği gibi eğitilmezse, hayata bir hiç olarak girerse, parlamentolar ve bütün hukuk düzeni yerli yerinde olsa da sosyal hayat, yine sorunlarla dolacaktır. Bu kuşaktan gelen memurlar, vurdumduymaz; bakanlar ise siyasi cambaz olur. Milletvekilleri çıkar peşinde koşar. Okullar, yeni neslin kafasını ve kalbini kurutan, kavuran yerler olur. Basın, sokaklarda kendini satışa çıkaran, allı pullu kadınlara döner. Aç veya tok halk kitleleri, kendilerine yabancı olan bir şeye ve bilhassa elit kesimlere mensup kişilere karşı nefret, kıskançlık duyguları beslemeye başlar” Bana göre müthiş bir tespit.

Şimdi gelelim ilimizdeki duruma Eğitim-Bir-Sen Batman İl Başkanı Şehmuz Önlü, 2023-2024 eğitim öğretim yılı, hayat şartlarının zorlaştığı, alım gücünün düştüğü, eğitim öğretim masraflarının arttığı, iyileştirmelere ve yeni gelişmelere rağmen istenilen seviyeye gelinemediği bir zeminde, sorunların gölgesinde başladığını belirtti. Aynı açıklamada ilimizde halen 50 okulumuzda ikili eğitimin verildiği belirtilmektedir. Yani okul sayımızda hatırı sayılır bir eksiklik söz konu.

İl genelinde 660 okulumuz,9694 öğretmen ve 171894 öğrencimizin bulunduğu resmi verilerde görünmektedir. Bu eğitim sezonunda sayılarda her ne kadar değişiklik olmuşsa da yine hem bina hem de öğretmen açığımızın bulunduğu ortada. Yetkililerin bu soruna bu yönüyle bakmaları gerekmektedir. Bize her yapıdan önce eğitim için okul lazım. Eğitim meselesini çözümlemezsek Snelmanın yaptığı tespitlerle karşılaşmamız kaçınılmaz olur. Onun için reklamdan vazgeçip asıl meselelere gelmemiz ve eğitime gerekli bütçeyi ayırarak bu alandaki eksiklikleri gidermemiz daha faydalı olacaktır. Kulvar değişikliği yaparak çağ atlatamayacağımızın bilinmesinde fayda var. Bin öğretmen eksiği ve en az elli okul ihtiyacı ile sezona başlamak pek iç açıcı olmasa gerek. Bütün sıkıntılara rağmen eğitim camiasına başarılar diliyoruz