Toplumun en zayıf halkası doğal olarak engelli ve yaşlı vatandaşlarımızdır. Gelir kaynakları sınırlı veya yoktur. Aileleri de çoğunlukla düşük gelir sınıfında bulunmaktadır. Durumlarından dolayı genelde göz önünde bulunmazlar. Karşı karşıya kaldıkların engellerin yanı sıra bir de kapalı ortamda kaldıkları için ikinci kez imkânsızlıklar ve sıkıntılar içerisinde yaşamaktadırlar.

Ülkemizde 2011 yılında kuruluşu gerçekleştirilen aile ve Sosyal politikalar bakanlığı daha sonra 2018 yılında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile birleştirilerek "Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı" adını aldı.2021 yılında yapılan yeni bir düzenleme ile Bakanlık Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olarak görevini sürdürmektedir. Bu bakanlığımızın bünyesinde oluşturulan Engeliler ve Yaşlılar Genel Müdürlüğü engelliler konusunda illerde bulunan Sosyal Hizmetler İl Müdürlükleri vasıtası ile hizmetler yürütmektedir.

Ülkemizde yapılan araştırmalara göre engelli bireylerin oranı yaklaşık %5-6 oranında bulunmaktadır. Yani kaba bir hesaplama ile 85 milyon nüfuslu ülkemizin yaklaşık olarak 4.5 milyonu engelli durumda bulunmaktadır. Bu vatandaşlarımızın bakımını sosyal devlet olmanın gereği olarak devletin üstlenmesi gerekmektedir. Lakin devlet dediğimiz kavram gökten zembil ile inmiş değil. Bizim oluşturduğumuz bir yapı. Böylesi dev bir sorun ile başa çıkmak için toplumun ve engelli vatandaşların yakınlarının da bir iyi niyet ve güzel bakış açısının olması gerekiyor. Engellileri şefkat ve merhamet ile yaklaşmanın yanı sıra onların da bizim gibi vatandaşlar olduğunu ve sosyal imkânlardan yararlanmaları gerektiğini bilmemiz gerekiyor. Konuyu ilimize indirgersek ilimizde de Aile ve sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü dört merkezde engelli vatandaşlarımıza hizmet vermektedir. Üç özel ve bir kamu merkezinde yaklaşık olarak 320 vatandaşımız hizmet almaktadır. Bu vatandaşlarımız için müdürlük tarafından 2022 yılında yaklaşık olarak 15 milyon TL harcama gerçekleştirilmiştir. Bu rakamın bu yıl içinde yaklaşık iki katına çıkması muhtemeldir. Yine engelli kartı alan vatandaşlarımızın sayısının 12 bine yaklaştığını görmekteyiz. Altı yüz bine yaklaşan il geneli nüfusumuz göz önüne alındığında Türkiye ortalamasına göre ulaşmamız gereken daha çok sayıda vatandaşımızın olduğu da açıktır.

Araştırmalarda ortaya çıkan diğer bir husus ise engellilerin engel durumları ile ilgilidir. Zihinsel ve ruhsal ve duygusal engelli oranının yüksekliği bizleri düşündüren temel etken olmalıdır. Eldeki verilere göre engellilerin %17’si zihinsel engellidir. Ruhsal ve Duygusal engelli oranı ise %8 civarında. Ortopedik engellilerin %14,görme engellilerin %9.5, İşitme engellilerin % 7.97, Dil ve konuşma engellilerin %2 olduğu toplumumuzda diğer kesimi süreğen hastalar oluşturmaktadır.

Aynı oranı ilimize uygularsak karşı karşıya kaldığımız sorunun büyüklüğü de ortaya çıkmaktadır. Engellerin tabelalar üzerinde yazan öncelik haklarının gerçek yaşamda da yerine gelmesi için toplumsal duyarlılığın artırılması ve süreklileştirilmesi gerekmektedir. Bunu sadece kurumlarda beklemek da doğru bir tavır olmayacaktır. Sosyal ve toplumsal yapımız bireyselliği ön plana alan bir yapı değildir. Bu nedenle bizler de sorumluluğumuzu üstlenmek durumundayız. Engellilerin daha rahat bir şekilde toplum ile entegrasyonunun sağlanması için gerek kurumlarımızın gereksi biz vatandaşların üzerlerine düşeni yapması bir zorunluluktur.

Her yıl Birleşmiş Milletler e üye olan 156 ülkenin kabul ettiği 10-16 Mayıs günleri arasında kutlanan hafta içerisindeki etkinliklerle engellilerin sorunlarına derman olmayacağımız açıktır. Başta toplu taşıma ve temel gıda maddesi yardımı olmak üzere toplumumuzun bu kesimine yönelik duyarlılığın artırılmasını zorunluluk olarak görüyoruz. Çalışmaları elbette takdirle karşılıyoruz lakin sahada gördüklerimiz yapılanların derde yeterince derman olmadığı yönündedir. Kimseyi suçlamadan ve yadırgamadan duyarlılık çağrısı yapmak görevimiz. Herkesin görevini layıkıyla yapması ve duyarlı olması da beklentimizdir.