Yeni okul yılı, özellikle anneler olmak üzere birçok aile için ilave sorumluluklar getiriyor. Okul yılının başlangıcı, veliler için yapılacaklar ve alınacaklar listesini de beraberinde getiriyor.

Okul malzemeleri satın almak, idarenin verdiği, paylaştığı formları takip etmek, okul servisini ayarlamak, öğretmenlerden ve idarecilerden gelen istekleri dikkate almak…

Birçok aile bu sorumlulukları paylaşmaya çalışsa da, görünen o ki anneler çocuklarının okul hayatıyla ilgili işlerin daha büyük bir kısmını üstleniyor.

Sadece okul veli toplantılarına, etkinliklerine katılmak veya zamanında doktor randevularını ayarlamak, okul sonrası aktivitelere kaydolmak ve öğretmenlerden ve yöneticilerden gelen telefonlara cevaplamak gibi göze batmayan işler de vardır.

Okullar ilk olarak kiminle iletişime geçiyor?

Okulların, babalardan ziyade annelerle iletişime geçme eğiliminde olduğu görülüyor. Çünkü annelerin çocuk bakımına babalardan daha fazla zaman ayırdığı uzun zamandır kabul edilmektedir.

Son yıllarda erkekler daha fazla sorumluluk üstlenmiş olsa da, kadınlar hala çocuklarına ve evlerine bakmak için daha fazla zaman harcamaktadır.

Zaman ayırma meselesi önemlidir çünkü çocuk bakımının nasıl paylaşıldığı, anne-babanın çalışma takviminden çok daha fazlasını şekillendirir. Kronik strese ve tükenmişliğe katkıda bulunabilir ve eşlerin ilişkilerindeki adalet algısını etkileyebilir.

Ayrıca, çalışma saatlerini, terfi fırsatlarını ve kazançlarını etkileyerek anne-babanın kariyerlerini de etkileyebilir.

Yapılan sosyal çalışmalarda okulun, babaların anneler kadar hatta onlardan daha fazla ulaşılabilir olduklarını gösteren bilgiler verilmiş olsa bile, çocuklarıyla ilgili konularda iletişime geçilecek varsayılan ebeveyn olarak hala anneleri gördüğünü göstermektedir.

Tek bir görüşme önemsiz gibi görünebilir. Ancak bir okul yılı boyunca ve doktor muayeneleri, spor takımları, kamplar ve diğer etkinlikler boyunca bu aramalar, düzenlemeler birikerek önemli bir sorun haline gelebilir.

Ailelerin zamanına bir yük daha eklerler ve bu yük orantısız bir şekilde annelerin omuzlarına biner.

Anne-babalık görevlerinin eşitsiz dağılımı, yalnızca ev içindeki kararlarla değil aynı zamanda evin dışındaki beklentiler ve işlerle de şekillenir.

Birçok okul, ailelerin öncelikle kiminle iletişime geçileceğini belirlemesine veya farklı durumlar için farklı kişilerle görüşmesine olanak tanır.

Bu rutinler okul yılının başında oluşturulduğu için, bu tercihleri açıkça belirtmek, okul iletişiminin her ailenin sorumlulukları nasıl paylaşmayı seçtiğini daha iyi yansıtmasına yardımcı olabilir.

Ne var ki okullar hala iletişime geçilecek varsayılan veli olarak anneleri görüyor.

Anneyi aramak daha iyi.

Siz ne dersiniz?