Eski dönemlerde “Tüfek icat oldu, mertlik bozuldu!” denirdi.
Şimdi de dijital teknolojiler ve sosyal medya hayatımıza girdi. Bir yandan hayatı kolaylaştırırken, öte yandan siber zorbalık konusu gündeme oturdu.
Dünyadaki her ülkede, hele eğitim-öğretim döneminde, en çok tartışılan konuların başında.
Günümüzde 7’den 70’e dijital teknoloji kullanmayan kalmadı.
Akıllı teknolojiler sayesinde sosyal medya etkileşimleri arttı.
Mesajlar, mesajlar, paylaşımlar…
Mesajlarla, paylaşımlarla siber zorbalık da yapılabiliyor.
Siber zorbalık denilen şey; mağdurlara kasıtlı ve tekrar tekrar zarar vermek için dijital teknolojiyi kullanan bir zorbalık biçimidir.
Yeni yetmeler ve ergenler arasında giderek yaygınlaştığı bildirilmektedir.
Özellikle sosyal medya bağlamında ve gençler arasında artan ruh sağlığı sorunlarına ilişkin endişeler nedeniyle bu konuya dikkat çekilmektedir.
Siber zorbalık hali; onu diğer şiddet veya çatışma biçimlerinden ayıran üç bileşeni vardır.
Özel olarak, zorbalık; gençler tarafından gerçekleştirilen istenmeyen saldırgan davranış olup, algılanan veya gözlemlenen bir güç dengesizliğini içerir ve tekrarlanır veya tekrarlanma olasılığı yüksektir.
Zorbalık fiziksel, sözel ve/veya ilişkisel olabilir ve siber zorbalık durumunda teknoloji bağlamını içerebilir.
Siber zorbalık tanımları her zaman mağdurlara kasıtlı ve tekrar tekrar zarar vermek için dijital teknolojinin (örneğin, bilgisayarlar, cep telefonları) kullanımını içerir. Ancak bu tanımlar nadiren güç dengesizliğini içerir.
Tekrarlamanın anlamı ve önemi konusunda bazı tartışmalar ve kafa karışıklıkları olmuştur.
Mesela, geniş bir kitleye ulaşan ve tekrar tekrar görüntülenme veya yayınlanma potansiyeli olan çevrimiçi bir gönderi bu kriteri karşılıyor mu?
Güç dengesizliği [örneğin, teknolojik uzmanlık, sosyal statü veya anonimlik bir güç dengesizliğine katkıda bulunuyor mu, yoksa onu mu oluşturuyor?
Bu konular siber zorbalık yönünden tartışılıyor.
Siber zorbalık türleri denildiğinde; siber zorbalığın en yaygın biçimlerinin kötü veya incitici paylaşımlar, grup sohbetlerinden dışlama, dedikodu yayma ve teknoloji kullanarak birini aşağılama veya utandırma biçimlerindedir.
Siber zorbalığın sadece bunlarla sınırlı değil, çevrimiçi taciz veya siber takip, fotoğraf düzenleme veya deepfake (mesela, yüzleri/sesleri değiştirme veya yerine koyma), kimlik hırsızlığı/taklit, kandırma/ifşa etme/dokslama (mesela, birini özel bir şeyi açıklamaya kandırıp bunu kamuoyuyla paylaşma), kışkırtma/trollük (örneğin, düşmanca mesajlar yayınlayarak tepkileri kışkırtma), siber teşhir (mesela, rıza olmadan cinsel içerikli görüntüler gönderme), izinsiz, çaktırmadan kayıt (mesela, birini rıza olmadan kaydetme ve videoyu çevrimiçi yayınlama) ve dijital kendine zarar verme (mesela, genellikle anonim olarak kendisi hakkında zararlı içerik yayınlama) gibi çok geniş konular.
Siber zorbalık, artan yaygınlığı, ruh sağlığı sorunlarıyla bağlantısı ve gençlerin sosyal medya kullanımına ilişkin daha geniş endişeler nedeniyle giderek büyüyen bir halk sağlığı sorunudur.
ÖNLEME VE MÜDAHALE
Siber zorbalık, çocuk ve ergenlerin ruh sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olan yaygın bir sorun.
Bu sorunu en iyi şekilde nasıl önleyeceğimizi ve ortaya çıktığında nasıl müdahale edileceği son derece önemli.
Önleme çabalarının çoğu okul ortamına odaklanırken, ailelerin eğitim ve destek yoluyla sürece dahil edilmesi de kritik önem taşır.
Siber zorbalık, okullar ve eğitimciler için endişe kaynağıdır.
Bu nedenlerle öğrencilerin/gençlerin zamanlarının büyük bir bölümünü okulda, sınıfta geçirmeleri nedeniyle, okullar siber zorbalığın önlenmesi ve müdahalesi için önemli ortamlardır.
Siber zorbalığa daha özel olarak odaklanmak için, çevrimiçi ortamda sosyal ve duygusal öğrenme becerilerine (mesela, iyi kararlar verme, saygı gösterme, dijital cihazları kullanırken eleştirel düşünme) ve öğrencilerin dijital teknolojiyi güvenli bir şekilde nasıl kullanacaklarına (mesela, gizlilik koruması, dijital ayak izleri, siber zorbalık) odaklanan dijital vatandaşlık eğitimi önerilmektedir.
Bununla birlikte çevrimiçi güvenlik becerileri (mesela, saldırganı engelleme, hesabı silme), olumsuz çevrimiçi deneyimi bilişsel olarak yeniden çerçeveleme ve durumu görmezden gelmeyi seçme gibi diğer ilgili beceriler/stratejiler, siber zorbalık mağdurları için duygusal sıkıntının azalmasıyla ilişkili bulunmuştur.
Bugünlerde ise; gençlerin dijital teknoloji ve sosyal medya kullanımına ilişkin artan endişeler, okullarda cep telefonlarının yasaklanmasına yönelik dünya çapında büyüyen bir girişime yol açmıştır.
Bu girişim ve yasaklamalar tartışmalı olsa da, eğitimciler genellikle cihaz kullanımını sınırlamanın okulda dikkat dağıtıcı unsurları (mesela, siber zorbalık) azaltabileceği ve öğrenme ortamını iyileştirebileceği beklentisiyle bu çabaları desteklemektedir.
AİLELERİN ROLÜ?
Günün ve gecenin her saatinde meydana gelebilen siber zorbalığı önlemek yalnızca okulların sorumluluğu değildir ve eğitimciler, siber zorbalığın önlenmesi ve müdahalesinde aileler, bakıcılar ve toplum üyeleriyle iş birliğinin önemini kabul etmektedir.
Öğretmenlerin siber zorbalığı önleme konusunda sınıf tabanlı programlamadan ziyade aile-okul ortaklıklarını ve iş birliğini önermektedir.
Ayrıca, okul danışmanları, rehber öğretmenleri, ebeveynlerin kurallar ve beklentiler belirlemede ve çocuklarının çevrimiçi davranışlarını izlemede aktif olmaları gerektiğini belirtmektedir.
AH SİBER ZORBALIK!
Siber zorbalık, yani dijital teknolojinin kurbanlara kasıtlı ve tekrar tekrar zarar vermek amacıyla kullanılması, giderek yaygınlaşıyor.
Dijital medya kullanımına harcanan süre ile olumsuz ruh sağlığı belirtileri arasında yalnızca zayıf bir ilişki bulunmasına rağmen, sosyal karşılaştırmalar, bir şeyleri kaçırma korkusu, uyku bozuklukları, zarara maruz kalma ve duygusal bulaşma, sorunlu kullanım ve siber zorbalık gibi medya kullanımıyla ilgili bazı süreçlerin olumsuz etkilere yol açma olasılığı daha yüksektir.
Siber mağduriyet, içselleştirme semptomları (mesela, depresyon, kaygı) ve düşük öz saygı ile orta düzeyde, eş zamanlı, uzunlamasına ve çift yönlü bağlantılar gösterirken, siber zorbalık yapmak stres, depresyon, intihar düşüncesi, saldırgan davranış, düşük öz saygı ve daha sonra madde kullanım riskinde artışla küçük ila orta düzeyde ilişkiler göstermektedir.
Depresif belirtiler, sosyal izolasyon, algılanan sosyal desteğin düşük olması ve sorunlu bilişsel süreçler (mesela, olumsuz bildirimler, uyumsuz inançlar) ve başa çıkma stilleri (mesela, sürekli düşünme, kaçınma), siber mağduriyet ile daha kötü ruh sağlığı arasındaki ilişkiye aracılık etmektedir.
Siber mağduriyetin ruh sağlığı üzerindeki olumsuz etkisi, (çocuklar ve genç ergenlere kıyasla) daha büyük ergenler ve genç yetişkinler ile LGBTQ+ gençler için daha güçlüdür; duygu düzenleme, bilişsel yeniden değerlendirme, öz şefkat, olumlu ebeveyn-çocuk ilişkileri ve okula aidiyet ve bağlılık duyguları, siber mağduriyetin olumsuz ruh sağlığı sonuçları üzerindeki etkisini azaltabilir.
Okullardaki siber zorbalık önleme ve müdahale programları ile daha geniş kapsamlı sosyal-duygusal öğrenme programlarının siber zorbalığı azaltmada etkili bulunmuştur; ailelerin dahil edilmesi önleme açısından kritik öneme sahiptir, okul personeli tarafından bu yönetme tercih edilir ve zorbalık ve mağduriyeti önemli ölçüde azaltmada etkili olduğu gösterilmiştir.
Next