*Yazmayı hiç istemediğimiz iki ayrı can yakıcı olayı yazmak karabasan gibi çöküyor üstümüze ve kararıyor her şeyi gözlerimizin önünde! İş kazası; kaderi inancımız sonsuz ama kader demek içimizi ferahlatmıyor bir türlü. Teknoloji çağındayız ve inşaat teknolojisi akıl almayacak sınırlara ulaştı…

*İluh Deresi’nin çevresini acımasızca yutan büyük sel felaketi 18 yıl önce yaşanmıştı. 11 Kişinin yaşamına mal olan, 9 mahalleye tonlarca çamuru taşıyan o deredeki felaketin üzerinden 18 yıl geçti ama yalnızca bazı binalar yıktırılabildi. Böylece derenin etrafında çok fazla değişim olmadı…

ÇOCUKLAR HİÇBİR ŞEYİ UNUTMAZ

Sanayilerdeki iş güvenliği ve kazaların önlenmesi de diğer yenilikler gibi olabildiğince ileri aşamaya ulaşmış.  İnşaata ve kazaların olabileceği tüm işyerlerinde alınan önlemler ile ilgili yapılan çalışmalar öylesine detaylandırılmış ki; inanmak mümkün değil.

Neredesin mikro ölçekleri teknik şartnameler düzenlenmiş. Şartnamelerin detaylarını okuyunca iş güvenliği kurallarına azami değil asgari düzeyde bile uyulsa değil ölüm, inanın ki parmağına kıymık bile batmaz.

Ne yazık ki kıymık yerine parçalanmış bedenler var!

Olay sonrası, hep söylenegelen birkaç bir iyilik sözünü ardından, bir dahaki ölüme kadar suskunluk kaplayacak her bir yanı; duyulmadan ölü evinin bağırları delen acı feryatları.

Geride bıraktığımız hafta sonu korkunç bir iş kaza yaşandı Batman-Hasankeyf karayolunda. Dört çocuk babası boya ustası İdris Us, 9 yaşındaki küçük çocuğunun gözleri önünde 10’ncu kattan sert zemine düşerek yaşama veda etti. Bu paragrafı noktalarken, kendimden geçerek, bir düş aleminde olduğumu hissettim. Kuşları yaylar çizerek alçalıp, havalandıkları seyretmişti bugüne kadar 9 yaşındaki çocuk. O çocuk büyüyecek, bugünden sonra asla bir kuş’a bakmayacak, o çocuk büyüyecek, kuşlar gibi yere konan babası hep 40 yaşında kalacak. Çocuklar hiçbir şeyi unutmaz. Yaşatırlar kendileriyle birlikte sevinçlerini ve acılarını.

O çocuk yaşayacak, büyüyecek ve babasını en son gördüğü andaki resmini de kendi ile büyütecek.

İdris’in dengesini kaybetti o iskeleyi gördüm, bir insanın hayatının 600X30X10 santimlik birkaç kalas ve üçer metrelik birkaç galvanız borudan daha ucuz olduğunu da gördüm.

O iskelenin resmini çekerken, bu iskele ki can kaybını ‘Kader’le açıklanmayacağına inandım.

‘Kader’ diye aklileştirebilsek de isyan etmekten kendimi alamadım.

Şimdi hep birlikte sorumlu arayacağız.

Aramaya gerek yok! Belgelerde, unvanları ile birlikte müellif ve yetkililerin tüm isimleri mevcuttur.

O iskelenin çalışma koşullarına uygun olmadığını, cinayete teşebbüs olduğunu, o teknik şartnameyi bilenlerin malumudur. Bugünden sonra yazılacak senaryoları okumak çok can yakıcı olacaktır.

O 9 yaşındaki çocuk büyüyecek, babasını son gördüğü o resmi de kendiyle büyüyecek… Yaşayacak ve büyüyecek o çocuk ama babası hep 40 yaşında kalacak.

Geride bıraktığımız Cumartesi Batman-Binatlı-Hasankeyf karayolunda 10 katlı bir inşaatta yaşanan iş kazası dehşetti. Balpınar’ın Segrikan Mahallesi’nde Cumartesi erken saatlerde 5 kişilik ailesinin geçimi için Binatlı köyünün karşısında çok bloklu bazı binaların boya işi için yola koyulmuştu İdris Us.

Baba Us, çok sevdiği 9 yaşındaki oğlunu da yanında götürmüştü.

İnşaatın dış cephesini boyattığı an dengesini kaybedip sert zemine düşen talihsiz Us, feci şekilde yaşama veda etmişti. O feci kaza, gerçi ‘kaza’ demeye dilimiz varmıyor bir türlü.

O düşme anını gören 9 yaşındaki Us olmuştu.

Babasının cansız bedenini yerde gören talihsiz çocuk, babasının şaka yaptığını düşünür gibi hayal aleminde koşuşturarak çalışan işçilere; “Babamı kurtarın” diyerek gözyaşları içinde yardım istemiş, burkulan ayağının acısını hissetmemişti.

O küçük çocuk ömür boyu belki de hiç unutamayacağı baba acısını hiç unutmayacaktır.

İş kazalarında bu vahim olay ne ilki ne de sonuncusu olacaktır.

İnşaat sektöründe iş kazalarına yönelik hiçbir önlemin alınmadığını bir kez daha gördük.

Yüksek bloklu inşaatlarda ne file ne de güvenlik kemeri var.

1940’li Yıllarda Raman Dağı’nda Maden Teknik Arama Enstitüsü’nün petrol aradığı yıllarda bile petrol emekçileri ‘baret-kask’ takmadan petrol kuyularında görev yapmazdı.

Neredeyse aradan 80 yıl geçmiş inşaatlardaki manzaralara bakın?

Tabiri caize işlerin güvenliği Allah’a emanet ve iş kazalarına daha doğrusu ‘İş’ cinayetlerine hala ‘Kader’ diyebiliyoruz maalesef.

***

18 YIL ÖNCESİNİN FELAKETİ

31 Ekim tarihi geldi mi hep İluh Deresi’ndeki insan ve ev yutan canavara dönüşen o sel felaketini hatırlarım.

31 Ekim-1 Kasım 2006 tarihi şehrin karşı yakası için felaketin tarihiydi.

İluh Deresi’nden taşan su ve beraberindeki çamur, dere kıyısındaki evlerin bir bölümünü yıkmıştı, bir bölümüne de büyük hasar vermişti.

O felaket maddi zararla sınırlı kalmamıştı.

Tam 11 canı da aramızdan almıştı.

O korkunç felaketin yaralarının sarılması uzun yıllar almıştı.

Halen dere ıslah projesi amacına ulaşmış.

Projenin henüz ilk ayağı bile tamamlanamadı.

Sadece Habip Başkan Parkı alanın olduğu yer ile karşısındaki bazı konutlar yıktırılabildi.

Sel felaketinde hala bazı hasarlı binalar duruyor. ‘Yerinde Kentsel Dönüşüm’ projesi için de belirsizliğin olduğu ‘Iluh Deresi’ çevresindeki sakinler de çalışmaların durmasından yakınıyor.

Daha geçen yıl yine bu dereye bağlantılı Seyitler Mahallesi’ndeki o kanal çevresi de 4 can almıştı.

Can yitimlerinin bu kadar olağan hale gelmesi hiç normal değil ve sorumluluğu olan yetkilileri rahatsız etmeye devam edeceğiz.

Çünkü artık can yitimi, can kıyımını yazmaktan travma yaratmaya başladı.

Bu sonbahar yağışsız geçiyor diye ilgili bazı kurum ve kuruluşlar rahat gibi ama dere ıslahı tamamlanmadan her yağışta herkesin kaygısı; İluh deresi…

İdris Us, elinde fırçasıyla bir kuş gibi kondu yere, 9 yaşındaki çocuk da ömür boyunca gözlerinin önünde kalacak o resmi çekti.

Ölümlerin, yıkımların olmadığı günler, aylar ve yıllar dileğiyle.

Sağlıkla kalın...