Milletçe dini bayramlarımızdan olan kurban bayramını hep birlikte kutlamanın sevincini yaşıyoruz. Bayramlar gerek milli gerekse dini olsun insanların sevinç ve mutluluklarını gösterip yaşadıkları günlerdir. Birlik ve beraberlik ile birlikte sevginin ön plana çıktığı, hataların görmezlikten gelindiği ve af edildiği günler…
Şüphesiz bayram ve kutlama gelenekleri derin bir tarihi kültüre de sahiptir. İnsanların değişik nedenlerle kutladıkları bu özel günlerin anlamına göre hatırlanması ve yad edilmesi elbette istenen ve beklenendir.
Bayramlar aynı zamanda buluşma anlarıdır. Birbirlerini uzun bir süre görmeyen, yan yana oturup iki laf etmeye vakit bulamayanların özlemlerini giderdikleri özel günler. Büyüklerin küçüklerini bekledikleri, küçüklerin de büyüklerini ziyaret ederek gönül aldıkları ve hasret giderdikleri günler.
Bayramlara sadece tatil olarak bakıp geçiren anlayışların bu özel günlerin derin anlamını iyice kavrayamadıklarını düşünmekteyim.
Bayramların da kendi aralarında farklı özellikleri bulunmaktadır. Her bayramın elbette kendine özgü ve değeri vardır lakin bazılarının farklılık arz ettiğini de unutmamak lazım.
İdrak ettiğimiz veya kutladığımız kurban bayramı da özellikle İslam âleminde büyük öneme sahip bir kutlama ve bağlılığı ifade etmektedir. Kurban bayramını sadece kurban kesilen ve et dağıtılan özel bir gün olarak değerlendiremeyiz, değerlendirmemeliyiz. İbrahim Peygamberin Allaha sadakatinin bir göstergesi olarak oğlu İsmail peygamberi kurban etme girişiminin derin anlamını da hatırlamak lazım. Bu hadisede ortaya çıkan derin bağlılığın yanında sadakate bağlı olarak ve bunun ödülü olarak İsmail’in azad edilmiş olması üzerinde de durmak gerekiyor.
Antik çağda yaşayan toplumlar inandıkları tanrılara kurbanlar vermekteydiler. Bir dileğin yerine getirilmesi, meydana gelen kötü olaylardan ve felaketlerden kurtulunması, iktidar gücünün etrafa gösterilmesi gibi nedenlerden dolayı insanlar öldürülerek kurban edilmekteydi. Çin, Astek, Maya uygarlıklarının gelişim evreleri incelendiğinde bu ritüellere sık sık rastlandığına tanıklık etmekteyiz. Bakire kadınların kurban edilmesi, kızların canlı canlı gömülmesi de bu inanışların birer örneği olarak gösterilebilir.
İnsanlık tarihinde tanrılara insan kurban edilmesi yerine hayvanların tercih edilmeye başlanması başlı başına büyük bir gelişme ve olaydır. Hz. İsmail’in yerine Cebrail tarafından getirilen koç’un kesilmesi meselesine bu bakış açısı ile bakmakta da fayda bulunmaktadır. Sözün ve sadakatin gösterilmesi adına insan kesme yerine hayvan kesme anlayışı.
Kurban meselesini sadece bir canlının kesilmesi perspektifinde bakmak da meseleye geniş açıdan bakmayı engelleyen bir unsurdur. Kurban verme aynı zamanda bir canlıyı azad etmeyi de içerir. Bir insanın canının alınmasından vazgeçilmesi, bir hayvanın kesilmesinden feragat edilmesi elbette önemlidir. Bir insanın, bir hayvan veya canlının azad edilmesi, özgür bırakılması, sevenlerine kavuşturulması ve özgür bir ortama bırakılması da aynı zamanda bağlılık ve sadakatin bir göstergesidir.
Hz. İbrahim hadisesinde Hz. İsmail’in yaşamı bağışlanmıştır. Kendisine yaşama şansı tanınmıştır. Onun yerine bir koç’un kesilmiş olması olaya bakış tarzındaki büyüklüğü de gösterir. Kurban edilme yerine kurban edilmeme felsefesi geliştirilmiştir. Yeryüzünün en değerli varlığı olan insanın yaşamına verilen önemin bir göstergesidir aynı zamanda gerçekleşen.
Öyleyse artık bayramları gerçek anlamıyla kutlamak için büyük bir çaba içerisine girmemiz gerekmektedir. Kurban Bayramını ölüm üzerine değil yaşam üzerine kurgulayan bir anlayışla kutlamaya başlarsak toplumsal helalleşme ve sevinci de büyüterek yaşayabiliriz. Mesela kurban bayramlarını özgürlük bayramına da çevirebilme şansımız var. Sizce kurban bayramında bir anneye birkaç kilo et vermek mi yoksa özgürlüğe hasret olan evladını vermek mi daha sevindiricidir. Bir koçu kesmek mi yoksa ona yaşını sürdürme şansı vermek mi daha makbuldur. Bir kuşu kafese koymak mı yoksa ona bayramda özgürlük vermek mi daha anlamlıdır. Bir savaşı başlatmak mı yoksa bir çatışmayı bitirmek mi daha sağlıklıdır.
İnsanların sevinmesi duygusaldır. Bayramlar ruhumuza, duygularımıza hitap eder. Oh halde bayramları sevgiyle karşılayacak hangi adımların atılması gerekiyorsa hepimizin onu yapması lazım. Gözleri uzaklarda, gönülleri hasretle yanan yürekleri sevindirmek bayram adına daha çok yakışan bir adım olmaz mı?
Next