*Çocukluğumuzun geçtiği eski çarşı merkezi, kuşağımız için çok özel bir yer. Şehrin karşı yakasının hareket alanı olan o bölgede oturan ve kaybolmaya yüz tutan meslekleri sürdüren 50 yılı aşkın esnafların mekanlarında rızkının peşinde olanları görünce geçmişe dalıp gidiyoruz…
*O bölgede oturanlar, şehirdeki festival ve fuarlardan haliyle bihaber. Ucuzluğun olduğu bazı mekanların önünde izdiham var, ikinci el elbise satan işyerlerin önünde hareketlilik dikkat çekici. Bu hareketliliği görmek çok acıydı. Uygarlık ve çağdaşlık asgari düzeyde yeniye ulaşmak değil midir?

JAPON PASAJINDAKİ SAATÇİ
1980 ve 90’lı Yıllarda zor dönemde birlikte gazetecilik yaptığım arkadaşım İlyas Ekinci ile hafta sonu Turgut Özal Bulvarı Dörtyol kavşağında yolumuz kesişti.
Bir anda kendimizi önce Gülistan Caddesi’nde bulduk.
Sonra Cumhuriyet meydanı, ardından da Ulu Cami çevresindeki köy pazarında.
Sonbaharın güzel bir Cumartesi’nde sokağın nabzını tutarken karşımıza emektar esnafların yıllara direnen mekanları çıktı ve çok sevindik.
Japon Pasajının 50 yıl öncesinin hareketliliğini TPAO Batman eski Bölge Müdürü merhum Süreyya Ekim’in eşi Gencay hanım, özetlemişti bize;
“Batman çarşısının göbeğindeki o eski Japon pasajına hafta sonu oldu mu Site sakinleri olarak topluca giderdik. Suriye, Beyrut ve Lübnan’dan getirilen kaçak eşyaları almak için yarışa girerdik. Şimdi ki alış veriş merkezlerinde olmayan eşyalar o zaman bile vardı. Batı illerinden bize misafir gelenlere o eşyaları hediye ederdik. O Japon pasajını unutmak mümkün mü?” diyerek özetlemişti.
Fotoğraf sanatçısı kadim dostum İrfan Tapan da 70’li yıllarda Beyrut’tan getirilen kot pantolon ve gömleklerin sadece Japon pasajında olduğunu hatırlatmıştı geçenlerde Batman’a gelen duayen gazeteci Yavuz Donat’a;
“70’li Yıllarda ülkemizde kot pantolonu sınırlıydı ama Batman’da bu giyim tarzı yaygındı. Japon pasajında yok, yoktu. Misafirlerimiz, başka illerden geldiklerinde üzerimizde gördükleri kot pantolonlara şaşırırlardı, biz de onları pasaja götürürdük, istedikleri kadar kot pantolon alırlardı.”
Japon pasajından tam çıkarken girişteki merdiven altındaki küçücük saat tamircisini gösterdi arkadaşım Ekinci; “Bu mekan 50 yıldır değişmedi. Hemen herkes bozulan saatinin tamirini burada yapıyordu” diyordu.
Özmen saat tamircileri Abdulvahap ve Bilal Yakut kardeşler, kaybolmaya yüz tutan baba mesleğini sürdürdüklerini söylüyorlardı;
“50 Yılı aşkındır buradayız. Merhum babamız, bu küçücük mekanda ailemizin geçimini sağladı. Şimdi biz ondan öğrendiğimiz mesleği sürdürüyoruz. Batman’ın ilk iş merkezinde olmak bize hem nostalji yaşatıyor hem de ailemizin geçimini sağlıyor. Mekan küçük ama herkesin hemen bir saat anısı vardır burada.”
Japon pasajının zemin katı, bir zamanlar kaçak eşya dükkanlarından geçilmiyordu, şimdi o işyerlerinin tamamı cep telefon mekanları olmuş.
O kaçak çay, puro ve kına kokusu yok, o kokular ki bizi geçmişimize bağlayandı.
Ne yazık ki eski mekanlardan bir saat tamircisi yeri kalmış.
O hafta sonu dolup taşan iş merkezindeki kalabalık yok artık.
Yeni mekanların, eskisini etkisi altına alması üzücü…

ESNAF LOKANTASI
İkinci cadde de eski esnaflardan tek tük kalmış.
Batman’ın eski lokantacılarından Fehmi Cemiloğlu, babasından aldığı güç ve öğrendiği lezzet sırlarıyla pişirdiği mahalli yemekleri, Elma Sokağı’nın hemen karşısındaki eski Beyrut Pastanesinin yerine taşımış.
Esnaf lokantasıyla babasının yıllarca çalıştığı eski çarşıya dönen Fehmi Usta, gelenekten geleceğe sunduğu lezzetli yemeklerin fiyatlarının uygun olduğunu da büyük bir tabelayla lokantanın girişine yansıtmış.
Fehmi ustanın nesilden nesile aktardığı lezzet mirasını eski çarşı esnafı tadıyor.
Fehmi Usta ve ortakları, eski çarşı merkezine kazandıkları ‘Esnaf Lokantası’na Batman’ın belki de eski çarşı merkezine hareketlilik getiren bir lezzet durağı.
Bilirsiniz, eskinin yaşatıldığı ve yaşatılmaya çalışıldığı her yeri ve her şeyi büyük bir mutlulukla izliyor ve gazete sayfalarımızda olabildiğince fazla yer vermeye çalışıyoruz.

YAŞAM İKSİRİ
Eski çarşıyı terk etmeyen bir emekçi de Feyzi Nergiz… Babasından öğrendiği meyan kökü şerbetini tam 50 yıldır Batmanlılarla buluşturan Nergiz, işinden memnun.
O her yaz mevsiminde sırtına aldığı ‘Ava Suse’ bidonuyla Güneşler iş merkezinin önünde geçenlere meyan kökü suyunu satıyor.
İlaç yerine geçen o şifalı suyu tatmayan Batmanlı yoktur.
Yıllarca sattığı meyan kökü suyu ile evde çorba kazanını kaynattığını söylüyor Nergiz;
“Babam, yıllarca bu mesleği yaptı. Şimdi sıra bende. Çocuklarım, bu işi yapar mı yapmaz mı bilmiyorum ama ben baba mesleğini sürdürdüğüm için mutluyum.”
Arkadaşım Ekinci ile Nergiz’in tezgahından ayrılırken, eski gümüş bardakların sesiyle az da olsa eski geleneğin bir tınısı kulaklarımızın pasını aldı.

2. EL EŞYA PAZARI
Eski Gök taksi ile Lale Camisinin bitişiğindeki ikinci el eşya işyerlerinin önünde hareketlilik de dikkat çekiciydi.
O küçük esnaf da çorbasını kaynatmanın peşine düşmüştü.
20 Yıldır ikinci el giysi ve ayakkabı satan Sabahattin Müjdeci, işyerine ikinci el elbise ve ayakkabı almaya gelenlerin sadece dar gelirlilerin olmadığını söylüyordu ve ekliyordu;
“Kullanılmış ikinci el gömleklerin adedini 25 ila 50 TL’den satıyoruz. Ayakkabının çifti ise 150 ila 250 lira arası değişiyor. Son dönemlerde dar gelirliler kadar durumu iyi olanlar da geliyor. Özellikle tenha saatlerde durumu iyi olanlar da gelip ikinci el eşya alıyor” diye anlatırken, içten içe hayıflandık ve üzüldük.
Karanlık düşmeden dönüş yolunda kendimizi Gülistan Caddesi’nin girişinde bir giyim mağazasının önünde buluyoruz.
İndirim kampanyasının başladığı o mağazanın girişi ana baba günüydü.
Herkes o kampanyadan yararlanabilmenin telaşındaydı.
Özetle; Batman’ın sokak manzarası böyleydi…
Eski ile yeniyi, geleneksel ile şimdiyi yazarak sizlerle birlikte özlem giderdik.
Eskinin temelleri üzerinde, yeni yaşamın inşaa edileceği umuduyla.
Sağlıcakla kalın…
Next