*Bir zamanlar Batman’ın lokomotifi TPAO idi. TPAO’nun Sitesi’nde 1955’te kurulum çalışmaları başladığında bir İluh-Tepebaşı vardı. Uçsuz bucaksız koca Batman Ovası'nın serpilip büyüyeceğini ve günümüzde yarım milyon nüfusu geçeceğini kimse tahmin edemezdi. O zamanlar, o küçük köyün bu kadar büyüyeceğini söyleyen olsaydı, mutlaka deli olduğunu iddia ederlerdi. Evet Batman’ın nüfusu yarım milyonu aştı…

*İşte bu şehrin temelini atanlar ilk petrolcüler olmuş. 1955 ila 1975 yılları arasında TPAO, bünyesinde topladığı insan çeşitleriyle Birleşmiş Milletler gibiydi. İstanbul’dan Giresun’a… Kayseri’den Kahramanmaraş’a kadar aileler vardı Batman’da. 40'lı, 55’li Yıllarda ise ABD, Polonya, Kanada ve Alman petrol mühendislerini de bu topluluğa katarsak bu şehrin, 70-80 yıl önce ne kadar zengin bir topluluğunu bir arada bulundurduğunu görüyoruz. Batman’a bu yönüyle baktığımızda, ülkenin hiçbir şehrinde olmayan hoşgörü dolu bir şehir olduğunu rahatlıkla yazabiliriz.

RÜYA GİBİ YILLAR

Kara altının şehrimizi geliştirmesi bir yana, zengin bir mozaiği yaratması çok önemli ve bizim için kıvanç duyduğumuz bir olgudur.

Raman dağı her ne kadar bize ait, yaşadığımız toprağımız olsa da ülkenin petrolcülük tarihinde çok önemli bir yer edinmiştir.

1200 Rakımlı Raman Dağı’ndan 1955’te Batman Ovası'na inen petrolcülerin yaşam öykülerini zaman zaman okurlarımızla paylaşıyoruz.

Geçenlerde Site yerleşkesinde yaşamış konuklarımız Batman’ı ziyaret ettiklerinde onlarla buluştuk, keyifle sohbet ettik ve mutlu olduk.

Bugün biraz da 60 ve 70’li yılların o gençliğinin öykülerine yolculuk yapalım.

Site’nin eski lojmanlarının girişinde Giresun’lu Şensoy ailesi vardı.

Ailenin ele avuca sığmayan siması Haluk’tu.

Şimdilerde aramızda değil.

Uzun bir süre önce yaşama veda etti.

İstanbul’da üniversite öğrenimini tamamladı, moda tasarımcısı oldu.

70’li Yılların başında Batman’daydı.

O dönemlerde de bisikletin en yoğun kullanıldığı kent Batman’dı.

Çok zeki olan Halim Şensoy, bisiklete 5-6 kişiyi bindirir, kimse de düşmezdi.

Herkes onun bisiklet sürüşüne hayran kalırdı.

KARA MÜNİR, PAT PAT ŞAHİN, VAHŞİ HÜSEYİN…

1968 Yılında Batman’a ‘Altın Mikrofon’ getiren büyük sanatçı İlhan Telli, aynı zamanda futbolla yatıp kalkardı.

Hem Petrolspor’un yöneticiliğini yapardı, hem de Site Gençlik futbol kulübünün kurucusu idi.

Sanattan artan boş zamanlarında o dönemin Site gençliğine futbol sevdiren çok yönlü bir sanatçıydı.

Site’de o dönemler herkesin bir lakabı vardı.

Madenli Münir Menan’a ‘Kara Münir’ derlerdi.

Kara Münir, esmerdi.

Futbol tutkusu yoktu ama Site gençliği arasında ‘Kara Münir’ lakabını almıştı.

Jeoloji mühendisi olmuştu ama feci bir kazada yaşama erken veda etmişti.

Çetin Ersöz, İlhan Telli’nin yetiştirdiği gitar ustalarındandı.

Arkadaşları arasında adı ‘Gitarcı Çetin’e çıkmıştı.

Site Gençlik’in bir de ‘Vahşi Hüseyin’ lakaplı kalecisi vardı.

O dönemler forvetleri sakatladığı için adı ‘Vahşi Kaleci’ye çıkmıştı Hüseyin Gökdemir’in.

Gökdemir de Diyarbakırlıydı.

Eski petrol emekçilerinden Zeyyat Avcı, av merakıyla bilinirdi.

Oğlu Şahin Avcı da babasından kalma ‘Pat pat’ lakabını almıştı.

Bir zamanlar Site’de Şahin’e ‘Pat pat’ derlerdi.

Bu lakaplara bir de ‘Çarli Turgut’ gibi unuttuğumuz daha birçok lakap var.

O dönemin hoşgörü ortamını ne biz yazabiliriz ne de kimse kolaylıkla anlatıp görünür kılamaz.

Eğitim düzeyleri yüksek olmasına karşın, hiçbiri o dönemde birlikte yaşadıkları arkadaşlarına yabancılaşmaz aksine her fırsatta görüşmeye çalışmışlar.

Eminiz ki, sonrada edindikleri çevrelerde aynı hoşgörüyü ve sıcak arkadaşlığı bulamamışlardır.

Çünkü o ortamın harcı dostluk, hoşgörü ve karşılıklı saygıyla karılmıştı.

Kayseri, Sivas, Kastamonu ve Diyarbakırlı Siteli hatta onların tümüne yarı Batmanlı dersek kimsenin itirazı olmayacağından eminiz.

60 ve 70’li Yıllarda Site semti, ülkenin dört bir yanından gelen insanları bir arada dostça saran mahalleydi.

Kahramanmaraşlı TPAO’nun ilk Muhasebe Müdürü Latif Kayıran, Milli Güreşçi Mehmet Esenceli ve Dünya Güreş Şampiyonu Tokatlı Ali Rıza Alan’ı Batman’a getirdiğinde yer yerinden oynamıştı.

Ne dönemdi o zaman.

Ülkede o dönemler petrol kenti Batman konuşulurdu.

İz bırakan sanatçılar Fikret Hakan, Belgin Doruk, Erol Taş, Tuncel Kurtiz… Hakan Balamir, Fatma Girik… Türkan Şoray, Talat Bulut ve Hüseyin Peyda gibi sanatçılar TPAO’nun penceresinden bu coğrafyayı beyaz perdeye taşıdı.

1980 Darbesi, uzun bir süre etkinlikleri rafa kaldırdı.

Merhum Özal, 1984’ten sonra hayat vermeye çalıştıysa da bir daha o rüya gibi günleri yaşayamadık...

Hoşgörü ve saygının yayılı olduğu mekanların yaşam zevki ve coşkusu verdiğine en iyi örnek; TPAO yerleşkesi olduğunu rahatlıkla yazabiliriz.

Bugün de Site’nin o güzel yıllarına yolculuk yaptık.

Yolculuklarımızın ve günlerimizin hep böyle güzel olması dileğiyle…

Sağlıcakla kalın…