Yaz mevsimi ne çabuk gelip geçiyor.

Yaz mevsiminin son günlerindeyiz.

Yaz sonuna yaklaştıkça stresim artıyor.

Akdeniz ikliminde yaşayanlar için yaz mevsimi hayatın ritmini canlı tutar.

Yaz mevsiminde akşamüstünde batan güneşin rengi ve grup vaktinin duygusallığı insanı alıp götürür.

Yaz mevsimi insanı biraz da aylaklaştırıyor. Hafızamızda boş zaman algısı ve açık hava etkinliklerinden keyif alma olarak yer ediniyor.

Yaz boyunca tam bir tatil havası diye düşlerken, ne kadar az keyifli anılar biriktirdiğimizin farkına varıyoruz.

Bu, gelecek günler için kaygılanmamıza yol açıyor.

Önümüz Eylül, okullar açılacak.

Kış hazırlıkları ve kısalmış günler ve az güneş.

Yaz mevsimi özellikle çocuklar ve gençler için anlamlıdır.

Yeni arkadaşlıklar kurulur, her günleri etkinliklerle doludur.

Kısacası yaz mevsiminin tadını çıkarırlar.

Gelecekteki hayal kırıklıklarını önlemek için olumlu ve güzel anlar biriktirmeli, küçümseme eğiliminde olmamalı.

Aksi halde yazın bitimi onlar için çok üzücü olabilir.

Hepimiz biliyoruz ki; yaz mevsimi -okul tatili, iş temposunda yavaşlama, aile gezileri- demektir.

Benim çocukluğum ve gençliğimde en azından yaşadığım muhitte böyle bir anlayış yoktu.

Çocuklar ve gençler, ailenin yanında ya yaylaya ya da tarlaya giderdi.

Küçük de olsa aileye hayvan ve tarım işlerinde yardım edilirdi…

Köyde kalanlar ise o zamanlar açılan mahalledeki mescit ya da camide Kur’an kursuna giderdi.

Ancak 30-40 yılda tatil anlayışı değişti.

Fabrikalarda çalışan işçiler, dairelerde çalışan memurlar yaz aylarını iple çeker oldu.

Yaz aylarında köyüne, beldesine gitmek yerine sahil boylarına seyahat etmek ön plana geçti.

İnsanlar plajlara, göllere, milli parklara akın ediyor.

Halka açık havuzlar tıklım tıklım.

Aileler çocuklarını yaz kamplarına gönderiyor.

Yaz aylarında tatil trafiği artıyor.

Eski dönemlerde her kamu kuruluşunun yaz kampları vardı.

İşçiler veya memurlar bu kamplarda ucuza bir tatil geçirebiliyordu.

Yaz aylarının keyifli günlerinin yanında iklim değişikliğinin daha da kötüleştirdiği sıcaklık ve nem can sıkıcı oluyor ve hissediyoruz.

Gelecek yıllarda bu tür düşünceler önceden kaygıya neden olabiliyor.

Araştırmalar, insanların hayatlarının anlamlı bir döneminin sonuna geldiklerinde -üniversite, iş ve hatta yaz mevsimi- hem mutluluk hem de üzüntü duygularını yaşadığı ortaya koyulmuştur.

Yaz mevsimi birçok insan için anlamlı bir zaman olabileceğinden, yaklaşan sonu, o eşsiz yaz olaylarının geçiciliğinin bir hatırlatıcısı olarak görebiliriz.

Ah, çabuk gelip geçen yaz mevsimini özleyeceğiz, çünkü geçen o güzel zamanlara bakıyoruz ve o güzel zamanların gittiğine inanamıyoruz bile…

Bir şeyden çok fazla zevk alma korkusu da yaşıyor bazı insanlar.

Yaz mevsiminin geçip gitmesine üzülmek, bu dönemde yapılabilecek güzelliklerden keyif almamızı engelleyebilir.

Hayatımızdaki olumlu anları, kalıcı olmayacaklarını veya bunlara layık olmadığımızı düşünerek küçümsemek, yani olumsuz duyguları akla getirmek, mutluluğu azaltır ve yazın tadını çıkarmanızı engeller.

O nedenle geçmiş eskide kaldı, gelecek belirsiz, elimizde yaşayabileceğimiz an var.

Dileyelim, yaz mevsiminde herkes güzel anılar biriktirmiş olsun!