Ankara’da tarihi adımlar atılırken, çerçeve yasa ve sonrası ülkenin dört bir yanında gündemin ilk sırasına yerleşiyor. Yazılanları, konuşulanları dinlediğimizde ülkenin yarınlarına dair umudumuz artıyor. Başkent çevresi tamamen çerçeve yasaya kilitlenmiş durumda. Peki kırsalda durum nasıl? Kırsalda köy, belde, köy ve mezra sakinlerini dinliyoruz…
Herkesin ağzından çıkan ilk sözcükler: “On yıllardır anaların ağlamadığı, gençlerin toprağa düşmediği, silahların sustuğu bir Türkiye’yi hepimiz isteriz” cümleleridir. Bu sözler yorgunluğun, karamsarlığın ve yarın umutlarının olmadığı dönemlerin yok olması ve bir daha yaşanmaması dilekleridir aynı zamanda…
HUZUR ÖRTÜSÜ SERİLMİŞ GİBİ
90’lı Yıllarda dolaştığımız köy ve mezraların neredeyse tamamen boşaldığına tanık olmuştuk.
Şimdi iseo köy ve mezralarda yeniden hayat var.
Bahar esintisi var.
Bu esintinin büyük bir umut taşıdığı belli oluyor hemen.
Birkaç yıl öncesine kadar Mava Dağı’nın eteklerinde dolaşmak mümkün değildi.
O yollara çıktığınızda, güvenlik görevlileri uyarıları olurdu, haliyle sizler de daha dikkatli davranarak kendi güvenliğinizi sağlamak zorunda kalırdınız.
Şimdilerde ise gecenin geç saatlerinde bile Mava Dağı eteklerinde piknik yapabilecek bir ortam var.
O bölgelerdeki korku, şiddetin yarattığı tedirginliğin yerine huzur örtüsü serilmiş gibi bir hisle gidilemeyen o yerlere giderek özlem gideriliyor.
BÖLGE HIZLA NORMALLEŞİYOR
Kardeşliğin hüküm sürdüğü Türkiye hedefi; her yönüyle coğrafyamızda kendini hissettiriyor artık.
Bir buçuk yıldır tek bir silahın patlamadığı, köy ve mezralara hızlı dönüşlerin yaşandığına tanık oluyoruz.
Niye yaşanmasın ki, gidenler gitmelerine rağmen, bir parçalarını boynu bükük halde orada bırakmışlardı. Şimdi ise diğer parçalarıyla buluşmanın mutluluğuyla dönüyor ve esen bahar havasını içlerinin derinlerine çekiyorlar…
Mava Dağı bir zamanlar çıkılmaz bir zirveydi.
Hasankeyf ile Şırnak, Batman ve Siirt il sınırlarının kesiştiği bölgede yer alan Mava Dağı, meşeleriyle yemyeşil bir görünüm sergiliyor.
O ağaçlar da bu huzuru hissetmiş olmalı ki daha heybetli ve canlı duruyorlar.
Öyle bir dağ ki birkaç yıl öncesine kadar o çevredeki köylerde Anadolu parsı ve yabani hayvanların görüldüğü anlatılıyordu.
Dağın eteklerindeki her köyde dünden kalan hüzünlü bir hikaye var.
Daha önce Ilısu Barajı’nın o bölgeyi tamamen değiştirdiğine dikkat çekmiştik.
Ancak bugün de sürecin ardından köy sakinlerinin verdiği mesajları değerlendirmek istedik.
O köy ve mezralar o kadar normalleşmiş ki; Batman’dan gecenin bir vaktinde yola çıkan vatandaşlar bile bu güzergahlarda rahatlıkla seyahat edebiliyor artık.
Batman ile tarihi Hasankeyf ilçesinden geçen Dicle Nehri’nin birleştiği Botan Çayı’na kadar uzanan baraj gölü havzasında gördüğümüz manzara gerçekten doyumsuzdu.
Süreç o bölgeyi o kadar normalleştirmiş ki…
Dağın eteklerinde sosyal tesis yatırımı düşünen bazı köy sakinleriyle görüştük.
Hatta Hollanda, Fransa ve Almanya’da yaşayan bazı gurbetçiler bile kendi topraklarında turizm alanında yatırım yapmayı düşündüklerini ifade ediyor. Neden olmasın ki, oralar onların toprağı, huzur olduktan sonra neden yatırımı oraya yapmasınlar ki?
DİFNE’DE MAĞARA OTEL HAYALİ
Üçyol-Difne’deki mağara otel projesi yeniden hayat bulabilir.
Birkaç yıl önce Batman’a bağlı Hasankeyf ilçesinin Üyol-Difne köyünde Dicle Kalkınma Ajansı’nın destek verdiği ‘mağara otel projesi’ gündeme gelmişti.
O dönem bu projeyi hem Hürriyet hem de Milliyet Gazetelerine haberleştirmiştim. Her iki gazete de ilginç projeye destek vermişti.
Dönemin Batman Valisi Ahmet Deniz’di. Eski Vali Deniz döneminde Üçyol-Difne’de planlanan mağara otel projesi yarım kalmıştı. Ancak şimdi o otele birkaç metre uzaklıkta Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 49 yıl süreyle kaya oteli ihalesi gerçekleştirildi.
Bu alanı üstlenen firma, 49 yıl boyunca Hasankeyf’e yakışır bir konaklama merkezi oluşturacak.
Esen bu oksayıcı barış rüzgarı yatırımcının bu bölgeye ilgisini artırdı.
Batman, Şırnak ve Siirt il sınırında Çinliler ilk kez petrol sondaj kuyusu için zirveye çıktı. Sadece bir kuyu değil, o çevrede 5-6 petrol kuyusuna yönelik yeni arama çalışmaları da yapılacak.
TAŞ KONAKLARIN DİLİ OLSA
Gaziler köyü civarı uzun süredir boşalmıştı.
Köy muhtarı geçtiğimiz günlerde bizi aradı. Yavaş yavaş köye dönüşlerin başlayacağını söyledi.
‘Güheri’ denilen Gaziler köyünde eski evlerin yüzde 90’ı taş konaklardan oluşuyor.
O taş konaklar tam 35 yıldır kaderine terk edilmiş durumdaydı. Zamana meydan okuyan o taş konakların dili olsa da dünü anlatabilse.
Dokunduğum o taş konağın temelindeki taşlar, bana eski, kadim gelenek ve göreneklerimizi hissettirdi. Gaziler-Güheyre’de öyle güzel taş konaklar vardı ki etkilenmemek elde değil.
Zamanımız sınırlıydı ama o dağ, o Mava Dağı heybetiyle insanlara güven veriyordu artık. Sürecin her şeyi normalleştirdiğini, normalleştirebileceği hissediliyordu her yerde.
Daha önce bir program çekimi için çıktığımız o güzergâhta izin alabilmek için dönemin yöneticilerinden rica etmiş ve bazı prosedürleri yerine getirmiştik ancak izin çıkmamıştı. Şimdi ise süreçle birlikte öyle güzel bir manzara var ki evlere şenlik.
Dicle Nehri ile Botan Çayı’nın birleştiği, dünyanın ilk limanının olduğu o baraj alanında kimler yoktu ki? Yatlarıyla tur atanlar, botla karşıya geçip selamlaşarak geçen köylüler! Huzurlu bir gezinti anı canlandı gözlerinizde değil mi?
Barış kapıya dayandı.
Barış kapısının sonsuza açılması dileği çok güçlü olduğu için, hiç kimse bu fırsatı kaçırmak istemez.
Görüldüğü gibi, coğrafyamızda toprağımız da insanımız da topyekûn barışa hazır.
Sağlıkla kalın, Batman Çağdaş’la kalın…
Next