Batman Çağdaş yazdı geçenlerde “Tekstil Sektörü Alarm Veriyor” haberini.

https://www.batmancagdas.com/tekstil-sektoru-alarm-veriyor

Tekstil sanayini herkesi ilgilendiriyor.

Uzun zamandır Batman’da bacasız sanayi idi tekstil.

İstihdamı çok, her makine başında bir kişi.

Kadın istihdamının motoruydu.

Başlıklar genellikle; “Tekstil sektörü alarm verdi! Devletten acil destek bekleniyor.” şeklinde.

Geçenlerde Haber Hürriyeti gazetesinde yazı okudum.

Gazeteci Yazar İbrahim Irmak ile yapılan söyleşi ilginç.

“Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD)Başkanı Toygar Narbay "Türkiye tekstilde neden kan kaybediyor?” hakkında.

TGSD Başkanı Toygar Narbay der ki; “Bu kriz geçici değil, yapısal bir çöküş yaşıyoruz.”

Dernek, hükümete 10 maddelik acil eylem planı sunduğunu öğreniyoruz.

Kısaca: Döviz, kredi ve istihdam desteği şart!

Narbay’a göre; devlet desteği artık bir tercih değil,

Türkiye’nin üretim geleceği için zorunluluk.

TGSD'ye göre mevcut kriz, “geçici bir dalgalanma değil, uygulanan ekonomi politikalarından kaynaklanan yapısal bir çöküştür.

Bu nedenle, sektörün kendi dinamikleriyle bu sorunu çözmesi mümkün görülmemektedir, devlet desteği bir tercih değil, zorunluluk olmuştur

TGSD'nin ekonomi yönetimine sunduğu ve acil çözüm bekleyen 10 maddelik talep listesi şöyledir:

Hazır giyim sektörünün beklenti ve talepleri

1- Döviz kuru, enflasyonla paralel hareket etmeli ve ihracatçılara, yaptıkları net ihracatın (ithalattan arındırılmış net ihracatları kadar) yüzde 10’u kadar döviz dönüşüm desteği verilmelidir.

2- Eriyen işletme sermayeleri, referans faizin yarısı kadar değişken faiz oranıyla ve uzun vadeli kredilerle tamamlanmalı, reeskont kredilerinde faizin tahsilatı dönem sonunda yapılmalıdır.

3- Emek yoğun sektörlerdeki KOBİ’lere verilen çalışan başı 2.500 TL destek, ölçek gözetmeksizin tüm firmalara verilmelidir.

Bölgesel asgari ücret için çalışma yapılmalı ya da asgari ücret için verilen 1.000 TL destek, bölgesel gelişmişliğe göre kademeli olarak artırılmalıdır.

4- Eximbank kredi destekleri 2018’de olduğu gibi toplam ihracat değerinin yüzde 16’sı seviyesine çıkartılmalı, vadeler uzatılmalı, Eximbank tarafından talep edilen banka teminat mektupları %75 oranında KGF ile tamamlanmalıdır.

5- Avrupa Yeşil Mutabakatına uyumun sağlanması için sanayicilerin yapacakları GES yatırımlarına ruhsat almalarının önündeki sorunlar çözülmelidir.

6- İşletmelerin ölçeklerini büyütmelerini sağlayacak yeni teşvik mekanizmaları oluşturulmalıdır. Hazır giyim sektöründe 250 kişi üzerinde istihdamı olan ve toplam firma sayısının %1,3’üne denk gelen firmalar, istihdamın %28’ini, üretimin ise %40’ını gerçekleştirmektedir. Katma değerli üretim için ölçek büyütülmelidir.

7- Çevrim içi kanallardan çevre ülkelere satış yapılabilmesi için mikro ihracat ve KDV iade süreçleri kolaylaştırılmalı; gümrükleme, nakliye maliyetlerini düşürecek düzenlemeler yapılmalıdır.

8- EYT ile kaybedilen tecrübe ve bilgiye sahip iş gücünün işletmelere dönüşünü sağlayacak destekler verilmeli, kayıt dışılığı önlemek için emekli çalışanlardan SGK primi alınmamalıdır.

9- Kadınların iş gücüne katılımlarının sağlanması için eşi sosyal güvenlik sistemine dahil olan ve çalışma hayatında olmayan kadınların SGK primleri 3 yıl boyunca alınmamalıdır.

10- Kadınların iş gücüne katılımlarının sağlanması için yerel yönetimlerin ve bakanlıkların her semte, mahalleye kreş yatırımlarını ihtiyaca uygun şekilde yapması sağlanmalıdır.

Bunlara ilave olarak kısa çalışma ödeneğinin devreye alınması ve ham madde ithalatına getirilen vergilerin kaldırılması da istihdamı korumak için önem taşımaktadır.

Tekstil sektörünün geleceğinin şekillenmesi için öneriler de sunulmaktadır.

•Markalaşma: En önemli stratejik hedef, fason üretim ve fiyat rekabetinden sıyrılıp markalı, katma değerli üretime geçmektir.

Bu noktada sadece firma markaları değil,

İtalya örneğinde olduğu gibi gastronomi, turizm ve dizi-film gibi sektörlerle entegre bir

“Türkiye Markası” yaratma vizyonu öne çıkmaktadır

•Dijitalleşme ve Yeşil Dönüşüm: Sürdürülebilirlik ve dijitalleşme, sektörün uzun vadeli rekabet gücü için vazgeçilmezdir.

Avrupa Yeşil Mutabakatı gibi düzenlemeler,

Türkiye'nin coğrafi yakınlık avantajını kullanması için bir fırsat sunmaktadır.

Ancak belgelerde, mevcut finansman krizinin bu alanlara yatırım yapmayı imkânsız kıldığı, firmaların öncelikle ayakta kalma mücadelesi verdiği belirtilmektedir.

Bu dönüşüm için öncelikle finansal sağlığın yeniden tesis edilmesi gerekmektedir.

Ölçek Ekonomisi ve Katma Değer: Sektörün bir diğer yapısal sorunu küçük ölçekli yapısıdır.

250'den fazla kişiyi istihdam eden firmalar, toplam firma sayısının sadece %1,3'ünü oluşturmasına rağmen üretimin %40'ını gerçekleştirmektedir.

Bu, ölçek büyütmenin katma değer ve verimlilik için ne kadar kritik olduğunu göstermektedir.

Markalaşma ve teknik tekstil üretimi olmadan, sektörün kilogram başına 16 dolarlık ihracat değeri tavanını aşması zor görünmektedir.

Kısa vadeli öngörülere göre,

2026'nın bir dengelenme yılı olması,

2027'den itibaren ise küresel ticaretteki toparlanmayla birlikte Türkiye'nin de kayıplarını telafi etmeye başlayabileceği umulmaktadır.

Ancak bu, ancak ve ancak bugünden doğru politikaların uygulanması ve sektöre gerekli desteklerin sağlanmasıyla mümkündür.

Sonuç olarak, TGSD'nin de vurguladığı gibi, dijitalleşen ve otomasyonun arttığı bir dünyada dahi emek-yoğun yapısıyla hazır giyim ve tekstil, “istihdamın sigortasıdır”.

Bu nedenle sektörü feda etmenin,

Türkiye'nin geleceğini feda etmek anlamına geleceği belirtilmektedir.