Tuzluktan vazgeçebilirsiniz, ancak kurabiye, börek gibi tuz ilaveli gıdalar yerseniz vücudunuz yine de kimyasal olarak sodyumu depolar.
Daha da kötüsü, yaz günlerinin sevilen içecekler ve yiyeceklerde var olan ilave şekerler kandaki şeker seviyesindeki ani yükselişlerle kan damarlarını anında daraltır.
Hep düşünülür ki; tuz, yüksek tansiyonun tek beslenme nedeni olduğu yanılgısı, on yıllardır halk sağlığında yaygın olup, birçok kişinin ilave şekeri göz ardı etmesine neden olmuştur.
Tuz, mevcut beslenme kılavuzları ve Kalp Hastalıkları Dernekleri, tuzu-sodyumu-çok aza indirmeyi önermektedir.
Ancak çoğumuz günde 1,5 çay kaşığı tuz tüketiyoruz.
Bu da yaklaşık günlük sodyum ihtiyacına denk geliyor.
Vücudunuzun belirli bir miktarda sodyuma ihtiyacı vardır, ancak çok fazla sodyum kan basıncını ve kalp hastalığı ile felç riskini artırabilir.
TUZ MU, ŞEKER Mİ DERKEN…
Tuz tüketimi tuz hassasiyeti olan bireylere fayda sağlarken, şeker -özellikle ilave fruktoz- kalp damar sistemi üzerinde belirgin ve güçlü bir etkiye sahiptir.
Fruktoz-meyve şekeri-, vücudun ürik asit üretimini benzersiz bir şekilde artırır.
Yüksek ürik asit seviyeleri, kan damarlarında nitrik oksit salınımını engeller.
Nitrik oksit çok önemlidir çünkü damarların gevşek ve esnek kalmasına yardımcı olur; yeterli miktarda olmadığında, damar direnci artar ve kan basıncı yükselir.
İnsanlar arasında beslenme ile ilgili pek çok yanılgı var.
Bunlardan biri elbette tuzla ilgili olanlar.
Denir ki ultra işlenmiş gıdaların sadece tuzla dolu oldukları için kan basıncı için kötü olduğu yanılgısı.
Gerçekte, gıdalardaki rafine karbonhidratlar ve ilave şekerlerin birleşimi etkisini hiç akla getirmeyiz.
İşlenmiş karbonhidrat açısından zengin bir diyetle beslenmek devamlı insülin artışlarına ve nihayetinde insülin direncine yol açar.
İnsülin, böbreklere sodyumu atmak yerine geri emmeleri için aktif olarak sinyal gönderir.
Düşük sodyumlu bir diyette bile, kandaki yüksek insülin seviyesi böbrekleri tuzu tutmaya zorlar ve sodyum kısıtlamasının faydalarını etkisiz hale getirir.
YAZ İÇECEKLERİNİN TADI
Başka bir yaygın yanlış anlama ise; meyve suyunda bulunanlar gibi “doğal” şekerlerin kan basıncı için zararsız olduğudur.
Tam meyve, şeker emilimini yavaşlatan lif içerirken, meyve suyu aslında konsantre fruktozdur.
Lif yapısından arındırıldığında, karaciğere hızla ulaşır ve bir kutu gazlı içecek gibi aynı ürik asit ve insülin yollarını tetikler.
Birçok kişi şekerin kan basıncını yalnızca zamanla kilo alımına neden olarak dolaylı olarak yükselttiğini varsayar.
Ancak şeker, damar gerginliği üzerinde doğrudan ve anlık bir etki gösterir.
Yüksek miktarda şeker tüketimi, sempatik sinir sistemini -(vücudun “savaş ya da kaç” tepkisini)- harekete geçirir; bu da kilo alımı gerçekleşmeden çok önce kalp atış hızını yükseltir ve tansiyonu artırır.
Hekimler hipertansiyonu kontrol altına almak için şeker ve işlenmiş gıdalardan kaçınmayı önerirler çoğu kez.
Şeker ve işlenmiş gıdalar hipertansiyon riskini artırabilir ve zaten bu durumdan muzdarip olanlarda durumu daha da kötüleştirebilir.
Meyve şekeri çoğunlukla trigliseritlere dönüştürülür ve bu da sonuçta zararlı kolesterole dönüşür.
Bunun nedeni, fruktozu metabolize edebilen tek organ olan karaciğerin meyve şekerini işleme kapasitesinin çok sınırlı olmasıdır.
Kötü kolesterol dediğimiz madde, plak oluşumuna ve arterlerin sertleşmesine yol açarak hipertansiyona neden olur.
Şeker ve işlenmiş gıdaların glikoz-şeker- bileşeni bile, normalde vücut için yararlı ve gerekli olmasına rağmen, aşırı tüketildiğinde kandaki şeker fazlalığı nedeniyle yağa dönüşür.
Yağ birikimi kanda yağ birikmesine yol açar.
Kandaki fazla yağ, damarlarda plak oluşumuna ve arterlerin sertleşmesine yol açarak hipertansiyona neden olur.
Kan damarlarının esnekliğini kaybetmesi hipertansiyona yol açar.
Her şeker tüketimi, kan şekerini yükselttiğinden insülin salınımına yol açar.
İnsülinin vücudun doğal nitrik oksitini tükettiği bilinmektedir.
Nitrik oksit doğal bir damar genişleticidir.
Azlığında ya da yokluğunda tansiyon hastalığı kaçınılmaz olur.
Diyeceğimiz o ki; tatsız tuzsuz derken ölçüyü kaçırmadan dengeli beslenmek esas.
Next