Bugün biraz yetersiz beslenmenin etkilerinden bahsedelim.
Çocukluk yıllarından hatırlarım ninemin/annemin bana sebze yedirmek için en sevdiği taktik "Tabağını temizle, Afrika’da aç çocuklar var" bazen “Tabağında ne kadar kırıntı bırakırsan o kadar çocuğun olur” deyişlerini unutamam.
Aynı taktik çocuklarımızı büyütürken ve şimdi de torunlara…
Yetersiz beslenme, bir kişinin sağlığını korumak için yeterli miktarda temel besin tüketmemesi durumunda ortaya çıkar; kalori, protein, vitamin ve mineral dengesizliğidir.
Yetersiz beslenme şunlara yol açar: zayıflamış bağışıklık sistemi, organ yetmezliği, bodur büyüme, gelişimsel gecikmeler, kas kaybı, kronik yorgunluk, ölüm riskinin artması.
Peki obezite yetersiz beslenmeye nasıl yol açabilir?
Çoğu aşırı işlenmiş gıda çok fazla kalori içerir, ancak çok az vitamin veya mineral içerir.
Sağlıksız yiyeceklerle beslenen çocuklar, sağlıklı olmak için gereken besinleri alamazlar.
Aşırı yağ birikimi bağırsakta hormonal değişikliklere yol açarak kronik bağırsak iltihabına neden olur.
İltihaplı bir bağırsak, mikro besinleri iyi ememez ve bu da daha fazla eksikliğe yol açar.
Aşırı karın yağı ve aşırı işlenmiş gıdalardan oluşan bir beslenme düzeni, bağırsak mikrobiyomunu da bozar; bağırsaklarımızda simbiyotik(ortaklaşa) olarak yaşayan ve besinlerin parçalanmasına yardımcı olan bakteri, virüs ve mantarlardır.
Sağlıklı bir bağırsak mikrobiyomu olmadan, daha da az temel besin emilir.
UNICEF, küresel çocukluk çağı obezitesine bağlı yetersiz beslenmedeki artışın arkasındaki nedenin, kolayca bulunabilen ultra işlenmiş gıdalar ile özellikle çocuklara yönelik saldırgan pazarlama kampanyalarının birleşimi deniliyor.
Evde pişirilen geleneksel, besin değeri yüksek yemekler yerine, daha fazla çocuk gelişmiş ülkelerden ithal edilen ucuz, enerji yoğun gıdalara maruz kalıyor ve bunlara bağımlı hale geliyor.
Torunlara izin verdiğimizde nerdeyse tüketilen kalorilerin çoğunu aşırı işlenmiş veya ultra işlenmiş gıdalardan alıyor.
Televizyon ve sosyal medya ortamlarında çocuk programlarını birlikte izlerken reklamlardan geçilmiyor.
En çok da şekerli içecek, atıştırmalık yiyecek veya fast food reklamları.
Bu reklamlar bu yiyecekleri çocuklarda yeme isteklerini artırdığını düşünüyorum.
Hem kentler de hem de kırsal alanda okul çıkışlarında çocukları gözlemlediğimizdeyetersiz beslenmenin iki yönlü yükünü görürüz.
Bodurluk ve Obezite.
Bu duruma müdahale etmek geç değil ve gerekli büyüme ve gelişmelerini desteklemek için her çocuğun besleyici ve uygun fiyatlı gıdalara erişimi olmalı.
Ailelerin ve bakıcıların çocukları için besleyici ve sağlıklı gıdalara erişimini destekleyen sosyal politikalara acilen ihtiyaç var.
Hiç olmazsa okul öğle öğünleri ile başlanabilir.
Mesela; karışık, bol malzemeli tostlar ile beslenme kontrol edilmeli.
Next