Batman’a 10 kilometre uzaklıktaki Bıçakçı-Kerıke köyüne komşu 2000 yıllık Gre Migro höyüğünün zirvesine yıllar sonra çıkabildik. Batman-Kozluk-Üçyol karayolu dibinden 40-50 metre yükseklikte buram buram tarih kokan höyüğün ne kadar zengin bir ev sahipliği yapıp yaşamda bir kültür mozaiği oluşturduğunu Batman Çayı üzerindeki 51 ayaklı Perpıra köprüsünün varlığı ispatlıyor.

Bugün Batman’ın yanı başındaki bu tarihi zenginliğe değinmek istiyoruz. Arkadaşım İrfan Tapan ile 40 metreyi aşan tepeye çıkarken bir hayli zorlandık. Yıllarca bu tarihi höyüğün eteğinden geçiriyorduk ama bir türlü bu zirveye çıkamamıştık. İkindi saatlerinde kendimizi höyüğün zirvesinde bulduk. Ayaklarımızın altından akan Batman Çayı’nın kurşuni renkte akışını görmek muhteşemdi.

TARİHİ HÖYÜKTEN ÇEVREYE BAKMAK
Saha gazeteciliği gereği, olabildiğince Batman il sınırları arasındaki her noktaya ulaşmaya çalışıyoruz. Hafta sonu Sason-Yücebağ tarafındaydık.

Yücebağ beldesine yol alırken, önünden geçtiğimiz Kerıke-Bıçakçı Gre Migro Höyüğü’nün görüntülerini sizlere ulaştırmak için höyüğün zirvesine çıkmıştık.

Batman’daki fuar yoğunluğumuzdan önceki gün, fotoğrafçılıkta kendini kanıtlayan arkadaşlarımız İrfan Tapan ve Reşat Yiğiz ile Bıçakçı-Kerıke’de kendimizi bulmuştuk.

Reşat arkadaşımız 2 ay önce talihsiz bir kaza sonucu ayağını kırmıştı.

Ayağı iyileşen arkadaşımız da bizimle saha çalışmasında.

Reşat arkadaşımız yıllar önce 2973 metre yükseklikteki Mereto’ya 2 kez çıkarken, bu kez Gre Migro zirvesine tırmanamadı.

İlk kez çıktığımız Gıre Migro Höyüğü bizi muhteşem bir manzarayla buluşturdu.

Bugün de hep atladığımız 2000 yıllık Gre Migro Höyüğü’nü de anlatmak istiyorum.

Şimdilerde Antalya Valiliğini yapan Batman eski Valisi Hulusi Şahin döneminde 2000 yıllık Perpıra köprüsünün restorasyon projesi hazırlanmıştı.

Karayolları Genel Müdürlüğü, şehir ekonomisinde turizmin, tarımdan sonra ikinci büyük öneme sahip, büyük bir ekonomik gelir sağlayan bir alan olduğunu önemle belirtmişti.

Saha çalışmamızda önceki gün Gre Migro’nun zirvesindeydik.

Batman’a en yakın höyük konumundaki tarihi Gre Migro’yu herkes biliyor.

Bu yol güzergâhından Batman’a gelen herkes, Gre Migro’nun girişine asılan ‘Tarihi eser sahasıdır, kazı yapmak yasaktır, cezası 2 yıl hapistir’ yazılı, Batman Valiliği’nin diktiği devasa levhadan dolayı o höyüğü fark ediyor.

Defineciler, bu höyüğün zirvesi ile çevresini izinsiz kazılarla adeta delik deşik etmiş.

Batman’ın hemen yamacındaki Gre Migro Höyüğü çok da bilinmiyor.

Bugüne kadar arkeolojik yüzey çalışmalarının yapılmadığı bu höyük, bir zamanlar Romalılar ve Perslerin karşılıklı iki sınır garnizonlarıydı.

Batman Çayı kenarındaki, 2000 yıl önce topraktan oluşturulan bu tarihi höyüğün Antik Yunan ve Perslere kadar uzandığına inanılıyor.

Höyüğün zirvesindeki buluntular, seramik parçaları ile farklı siyah taşlardan dolayı çok farklı dönemlere ev sahipliği yaptığı anlaşılıyor.

M.S. 3. yüzyılda Antik Roma ve Pers savaşları döneminde bu bölgede askeri garnizon alanının inşa edildiği düşünülüyor.

İki kültürün izlerini 1 kilometreyi aşkın Perpıra köprüsünde de görmek mümkün.

DÜNYANIN EN KORUNAKLI HÖYÜK VE KALESİ
Tarihin sayfalarında, dünyanın en korunaklı askeri yerleşim yeri olarak bilinen Gre Migro Höyüğü ile Batman Çayı’nın karşı yakasındaki Xıncıka-Diktep’deki Kale Şadi’yle de benzerliği var.

Gre Migro Höyüğü’nün zirvesinden, büyük delta olarak bilinen Batman Çayı’nın kapladığı alandan yüzlerce yıl önce o bölgeden geçişleri ve sosyolojik hareketliliği sağlayan tek köprü, Perpıra’ymış.

Bıçakçı-Kerıke köyü de yörenin en eski yerleşim yerlerinden biri.

Batman Çayı kıyısındaki Kerıke köyü, Batman’ın en güzel köylerinden biri olduğunu belirtelim.

Defineciler, Gre Migro’nun çevresini tabiri caizse delik deşik etmiş yıllar önce.

Yağmur sularının geçtiği oluklardan tarihi höyüğü kazan definecilerin yıllar önce önemli eserleri buldukları da dilden dile yayılıyor.

Tabii ki bu kayıp eserlerin çalınarak istenmeyen ellere geçmesi, tarihi mirasımızın talan edildiği anlamına gelmekte.

KÜLTÜREL MİRASIMIZIN YOK OLMAMASI İÇİN…
Biz, tarihi ve kültürel mirasımızın yok olmaması ve korunması için sürekli hatırlatmalar yazıyoruz.

Kültürel ve tarihi mirasımız bizim en büyük varlığımızdır.

Bu varlığı korumak hepimizin asli görevidir.

Roma ile Persler arasında var olan bir anlaşmada, 2000 yıl önce Batman Çayı üzerinde uzunluğu yaklaşık İstanbul Boğaz Köprüsü mesafesinde olan Perpıra köprüsünün inşa edildiği de belirtiliyor.

Bu uzunluktan söz ederken, o zaman Batman Çayı’nın geniş ihtişamı gözlerimin önüne geldi. Heyecanlandım.

Bir hayli cılızlaşan Batman Çayı’nın bugünkü haline ise çok üzüldüm.

Roma İmparatorluğu’nda oldukça yaygın bir inanış olarak tarihte yerini almış bu köprü, yıllarca Persler ile Romalılar arasındaki savaşlarda defalarca yıkılıp tekrar inşa edildiği belirtiliyor.

2000 yıl öncesinde Mezopotamya coğrafyasında tüccarlar ile Uzak Doğu ülkelerine yolculuk yapanlar bu köprüyü kullanırken, Pers bölgesine geçenler höyüğün zirvesindeki garnizona akçe vermeden geçiş yapamazlarmış.

Dünyada belki de az sayıda benzeri olan bu höyük ne yazık ki kaderine terk edilmiş.

Oysa, hiç bilinmeyen, tarih kitaplarında yeri olmayan bir höyüğün tesadüf eseri bulunması dünya tarihini değiştirecek bir niteliğe sahip oldu.

Kim bilir bizim şehrimizin sınırları içinde neler var.

Bize göre çok büyük değerler vardır.

Çünkü bizim topraklarımız, dünya tarihinin en hareketli ve yaşama en elverişli topraklarıdır.

Sadece bu teoriden bile yola çıkarsak, topraklarımız altında çok büyük dünya mirası olduğuna inanıyoruz.

Bu konuda turizmdeki yeni yol rotası için ciddiyetle ilgili Bakanlık, kurum ve kuruluşlar harekete geçmeli ve bu tarihi höyükte geniş kapsamlı bir kazı için gerekli desteği sağlamanın yollarını bulmalarını öneriyoruz.

Ayrıca tarihi ve kültürel mirasımıza sahip çıkmak adına; meslek odaları ve iş adamlarımızdan gerekli desteğin istenmesi gerektiğini de hatırlatmak isteriz.

Ayrıca herkesin bu desteğe katkıda bulunacağına dair inancımız sonsuzdur.

Definecilerin yaptığı ya da yapabileceği yeni tahribatlara karşı topyekûn bir mücadele ve onları teşhir etmenin elzem olduğunu belirtmeliyiz.

Aslında Perpıra köprüsünden çok hep İpekyolu güzergâhındaki Malabadi köprüsünden söz ediliyor.

Ama Malabadi’den 1100 yıl önce yapılan Perpıra, çok daha önemli bir geçiş noktasıymış.

Bu tarihsel değerin göz ardı edilmesi üzücü.

Gre Migro höyüğünün zirvesinde; Karayolları’nın yaptığı ölçüm betonunun üzerinde notlarımızı aldıktan sonra gazete binamıza bu düşüncelerle vardık.

O tarih kokan bölgeden ayrılırken, kalbimiz 51 ayaklı Perpıra köprüsünde kaldı.

Haydi Hep Birlikte bugün, tarihi ve kültürel mirasımızı korumak ve gün yüzüne çıkarmak için topyekûn seferber olmanın ilk adımını atalım.

Sağlıcakla kalın.