Kent konseyleri, Birleşmiş Milletler’in 1992 Rio Yeryüzü Zirvesi’nde gündeme geldi.
Türkiye’de Yerel Gündem 21 ismiyle uygulamaya geçirilen model.
2005 yılında 5393 Belediye kanunun 76. Maddesinde Kent Konseyi tanımı yapıldı.
Türkiye’de Kent Konseyleri Topluluk Katılımı Deneyimi olan bir yönetişim biçimi denilebilir.
Kent konseyi: “kent yaşamında, kent vizyonunun ve hemşerilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmeye çalışır.
Belediyeler kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, sendikaların, noterlerin, varsa üniversitelerin, ilgili sivil toplum örgütlerinin, siyasal partilerin, kamu kurum ve kuruluşlarının ve mahalle muhtarlarının temsilcileri ile diğer ilgililerin katılımıyla oluşan kent konseyinin faaliyetlerinin etkili ve verimli yürütülmesi konusunda yardım ve destek sağlar” denilmektedir.
Bu bakış açısıyla Kent Konseylerinin kent sakinlerinin karar süreçlerine katılmasını ve kentteki düzenlemelerde söz sahibi olmasını sağlayıcı bir mekanizma olarak düzenlendiği görülmekte.
Yapılan düzenlemede Kent Konseylerince oluşturulan görüşlerin belediye meclisinin ilk toplantısında görüşülebileceği belirtilmiştir.
Bu kapsamda Kent Konseylerini oluşturmak zorunlu olsa da aktif bir paydaş kılmak idarenin takdirine bırakılmış gözükmektedir.
Çünkü Konseyin görüşlerinin görüşülüp görüşülmediğinin denetimi ya da meclisin görevleri arasında
Konseyin görüşlerini karara bağlanması yer almamaktadır.
Mali yönden de belediye bütçesini kullanmak zorunda olan Kent Konseylerinin idareden bağımsız olmasının çok da olanaklı olmadığını dile getiren görüşler bulunmaktadır.
Kent Konseylerinin yapısı ve örgütlenmesi 26313 sayılı Kent Konseyleri Yönetmeliği ile düzenlemiştir.
Kent Konseyleri mahallin en büyük mülki idare amiri veya temsilcisi, belediye başkanı veya temsilcisi, illerde valiler ilçelerde kaymakamlar tarafından belirlenecek kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, mahalle muhtarları, siyasi partilerin temsilcileri, üniversite temsilcileri, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, sendikaların, noterlerin, baroların ve ilgili dernekler ile vakıfların temsilcileri ve kent konseyince kurulan meclis ve çalışma gruplarının birer temsilcisinden oluşmaktadır.
Genel Kurul, Yürütme Kurulu ve Meclisler ve Kent Konseyi başkanı organlarıyla yürütülmektedir.
Kent konseylerinin görevleri ilgili yönetmelikte;1. Yerel düzeyde demokratik katılımın yaygınlaştırılmasını, hemşerilik hukuku ve ortak yaşam bilincinin geliştirilmesini, çok ortaklı ve çok aktörlü yönetişim anlayışının benimsenmesini sağlamak.
2. Sürdürülebilir gelişmenin sağlanması ve bu konuda ortaya çıkan sorunların çözümüne yönelik planların hazırlanması ve uygulanmasını sağlamak.
3. Kente ilişkin temel stratejiler ve faaliyet planlarının belirlenmesinde, uygulama ve izleme süreçlerinde tüm kenti kapsayan ortak bir aklın oluşturulmasına katkıda bulunmak.
4. Yerellik ilkesi çerçevesinde katılımcılığı, demokrasiyi ve uzlaşma kültürünü geliştirmek.
5. Kentin kimliğine ilişkin tarihi, kültürel, doğal ve benzeri değerlere sahip çıkmak ve geliştirmek.
6. Kent yönetiminde saydamlık, hesap verebilirlik, katılım ilkelerinin uygulanmasını sağlamak
7. Kent konseylerinin çevreye ve topluma karşı duyarlılığı artırmak
8. Kadınlar, çocuklar, engelliler gibi farklı toplumsal grupların sosyal hayattaki etkinliğini artırmak şeklindedir.
Ne var ki, Kent Konseylerinin işleyişi ve işlevselliği üzerinde yapılan tartışmalar ve görüşler farklı.
Kent konseyinin, belediyenin bir alt birimi gibi görev yaptığı görüşü, diğeri ise; bunların muhalefet yuvaları olarak değerlendirilmesi görüşü oluşturmaktadır.
Türkiye’deki uygulamalarda
Kent Konseylerinin bazıları siyasal olarak eleştirel tutum alabilirken, bazıları ise pasif hatta yerel yönetimi destekler bir noktada durabilmektedir.
Yine bazı Kent Konseyleri bürokratik olarak atananlarca yönetilirken, bazıları aktif yurttaş katılımına dayanabilmektedir.
Büyük çoğunluğu Kanun’un zorunlu kılması sonucu yerel yönetimlerce oluşturulmuş ancak aktif olarak işlevselleştirilmemiş, göstermelik bir katılım mekanizması iken, bazı belediyelerce aktif şekilde işletilen
Kent Konseyleri de bulunmaktadır.
Yönetmeliğin 8. Maddesinde ifade edilen
“Kadınlar, çocuklar, engelliler gibi farklı toplumsal grupların sosyal hayattaki etkinliğini artırmak” maddesi bile Kent konseylerinin ne derece önemli rollerinin olabileceğidir.
Kent konseyleri aktif şekilde çalışsın, şehirler güzelleşsin insanlar mutlu olsun!
Next