Geçenlerde yazdığımız bir yazıda güzel ilimiz Batmanın bir Türkiye birinciliğini sizlerle paylaşmıştım. Avrupa’da en fazla kirli havaya sahip on ilin sekizi ülkemizde ve bu sekizin içinde birinci sırayı da ne yazık ki ilimiz Batman almaktaydı.
Şimdi bu birinciliğe bir tanesini daha ekleyelim. İlimiz Batman ne yazık ki işsizlik oranında da Türkiye birincisi. Devletin resmi organları tarafından açıklanan verilere göre Türkiye’nin en fazla işsizlik oranına sahip olan ilk beş ilimiz bölgemizde ve bunların içinde birinci olan da biziz. TRC3 olarak da tanımlanan bölgemizde işsizlik oranı ortalama olarak %20’nin üzerinde. Tabi burada merak edilen bu resmi verilere göre Türkiye’deki işsizlik oranının ne olduğu da olabilir. Onu de belirtelim. Türkiye de “hane halkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre; 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 2023 yılı I. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 62 bin kişi azalarak 3 milyon 483 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,3 puanlık azalış ile %9,9 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde %8,2, kadınlarda %13,4” olarak belirlenmiş. Yani özetlersek Türkiye’nin işsizlik oranı ortalama %10.
Bu işin bir boyutu birde bu oran içinde genç nüfusun sahip olduğu madalyalı (!) işsizlik oranı var. Genç nüfusun oranı bölgemizde çok daha kabarık bir rakama tekabül ediyor. Her iki gencimizden biri işsiz durumda. Kahvehane sayısı ve buralarda oturmak zorunda kalan diplomalı gençlerin sayısına bakıldığında içinde bulunduğumuz tehlikenin boyutu ortaya çıkabilmektedir. Bir de görünmeyen işsizlerimiz var. Kadınlar… Kadınların işgücüne katılım oranları erkeklere nazaran daha az. Türkiye’de istihdama katılım oranı %48 civarında. Bu oranın %66’lık bölümü erkeklerden oluşurken ancak %31,2’si kadınlardan oluşmaktadır. Bu durum kırsal kesimlere gittikçe daha da kötü bir hal almaktadır. İlimizde ise tarımdaki alının dışında kadınların iş gücüne katılım oranları bir hayli düşük. Son dönemlerde tekstil gibi sektörlerde kadınların çalışma oranında bir artış gözlemlenmekteyse de oranın Türkiye ortalamasının altında kaldığını kabul etmek gerekiyor.
Ekonomideki kötü gidişatın sonucu olarak işsizlik oranının arttığını elbette kabul etmek gerekiyor. Ancak bu işin doğurduğu bir haksızlık da var. Kayıt dışı işsizlik ve emeğin sömürülmesi konularını da unutmamak gerekmektedir. Kahvede içtiği çayın parasını ödeyemeyen üniversite mezunlarından tutun okuyamamış gence kadar herkesin tek derdi bir iş sahibi olabilmektir. İnsanlarımız; Doğrudan bir işverene başvurma, Eşe, dosta ricada bulunma, İŞKUR’a başvurma, Özel istihdam ofislerine başvurma Gazete, dergi, internet aracılığıyla iş arama, Gazeteye iş ilanı verme veya cevaplama, Online CV paylaşma veya güncelleme, Sözlü ya da yazılı iş sınavına/mülakata girme veya kendi işini kurma gibi yollarla ekmek kazanma telaşında olsalar da bu konuda başarılı olanların sayısı düşüktür. Kaynakların sınırlı taleplerin yüksek olduğu bu durum bizi işsizlik enflasyonu ile karşı karşıya bırakmaktadır.
Sonuç itibariyle bu durum insanlarda bir moral bozukluğu yaratmaktadır. Ülke genelinde her dört gençten birinin işsiz olması ve bu oranın ilimizde kat be kat fazla olması beraberinde büyük tehlikelerde getirmektedir. İşsiz kalan gençlerin para kazanmak, moral düzeltmek, sıkıntılarından kaçmak için yasadışı yollara başvurmaları mümkün olabilmektedir. Bilgili ve sabırlı gençlerin kendilerini kontrol etmeleri mümkün olsa da aynı durumun bütün gençler için geçerli olduğunu iddia etmek mümkün değil. Bu durum aynı zamanda bir toplumsal ahlak yozlaşmasına da neden olabilmektedir. Rahat para kazanma hırsı ile birleşen geleceğe umutla bakamama durumu gençleri kontrol edilemez bir hale getirebiliyor. Bu duruma gelenler hem kendilerine, hem ailelerine hem de topluma zararlı hale gelen kişiliklere dönüşebiliyorlar. Hırsızlık, fuhuş, kumar, bahis, çetelere katılma, uyuşturucu kullanma gibi olaylarda görülen artışın bir nedeni de gençlerin işsiz güçsüz kalmaları sonucu içine düştükleri çıkmazdır.
İşsizlik nedeniyle sahip olduğumuz birinciliğin suç oranlarında da aynı menfi durumu yaratmaması için hepimizin üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerekmektedir. Şüphesiz bu işin en ağır yükü yönetenlerin omuzlarında bulunmaktadır. Lakin toplumsal uzlaşma sağlanmazsa daha ağır faturalar ödemek zorunda kalacağımızın da unutulmaması gerekiyor. Güzel memleketimin güzel zenginlerinin memlekete yatırım yapmaları bu konuda önemli bir adım olacaktır. Memlekete yatırım yapmadan, refahta ortaklaşmadan bireysel kurtuluşların ve ilden ve bölgeden kaçışların yarar getirmeyeceğini unutmayalım. Tabi gelen yatırımlara sahip çıkmak gerektiğini de hatırlatalım. Sermaye düşmanlığı yapmak da sermayeyi başka yerlere kaçırmak da doğru tavır olmayacaktır. İşsizlik meselesi bir güvenlik meselesine dönüşmeden önlem alınması dileğiyle…
Next