Güzelim İrkust hoşça kal.
Merhaba Efsane Göl Baykal.

Konakladığımız ANGARA oteli merkezi konumda,

üstelik yanında gürül gürül akan ANGARA ırmağı.
Bugün yolculuk günü.
Baykal gölünün kenarından manzaralı bir rota ile İrkust’an Buryatya Cumhuriyeti’nin başkenti
Ula Ude’ye…

Baykal gölü Ulan Ude’ye de yakın.
Tayga ormanlarının içinden geçe geçe

Bugün Sibirya’ın en ucundaki Baykal Gölü’ndeyiz.

Yeryüzündeki en eski ve en derin göldür.
Yerel halk yüzyıllardır ona tapmış ve gizemli efsanelerini nesilden nesile aktarmıştır.
Göl kenarı milli park.
Milli parkın girişinde bizde görülen gelenek görenekler gibi çaput ve çeşitli eşyalar bağlanmış
anıt-adak ağaçları ve noktaları bizi şaşırtmadı.


Bugün efsanelerin peşinden Baykal’dayız.
Ayak bastığımız yerde henüz buzlar erimemiş.
Masmavi ama buz gibi suyu var.
Hava parçalı bulutlu güneşli ama hafif serin, esintili.

Ve o meşhur Baykal’ın OMUL BALIĞI’nın nefaseti.

Onu da başka bir sefer anlatırız.
BAYKAL: BÜYÜK DENİZ
Denir ki; Baykal Gölü dünyanın en derin gölüdür.
Baykal yerlileri bu nedenle Baykal derinliğini öbür dünyaya uzanan dipsiz bir uçurum olduğuna inanıyorlarmış.
Göl yüzeyinde geçen tekneleri tuzağa düşürebilecek bir su girdabı oluştuğu söylenir.
Gölün aşağı yukarı kesin derinliği ilk olarak 1930'larda hesaplanmış ve daha sonra sürekli olarak güncellenmiş.
Bu günBaykal Gölü'nün ortalama derinliği 740 metre, ancak yerel dip çökmeleri ve 1642 metre derinliğe sahip bir yer de olduğu kayıtlı ve bu yer, efsanelerde anlatılan
yerin ta kendisi.
"Dipsiz uçurum", tektonik bir fay hattının bulunduğu yer olarak işaretlenmiş.
Hal böyleyken bilim insanları hala Baykal Gölü'nün yaşı
(ana teori 25-35 milyon yıl, ancak bazıları 150.000 yıl, bazıları ise sadece 8.000 yıl ) ve
kökeni (bir zamanlar volkan mı yoksa magma çekirdeğinin akıntısı mı olduğu konusunda tartışmalar sürüyor.
MÖ 2. yüzyılda bu gölün çevresinde farklı halkların yaşadığı biliniyor.
Ancak, bu göle çok benzer isimler vermişler.
'Bai' birçok dilde "büyük" anlamına gelir.
Buryat dilinde 'Baigal-dalai' "deniz gibi büyük su kütlesi";
Yakut dilinde "baihal", "baig'al" "büyük, derin su" anlamına gelir.
Baykal Gölü'nün "ateş püsküren bir dağ", yani bir volkanın bulunduğu yerde oluştuğuna ve adının "Ayakta duran, ateş" anlamına geldiğine dair bir efsane de var.
BAYKAL CANAVARI
Bir zamanlar Türkiye’de VAN CANAVARI efsanesi yayılmıştı.
Akın akın turistler, yerliler Canavar nöbeti tutmuştu.
Benzer şekilde Baykal Gölü'nün de benzer bir efsanesi var.
Hikayede gölün en sıcak kısmı olan Mukhorsky Körfezi'nde "yaşayan" ve
balıkçıları su altı krallığına götüren bir "Su Ejderhası" hakkında çeşitli tasvirler var.
Bazı söylentiler, kötü bir yüze sahip dev bir mersin balığına benzediğini söylerken;
diğerleri pençeleri ve sırtında "zırhı" olan birkertenkele canavarı olduğunu,
bazıları ise bu canavarın timsahların atası olan eski bir ihtiyozora benzediğine inanıyor.
Birkaç yüzyıl öncesine kadar yerel halk, canavarı yatıştırmak için Baykal canavarına kürk, mücevher ve yiyecek sunuyorlarmış.
Hatta bazıları "kan" kurbanları -canlı hayvan- adıyorlarmış.
Bu arada, 1980'lerde Sovyet araştırmacılar, yankı algılama cihazları kullanarak göl yatağında 30 metrelik hareket eden bir cisim kaydetmişler, ancak bunun tam olarak ne olduğunu açıklığa kavuşturamamışlar.
Hem Rus hem de yabancı meraklılar hâlâ "canavarı" bulmaya çalışıyor ve belirsiz yaratıkların bulanık noktalarını gösteren fotoğraflar zaman zaman sosyal medyada ortaya çıkıyormuş.
Ne diyelim belki de bu sadece Baykal faunasının yeni bir türüdür kim bilir?
BAYKAL’IN KIZI: ANGARA, CANIM ANGARA
Baykal gölüne üç yüze yakın nehir ve dere akar, ancak sadece bir nehir gölden çıkar.
O da Angara nehridir.
Türkiye’nin başkenti Ankara adının da Angara nehrinden aldığına dair söylentiler de var.
Bizim konumuz bu değil.
Baykal Gölü hakkındaki en romantik ve popüler efsane ise hüzünlü.
Angara, Sibirya'nın başlıca nehirlerinden biridir ve eski söylencelerde Baykal'ın "kızı" olarak bilinir.
Yerli halk, Baykal'ı çevredeki topraklardan
"vergi" toplayan bir bogatyr (şerefsiz) -eşkıya-
olarak hayal ediyordu ve kızı Angara, topladığı her şeyi hemen geri veriyordu.
Angara’nın sadece bir kolyesi vardı ve onu kimseye göstermedi.
Onu gelecekteki kocası için saklıyordu.
Sonra Baykal, tüm komşu bogatyrlara kızının evlenmesini istediğini söyler.
Angara'nın Yenisey şövalyesini sevmesine rağmen, babası İrkut adında genç bir adamı seçer.
Ancak babasının sözü kesindir.
Sonunda Angara, kolyesini de yanına alarak evden kaçtı ve boncukları ayaklarının altına atarak hazineyi halka verir.
Angara yolda İrkut ile karşılaştığı yerde şimdi İrkutsk şehri yükseldi;

boncukları attığı yerde başka şehirler ortaya çıktı.
Angara Nehri, Baykal Gölünden çıkıp Yenisey Irmağına karışan tek akarsudur.
Ve Yenisey ile karşılaştığı yerde bir levha var:
- Angara, Yenisey Nehri'ne akıyor-
Next