Yetmişli yılların sonlarından (1976)itibaren ülkemizde de kutlanmaya başlanan “Dünya Şehircilik Günü” aslında hayatımızı etkileyen önemli unsurların tartışılmasının gerektiği bir gün olarak daha da önemsenmesi gerekin bir gündür.
Her yıl 8 Kasım tarihinde kutlanan Dünya Şehircilik Günü, ülkemizde de önemli kurum ve kuruluşlar tarafından yayınlanan mesajlar ve etkinliklerle kutlanıyor lakin bu etkinliklerin kutlamama mesajlarının ötesine geçmesi gerekmektedir.
Şubat depremlerinin başımıza sardığı felaketleri detaylı bir şekilde incelersek aslında şehircilik kavramının neler içerdiğini de anlamış olacağız. Medenî yaşamı, insan hayatının günü birlik ve tesadüfî davranışlara değil, sistematik ve uzun vadeli plânlara dayalı olarak düzenlenmesi olarak tanımlarsak yapılması gerekenler de bunu göre şekillenecektir. “Medeniyet, bir taraftan insanlığın tarihî tecrübe ve birikimlerine, diğer taraftan bilimsel, rasyonel bilgiye dayanır. Esas itibariyle medeniyet, insanın insana yaraşır şartlarda yaşayabilmesidir. Dünyada şehirlerin kuruluşu ve gelişimi, medeniyetin evrelerini gösterir. Şehirler medenî yaşamın en somut ürünü ve göstergesidir. Şehirler, eğitim, bilim, kültür, sanat ve ticaret merkezi olarak, tarih boyunca insanlar için her zaman bir cazibe merkezi olmuştur. Bu özellikleriyle şehirler insanlara, her alanda daha çok imkân ve daha çok alternatif sunar. Şehirde doğal şartlar ve imkânlar insanların daha kolay ulaşabileceği hâle getirilmiştir. Ancak, bu cazip yönleri nedeniyle, özellikle son yıllarda tüm dünyada hızlı bir şehirleşme yaşanmakta, bazı şehirlerin nüfusu aşırı bir şekilde artmaktadır. Şehirlere doğru yönelim elbette şehirlerin sadece cazibe merkezi olmasından kaynaklanmıyor. Bir takım mecburiyetlerin de bu konuda önemli etken olduğunu unutmamalıyız.
Şehir Planlamaları elbette teknik bir konudur ve konunun uzmanları tarafından enine boyuna tartışılmalıdır. Bu tartışmalardan çıkan sonuçların da yönetim kademeleri tarafından değerlendirilmesi uygun ve uygulanabilir olanlarının yasal çerçeveye bağlanarak hayata geçirilmesi gerekmektedir.
Son dönemlerde akıllı kentler kavramı ile birlikte birçok yönelik ile tanıştığımız doğrudur ancak bunların yeterli olduğu fikrinde değiliz. Çünkü gerek kentsel dönüşüm çalışmalarının yetersiz kalması gerek ise yeni yerleşime açılan alanların düzgün planlanmaması sorunları da beraberinde büyütmektedir.
Son depremlerde yaşadığımız acı tablo gerek yapım aşamasında gerekse kullanım aşamasında ortaya çıkan yetersizliklerin sonucudur. Elbette doğal felaketlerin önüne geçemeyiz ancak yapılacak sağlıklı uygulamalarla kayıplarımızı daha aza indirgememiz mümkündür.
Başta millet bahçeleri projeleri olmak üzere olumlu adımların atıldığını son dönemde gündeme getirilen yatay mimari çalışmalarının anlamlı olduğunu belirtmeliyiz lakin kent gelişim alanları başta olmak üzere yapılan planlamalarda ilgili meslek odalarının görüşlerinin dikkate alınması yerel yönetimlere bu konuda daha fazla imkân tanınması, katılımın artırılmasının zorunluluk olduğunu hatırlatmalıyız.
Kayıpların arkasında oturup diz dövme yerine önlemleri önceden alarak, planlamaları nitelik ve sağlıklı zeminlere oturtarak gerçekleştirirsek daha başarılı olma şansını da yakalayabiliriz.
Bu konuda bu sene Ankara’da gerçekleştirilmesi hedeflenen 8 Kasım Dünya Şehircilik Günü 47. Kolokyumu "Yeni Yüzyılda Planlama" temasıyla yapılacak.
Yeni Yüzyılda;
- Doğa olaylarının etkilerine karşı dirençli kentler ve yaşam alanları
- Yeni yüzyılda yeniden bölge planlama
- Planlamanın kurumsal yapısı (Mevzuat, plan üretim süreçleri ve yönetsel yapı)
- Planlama meslek alanı; aktörler, süreçler ve olanaklar
- Planlamada dijital dönüşüm
- Yerel yönetimler, katılım ve demokrasi
- Kentsel mekan ve erişilebilirlik
- Miras ve şehircilik: Kaybettiklerimiz ve yeni yüzyıla aktaracaklarımız
- Mekanda/Toplumda Adalet ve Kentsel Politika
- Kentsel tasarım uygulamaları ve yeni yüzyılda nitelikli kentsel mekânlar
- Antroposen çağında ekoloji, kentleşme ve kırsal alanlar
- Kentlerde demografik hareketlilik: çözülmeler, sorunlar, fırsatlar
Başlıkları altında yapılacak çalışmaların faydalı sonuçlar doğurmasını diliyoruz.
Konu elbette ilimizle de yakından ilgili. Zorunluluk ve imkânsızlıklardan kaynaklanan çarpık kentleşmenin yapılacak olar kentsel dönüşüm çalışmaları ile düzeltilmesi imara açılan yeni alanlarda altyapı çalışmalarının tamamlanmasından sonra inşaat izinlerinin verilmesi, tarım alanları yerine daha uygun alanların değerlendirilmesi temel dileğimizdir. İnsan ve şehirlerinin kaderini planlarken yaşamın menfaatlerden üstün tutulması gerektiğini tekrar hatırlatmakta fayda buluyor 8 Kasım Dünya Şehircilik Gününüzü kutluyoruz.
Next