Bölgemizde yani Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimizde kronikleşen veya kronikleştirilen bir kalkınma sorunu olduğu gerçeğini artık herkes kabul etmektedir. Bunun nedenini sağlıklı bir şekilde ortaya koymadan reçeteler sunulursa kronikleşmiş kalkınma sorunun ortadan kalkmayacağı açıktır. Sorunun hem sosyoekonomik, hem sosyokültürel hem de siyasal boyutları birlikte değerlendirilmesi daha yararlı olacaktır. Saç ayakları tam olmayınca tavanın devrilmemesinin imkânı yok.

Uzun bir dönemden beri sosyoekonomik ve sosyokültürel sorunlara çözüm bulunmadığı için olay siyasi boyutta da farklık göstermeye başladı ve artık ne yazık ki sosyokültürel ve sosyoekonomik sorun etnik bir soruna dönüşerek uluslararası bir siyasal sorun haline de gelmiş bulunmaktadır.

Sorunun tespiti ve çözüm önerileri konusunda birçok raporun yazılıp yayımlandığını biliyoruz. Zaman zaman bizzat iktidar partilerinin bu konuya yönelim gösterdiği ve değişik formüller denemeye çalıştığına da tanıklık ettik lakin saç ayakları eksik kaldığından başarıya ulaşma şansı olmadı.

Öncelikle bölge sorununun çözümsüz olmadığını belirtelim. Sorunu üç boyutlu olarak ele almaya başlar ve uygulamaları bu çerçevede oturtmaya başarabilirsek sorun kendiliğinden çözülür.

Sorunun sosyoekonomik boyutu ile ilgili olarak yapılan bir çalışmayı bu yazıda sizlerle paylaşmak istedim. Kamil Taşçı, Doç.Dr. Önder Belgin ve Doç. Dr. Hülya Saygılı tarafından hazırlanan “Doğu ve Güneydoğu illerinde kronik kalkınma sorunu – Alternatif bir çözüm önerisi” başlıklı çalışma için öncelikle emek verenleri kutlamak isterim. Kendi alanları ile ilgili sağlıklı bir çalışma ortaya koymuş bulunmaktadırlar. Bu çalışmada bölgenin sorunları ve çözüm önerileri şu şekilde belirlenmiş;

AR- GE eksikliği

Finansman eksikliği

Kümelenme sorunu

Yerel markalaşmanın sağlanması

Ortaklık kültürünün geliştirilmesi

İhracata yönelik işbirliğinin sağlanması

Ulusal ve uluslar arası desteklerden faydalanmak için farkındalığın artırılması

Enerji Maliyetlerinin düşürülmesi

Enerji kalitesi problemi (elektrik kesintileri)

Pazar yetersizliği (habur vb.)

Olarak belirlenmiş durumda. Ekonomik alan için sağlıklı tespitler elbette. Bölgenin kalkınmasında

Desteklenmesi gereken öncelikli 10 sektör de aynı çalışmada yer almaktadır.

Tarım, orman ve balıkçılık

Sanayi

İnşaat

Hizmetler

Bilgi ve İletişim

Finans ve sigorta faaliyetleri

Gayrimenkul faaliyetleri

Mesleki, İdari ve Destek hizmetleri faaliyetleri

Kamu yönetimi, Eğitim, İnsan sağlığı ve Sosyal Hizmet faaliyetleri

Diğer hizmet faaliyetleri olarak.

Aynı çalışmada bölgede ele alınan 14 ilin tek tek analizine de yer verilmiş durumda. Bunların içinde ilgilimizi çeken ise elbette Batman’ın durumu oldu.

Bu konudaki bazı verileri de paylaşalım:

- İlin Girdi çıktı ile hesaplanan GSYH’si 2,6 milyar dolar

- Fertbaşı GSYH 4.194 dolar (Türkiye ortalaması yaklaşık 10 bin dolar)

- Vergi Gelirleri 252 Milyon dolar (%70 dolaylı vergiler)

- Batman vergi tahakkuk: 1.943.298 Milyar TL

- Tahsilat : 993.023 Tl Gerçekleşme oranı %51,1

Çalışma kapsamında yapılan öneride bölge illerine yapılacak olan 287,7 milyon dolarlık arz şoku ile

Kişi başı gelirin; 4.770 dolar olacağı ve yaklaşık 19.573 kişiye istihdam alanı (Sanayi;10.264. Hizmetler;8.127.Tarım;1.182 kişi) yaratılacağı belirtilmektedir.

Sonuç olarak belirtilmelidir ki bölgenin kronikleşmiş bulunan sosyoekonomik sorunu devletin ekonomiye direkt müdahalesi olmadan çözüme kavuşturulamaz. Teşvik+ Destek şeklindeki devlet müdahalesinin yatırım ortaklığı veya direkt yatırım yapmak ile desteklenmesinde fayda bulunmaktadır. Bununla birlikte yukarıda da belirttiğimiz gibi sorunun sosyokültürel ve siyasal boyutlarının da birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.