*Petrolün başkentiyiz diyoruz ama ülkenin en modern ilkleri bizim şehrimizde olmasına rağmen bu şehrin tamamlanmayan eksiklikleri bizi de eksik düşünmeye sevk ediyor. Son 15 yıldır İstanbul ve Ankara dışında diğer büyük şehirlere direkt uçak seferlerinin yapılamadığı Batman havalimanındaki uçak seferleri artırılmayan belki de tek liman. Yazmaktan yorulsak bile defalarca yazmaktan beis görmeyeceğimiz bir konudur. Her yazıda yetkilileri uyarıp dikkatini çekmeye çalışıyoruz ama tıkalı kulakları bir türlü açamıyoruz! Umarız bu yazı sağır kulakları sağaltır ve duyar bizi.

*Batman’ın verimli toprağının korunmasının gerektiğini sürekli gündemde tutan simalarından biri de kanaat önderlerinden  Bedrettin Nasıroğlu’dur. Batman’ın tarım arazilerinin 1’nci sınıf SİT alanında olduğunun altını çizen Nasıroğlu, şu günlerde toprağı korumayı öncülük edecek bir sivil toplumun oluşumuna önderlik yapacak… Belki bu yazımız, SİT koruma kanunlarına işlerlik kazandırır ve tarım alanlarını vahşi imardan vazgeçirir. Bu arada tüm gücümüzle sayın Bedrettin Nasıroğlu’nun yanında olduğumuzu belirtelim…

EKSİKLİKLER SAYMAKLA BİTMEZ

Bu şehirde eksiklikler çok!

Önceden ulaşımdan başlamak daha doğru olur.

66 Yıl öncesinden kurulan Batman Havalimanında mevcut seferlerin ne kadar yetersiz olduğunu bu sütunlarda çok defa yazdık ve sayısını unuttuk.

Her ay ortalama 55 bin yolcunun seyahat ettiği Batman’da STK ve Esnaf Oda Başkanları o kadar duyarsız ki!

Bu duyarsızlığın mantığını halk adına öğrenmek istiyoruz!

Bu basın olarak bizim kamusal görevimizdir.

Bu şehrin esnaf odalarının iş insanların, başta ulaşım sorunu olmak üzere diğer beklentilerine duyarlı olduklarına inanan var mı acaba?

Merak ediyoruz.

Yanıbaşımızdaki Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya’yı her alanda görüyoruz.

Umarız bizim STK yöneticileri de onu örnek alır, aynı şekilde aktif olurlar ve yapılacak her fuar, festival futbol başta olmak üzere hemen her kültürel etkinlikte  Diyarbakır gibi şehrimizi Kaya gibi ön plana çıkararak,  tüm sektörlerde ve her etkinlikte ses olurlar.

Göregeldiğimiz gibi, biz de tam tersi.

Kendimizle barışık bir şehir değiliz.

Demek ki ‘Şehrimiz’ diye bir kavram geliştirememiş.

Üzülerek yazmalıyız ki kıskançlık zehri her yana saçılmış!

Artık panzehir bulma zamanıdır.

El birliğiyle ‘Şehrimiz’ diyerek, tüm eksiklikleri gidermek üzere harekete geçme zamanıdır.

Gecikme kabul etmez artık.

Şehirlerarası  seyahat kadar, şehir içi ulaşım da dert.

Yeni yol projeleri yarıda kaldı.

Yeni hava limanı bitişiğindeki yol, TPAO ihata duvarı dibindeki yol projelerindeki belirsizlik muamma! kent merkezindeki trafiği ise her geçen gün daha çekilmez bir hal alıyor.

Bu şehirde ulaşım sorununun kolay kolay kolay çözüleceğine dair inancımızı kaybetmek üzereyiz.

BU COĞRAFYANIN EN VERİMLİ TOPRAĞI

Batman’ın tarım arazilerinin ne kadar verimli olduğunu bu şehrin kanaat önderlerinden Bedrettin Nasıroğlu, her defasında anlatır.

Batman’ın tarım arazilerinin Nil deltasından sonra belki de tarihsel olarak o deltadan daha verimli araziler olduğunu ve ilk tarımın yapıldı Mezopotamya’nın bir parçası olduğunu anımsatan Nasıroğlu;

"Bu topraklarda ne ekerseniz yetişir.”

Batman şehir merkezi ne yazı ki 1955’li yıllarda Batman Rafinerisi ovanın  ortasına kuruluyor, yanlış ya da zamanın öngörülmezliğinden dolayı mahalleler,  ülkenin ilk devasa sanayi tesisinin etrafını sarıyor.

Konya ovası kadar büyük bir ova; yarım milyonluk bir şehir merkezine dönüşüyor.

Çorak ve yumuşak bir zeminde kurulan Batman, 350-400 kilometre uzaklıktaki Malatya, Elazığ ve Kahramanmaraş’ta deprem sarsıntılarında beşik gibi sallanıyor.

Bingöl-Karlıova’da olası bir depremin bu şehre kim bilir nasıl bir felaket yaşatacağı da tahmin edilemiyor.

Şehrin en güvenli zeminine sahip bölgesi Kuyubaşı bölgesi.

Yenişehir Mahallesi denilen bölge ise, gittikçe gelişiyor ve büyüyor.

Bu bölgedeki yapılaşmaya  kimsenin itirazı yok.

Asıl büyük tartışma konusu, ovaya açılan Batman-Hasankeyf karayolu çevresindeki alandır.

Bu alanda da verimli araziler de hızlı çok bloklu yapılara dönüşüyor.

Şehrin çekirdeği olan eski çarşı ise; gittikçe terk ediliyor.

Batman’ın İluh Tepebaşı ve çevresindeki mahalleler o eski canlılığını çoktan kaybetmiş.

O bölgeyi dolaşın, eskilerden kimsenin kalmadığını fark edersiniz.

Eski mahallelerdeki manzaraya içiniz acır.

Aslında en büyük sorun, yaşanabilir alanlar yaratmak yerine, her alana M2 hesabı yapılmasıdır!

Oysa yaşamamızı asıl sağlayan alanlar tarımın olduğu alanlardır.

Onunda ölçüsü hektardır.

En büyük sorun hektar ile M2’nin  yer değiştirmesidir.

Çünkü metre kare ticari alandır hektar ise hepimizin ihtiyaç duyduğu kamusal alanlardır.

Kıymayın bu alanları diyerek bağırmak istiyoruz bazen!

Gidin eski yerleşim yerlerini ıslah edin ve orada metre kare hesaplayın.

Göreceksiniz ki metre karesi daha karlı alanlar olacak eski yerleşim yerlerinde.

Petrolün başkentine ne acı ki; şehir kimliğini bir türlü kazandıramadık.

Bu şehrin çevresindeki verimli arazileri hızla betonlaştırıyoruz.

En verimli arazileri koruyamıyoruz.

Hektarı, M2'ye yeğleneceği zamanları umut etmek dileğiyle…

Sağlıkla kalın.