1980li yıllar.

Batmanlı yıllarımız.

Tam bir kültürler beldesi Batman.

Her inançtan,

her dilden,

her kültürden.

O yıllardaki araştırmacı merakım:

Yezidi ve Yezidilik üzerine de oldu.

İlk okuduğum kitap:

Refik Halit’in “Yezidi Kızı”.

Yazar Refik Halit’in

 Suriye sürgünlüğü sırasında

yazdığı bir roman.

Yezidiler ve Yezidilik üzerine.

Yezidilerin “adetleri,

görenek, gelenek,

örfleri” ele alınmış.

Bu haftaki baş yazılardan biri olan

Sayın Arif Arslan’ın;

ESKİ MİMARİ BİR KÜLTÜR DE KAYBOLDU…

adlı yazısı hüzün verici,

aynı zamanda umut verici yönler içeriyor.

Anadolu hoşgörünün demlendiği bin yıllarca ve

nice kadim medeniyetin filizlendiği topraklardır.

İster ön yargılar, isterse geçim sıkıntısı nedeniyle,

her ne sebeple ise başta Almanya olmak üzere

Yezidilerin çoğunluğu Avrupa ülkelerine göçmüşler,

ancak gönülleri Batman’da.

Yazıda, ölenlerin kendi memleketlerinde

gömülmelerini vasiyet etmeleri

başka türlü nasıl açıklanabilir.

Bunu Mevlana’ya atfedilen;

“ Gel, gel! ne olursan ol, yine gel!

İster kafir, ister Mecusi,

İster puta tapan ol, yine gel!

Bizim Dergahımız, ümitizlik dergahı değildir,

yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel!...

Şu toprağa sevgiden başka tohum ekmeyiz biz.

Beri gel, beri!

Niceye şu vuruculuk?

Madem ki sen bensin,

ben de senim,

Niceye şu senlik benlik!

Ölümümüzden sonra mezarımızı

yerde aramayınız!

bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir.”

Anadolunun engin hoşgörüsünün ifadesi.

KADİM KÜLTÜRLER ARAŞTIRMA MERKEZİ

Şimdi sorumluluk sosyal bilimcilerde.

Batman Üniversitesi Sosyal Bilimcileri için

bulunmaz bir kadim kültür: Yezidilik ve Yezidiler.

Sayın Arif Başkan’ın yazısında ifadesini bulan

Yezidilerin hem soyut,

hem de somut kültür değerleri

araştırılmalı, korunmalı ve yaşatılmalı.

Sayın Batman Üniversitesi Rektörümüz

Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde

Kadim Kültürleri Araştırma Merkezi kurulması

ne anlamlı olur.

Bizde umut hiç bitmez…