1.200 Rakımlı Raman Dağı, bu dağ aynı zamanda Batman’ı var eden efsane bir dağdır. Ülkenin ilk petrolcülerinin keşfettiği o dağ dile gelebilse ve 79 yıl öncesini anlatabilse. Yıllar sonra ülkenin ilk petrolcülerinin ayak izlerinin olduğu o dağın konukları, Almanya Hamburg Sanat Üniversitesi ile Viyana Sanat Üniversitesi öğretim görevlileri ile öğrencileriydi…
Batman Üniversitesi’nin Erasmus programı kapsamında geliştirdiği atölyelerden ikisi hayata geçirildi. Önceki gün Almanya ve Avusturya-Viyana’dan gelen 26 Alman ve Viyanalı konuğun hayata geçirdikleri Taş Fırın projesindeki çalışmaları takdire şayandı. Konuk öğrenci ve öğretim görevlilerinin yüz ifadeleri sevgi, güzellik ve hoşgörüyü anlatıyordu.

GÜZEL ŞEYLER DE OLUYOR
Ekibimizle birlikte Batman şehir merkezine 25 kilometre uzaklıktaki 1.200 rakımlı Raman Dağı’ndaydık, doğa erken uyanmış bizi bekliyordu sanki.
1 Ay öncesinde beyaza bürünen o efsane dağ, şimdi çevreye ilkbaharın en güzel renklerini yaymıştı.
Meşe ağaçları ve farklı endemik bitkilerin olduğu Raman Dağı bahara “hoş geldin” demişti.
Baharın en güzel esintisinin sürdüğü Raman Dağı bu kez Almanya ve Avusturya-Viyana’dan konukları ağırlamıştı.
79 Yıl önce bu dağı keşfeden Amerikalı petrolcüler ile Türkiye’deki ilk petrolcülerin keşfettiği petrol kuyuları, dünün tanıklarından.
O kuyuların dili olsa da anlatsa o yılları.
1950’li Yılların başında Selahattin Malkoç’un Washington’dan Türkiye’ye getirdiği ilk gelin olan İngilizce öğretmeni Anna Marie’nin günlüklerinden okuduğumuz, o efsanevi dağda Türkiye’nin ilk açık sineması dışında sosyal aktivitelerin yapılabildiği, kısıtlı olsa da çağın çok ilerisinde olanaklar varmış.
Raman Dağı’nın dününe dair kısa bir bilgilendirmeyi de okurlarımıza anımsatarak günümüzde Erasmus projesi kapsamında Almanya ve Viyana Sanat Üniversitelerinin Batman Üniversitesi ile birlikte hayata geçirdikleri projeyi görmek bize de keyif verdi.
Yerleşkeye vardığımızda önce TPAO emeklisi ve yıllardır rakipsiz olarak Yakıtlı-Zeva Alika muhtarlığını yapan Abdulsamet Gezici ile ayaküstü sohbet ettik.
3 Yıl önce Hamburg Üniversitesinden gelen öğrencilere ev sahipliği yapmaktan duyduğu mutluluğunu özetliyordu bize muhtar Gezici;
“Biz büyüklerimizin gelenek ve göreneklerinden misafirperverliği bir görev biliyoruz. 3 yıl önce Almanya-Hamburg Üniversitesi’nden gelen öğrencilere evlerimizin kapısını sonuna kadar açtık ve bu köy sizin dedik. Önce Alman eğitim görevlileri ve öğrenciler, taziye evimizi geliştirdi, büyüttü. Şimdi de başka bir örnek proje için buradalar.”

KÖY MEYDANINDA TAŞ FIRIN
Batman Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Pelin Tan, bir öğrenci kadar heyecanlıydı.
Konuklara o kadar yakın ilgi gösteriyordu ki sanki o yabancı, konuklar ise Zeva Alikalıydı.
Erasmus programından daha iyi yararlanması için proje üzerine proje gerçekleştiren Prof. Dr. Tan hoca, Hamburg Sanat Üniversitesi Deneysel Tasarım Bölüm Başkanı Prof. Dr. Jesko Tezer ve Viyana Uygulama Sanat Akademisi Sanat ve Eğitim İletişim bölümünden Prof. Dr. Anntte Krouss ve Prof. Dr. Sofia Penpeza gibi önemli konuklarla hayata geçirdikleri projeleri özetledi bize.
Tan hoca önemli bir ayrıntıya dikkat çekiyordu;
“Biz gerek Yakıtlı-Zeva Alika’da gerekse de diğer köylerde sürdürülebilir sanat ve kültür projelerini yaymak istiyoruz. Bakın arkadaşlarımız Yakıtlı’da taş fırını kendi imkânlarıyla alın teri dökerek tamamladı. Sağ olsun, var olsun muhtar Abdulsamet Gezici de bu ortamı bize sağladı. Daha önce bu köyümüzde taziye evini nasıl geliştireceğimizi, düzenlediğimiz atölyelerdeki toplantılarla netleştirdik. Muhtar Sayın Gezici ve köylülerin talebi ortak bir taş fırındı. Bu fırını bugün köy halkının hizmetine açmanın mutluluğunu yaşıyoruz.”
HASANKEYF’TE KANYON GEZİSİ
Prof. Dr. Pelin Tan, Batman’ın tarihi ilçesi Hasankeyf’ten koştura koştura Raman Dağı’nın zirvesine Viyanalı öğretim görevlileri ve öğrencileriyle çıkmıştı.
O koşuşturmada görüşünü aldığımız Tan hoca önemli bir etkinlik gerçekleştirdiklerini de söylüyordu;
“Bakın biz Hasankeyf’te kanyonlarda dolaştık. Konuklarımız Viyana Uygulamalı Sanat Akademisi öğretim görevlileri ve öğrencileriydi. Çobanlar bizim mihmandarlarımızdı. Onlarla farklı hayvan ve bitki türlerini tanıdık. Bu tabiat, doğa ve kültürel zenginliklerimiz hiçbir yerde yok. Konuklarımıza her kültürel mirasımızı tanıtıyoruz hem de Erasmus programı kapsamında yapabileceğimiz projeleri şimdiden planlamaya çalışıyoruz.”
Üç üniversitenin Zeva Alika’da hayata geçirdiği açık havadaki taş fırında köylüler ekmek üretebilecek.
Raman Dağı’na konuk olan yerli ve yabancılar da orada piknik türlerini düzenleyebilecek. 1948 yılında dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün yaptığı ilkokul binasına birkaç metre ötede bulunuyor taş fırın.
O ilkokulda ilk petrolcülerin çocukları eğitim almış.
79 Yıl önce bu okulda eğitim gören kız öğrenci sayısı erkeklerin iki katıymış.
Resmi bayram kutlamalarında Raman Dağı’ndaki o coşkulu bayram törenlerini halen siyah-beyaz karelerle bize dünün bir belgesi gibi sunuyor.
Raman Dağı deyip geçmeyin.
1.200 Rakımlı Raman Dağı aynı zamanda Maden Teknik Arama Enstitüsü’nün ilk yerleşkesinin olduğu alandır.
Burada 1940’lı yıllarda dağın zirvesinde ilk petrolcülere açık hava sinemasının yerleşkesinin de olduğu yermiş.
Yabancı mühendislerin haftada 3 gün yabancı film, yerli petrolcülere de yine aynı süreye yerli filmler izletilen Raman’da Amerikalıların 80 yıl önce getirdikleri o atların yerini şimdi de yılkı atları almış.
Ormanlık alan olarak bilinen Raman Dağı zirvesi ve eteklerinde yaban ayılar, sırtlan, geyik, oklu kirpi ve porsuk gibi çok sayıda yaban hayvanının olduğu bölge diye anılıyor.
O meşe ağaçları arasından görülen petrol sahalarında inip kalkan emektar at başları halen günde ortalama 7000 varil petrol üretimini gerçekleştiriyor.
Özetle; bugün Raman sahası bize güzel şeyler de olduğunu hatırlattı ve biz de bu anlamlı projeyi okurlarımıza duyurmayı bir görev bildik.
Sağlıkla kalın, Çağdaş’la kalın.
Next