Geçen yıl Sason Mereto Dağı’nın zirvesindeki Meryem Ana Kilisesi’nin restorasyonu, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in ilk tuğlayı yerleştirmesiyle başlamış, kısa sürede tamamlanmıştı. 2 bin 978 rakımlı Sason’un zirvesinde hoşgörüye kollarını açan bir kilise var artık. Zirvedeki o kilisenin öyküsünü bir başka yazıya bırakalım…

Son 15 yıldır yurt dışına ve İstanbul’a yerleşen Sasonlu Ermeniler, hemen hemen her yaz mevsiminde gelerek ziyaret ettikleri kilisenin, çevre düzenlemesiyle yerli ve yabancıların gözdesi oldu. Özellikle yurtdışından gelen ziyaretçiler, “İşte korunması gereken mirasımız” diyerek hayranlıklarını belirtiyorlar…

ZİRVEDEKİ MERYEM ANA KİLİSESİ

Sason ilçesinin çevresinde Meryem Ana Kilisesi’nin benzeri birçok kilise daha var.

Bizi en çok etkileyen Acar-Herende köyünde 2000 yılına kadar yaşamını sürdüren İsa Demirci idi.

İsa Demirci, 90’lı yıllardan sonra burayı terk edip İstanbul’a yerleşmişti.

Fakat bir ayağı da çok sevdiği, çocukluk ve gençlik yıllarının geçtiği Acar-Herende köyündeydi.

İsa Demirci’nin, haddad-demircilik mesleği adeta soyadı gibi anılmaya başlamıştı.

Sason’un kırsalını dolaşırken, Ermeni vatandaşlarımızın dipdiri kalmış hikayelerini dinliyor ve her köşede ayak izlerine rastlıyoruz.

Mereto Dağı’na birkaç kilometre mesafedeki Çalışlar köyünde halen oturan Ermeni asıllı vatandaşlar var.

Ayrılan vatandaşlar ise her yaz mutlaka İstanbul’dan buraya konuk olur ve yaz mevsimini en serin bölge olan Mereto’da geçirip tekrar İstanbul ya da yurt dışına giderler.

Ermeni vatandaşların isteği, hatta en büyük dilekleri Meryem Ana Kilisesi’nin restorasyonuydu.

Bu kilisenin restorasyonu günlerce yazılıp çizildi ve restorasyon bitti.

Şimdilerde bu eserin etrafında MeretoCafe, teleferik ve festival ve etkinlik alanı projeleri var.

İsa Demirci

ACAR’DA DERİN BİR HİKAYE

Aslında Mereto’yla ilgili yazılacak çok şey var.

Ama hikayesiyle bizi etkileyen Acar-Herende köyünden İsa Demirci’ydi.

Haddad-Demir ustası Demirci’nin 90’lı yılların başına kadar terk etmediği Acar Herende, bu bölgenin en güzel köylerindendi.

O sıkıntılı dönemde; özellikle 90’lı yıllarda köy adeta boşalmıştı.

Ermeni asıllı vatandaşlardan kimi Fransa’nın, kimi Kanada’nın, kimi ise İstanbul’un yolunu tutmuştu.

Köyde tek kalan İsa Demirci direnmişti. 2000’li Yılların ortalarına kadar da ‘İsa’yê Keyfo’ lakaplı Demirci’nin hayat hikayesini bu sütunlarda yazmıştık.

Hayata veda etmeden önce ve son günlerini geçirdiği Herende köyündeki taşlı konağında, yatağından kalkamayacak halde bizlerle sohbet etmişti.

Son eşi Silvan-Kızlar Köyü’ndendi. O da bizimle sohbet etmişti. Doğup büyüdüğü bu toprakları, daha doğrusu Sason’un çevresindeki köyleri avucunun içi gibi bilmesine çok şaşırmıştık.

DEMİRCİ’NİN ÇIRAĞI MAHİR USTA

İsa Demirci’nin çırakları, ustalarından öğrendikleri mesleği sürdürüyorlar halen.

Geçenlerde yolumuzun düştüğü Sason’un belki de tek kaynakçısı olan Mahir Aslan’ı ziyaret ettik. Aslan, İsa Demirci’nin çırağıydı. Çocukluğunda Acar’da İsa Demirci’den öğrendikleriyle bugün Sason’un tek demirci ustası olduğunu söylüyordu Mahir Usta:

“İsa’yê Keyfo amca bu coğrafyanın bilge insanıydı. Onun söylediklerinden kimse dışarı çıkmazdı. O köyde olduğu süre içinde çok güzel bir ortam ve her yerde hoşgörü vardı. Herkes birbirine saygı ve sevgi gösterirdi. O vefat ettikten sonra, bizleri birbirimize bağlayan bir hikmeti varmış gibi, onun ardından çoğumuz köyü terk ettik.”

Ardında iz bırakıp, anılarak yaşama veda edenler…

Sason’un hangi köy veya mezrasına giderseniz gidin, İsa Demirci halen özlem ve saygıyla anılır. Çünkü o dönemlerde Acar/Herende’ye getirdiği örnek uygulamalar ve köyüne kazandırdığı güzel eserler de halen konuşuluyor.

Yarım asır öncesinde Acar diğer adıyla ‘Herende’ olarak bilinen köyde PTT acentası varmış.

Geçimini tarım ve hayvancılıkla sürdüren eski Acarlıların birbirine haksızlık etmemesi ve köyün çevresinde kendilerine ait arazilerin eşit bir şekilde dağıtılması için İsa Keyfo’nun getirdiği kurallar dilden dile dolaşıyor günümüzde.

SAMO’NUN SÖYLEDİĞİ ACI TÜRKÜ

Vefatından önce Reşat Yiğiz arkadaşımızla onu ziyaret ettiğimizde, Ermeni asıllı Sami Hazinses’in bir türküsünü söylemişti bize. Sami Hazinses’e, ‘Samo’ derdi İsa Demirci.

Bu vesileyle Sami Hazinses’in de arkadaşı olduğunu öğrenmiştik.

Samo’nun söylediği acı türküyü birçoğumuz biliyor.

İsa Demirci: “Bir gül için terk ettim ben Diyarbakır’ı. Yeter bu cilve, naz, yeter ağlatma beni” şarkısının sözleriyle, Sami Hazinses’in o türküyle doğup büyüdüğü Diyarbakır’ı, yüreği yanarak terk ettiğini söyledi bize.

Sami Hazinses’i birçok filmden hatırlarız. Çoğumuz Hazinses’in Ermeni asıllı olduğunu bilmiyordu. Çünkü hep saklamıştı. Ancak vefat etmeden birkaç yıl önce, kendisiyle yapılan bir röportajda önce Ermeni olmadığını söylemiş, ardından Ermeni olduğunu kabul etti.

Hazinses, o röportajı yaptığı gazeteciye rica etmiş,

“Öleyim, ondan sonra yaz Ermeni olduğumu.”

Ne acı değil mi!

İşte bu coğrafyanın ne kadar zengin olduğunu, geçmişte burada iz bırakan, toplumun önde gelen simalarından öğreniyoruz.

UNUTULMAYAN DEMİRCİ

İsa Demirci de Sason Acar, Herende köyünde hemen herkesin sevdiği bir isimdi.

Onunla sohbetimizde, bize aynen şunları söylemişti:

“Uzun süre Sünnilerle iç içe yaşadım. Köyümün çoğu Sünni vatandaşlardı. Hiçbir zaman aramızda sorun olmadı. Bakın, eşim Sünni, ben ise kendi dinimde kaldım. Herkesin dini kendine, inancı kendine. Ben bu coğrafyanın otuyum, burada doğdum, burada son nefesimi vermek istiyorum. Çocuklarımın kimi Kanada’da, kimi Fransa’da. Ama ben burada büyüdüm, burada yaşamak, burada son nefesimi vermek istiyorum.”

O röportajımızda din değiştirmeden mutlu bir evliliğin olabileceğini öğrenmiştik.

Bugün İsa Demirci, yani İsa Keyfo’nun öyküsünü anlatmaya çalıştım.

Sason-Mereto’nun zirvesindeki Meryem Ana Kilisesi’nin restorasyonunu yazarken, bir anda İsa Demirci gözümde canlandı.

Onun yetiştirdiği çıraklardan Mahir Usta’nın söylediklerinden etkilendim.

Özetle; bugün kırsalda iz bırakan İsa Demirci gibi kaç sevilen insan kaldı? diye sormak istedim. Gördüğümüz, kuşağı, dinlediğimiz büyüklerimizin anısını diri tutmayı, onları unutturmamayı, yazmayı bir görev biliyoruz.

Sağlıkla kalın, Batman Çağdaş’la kalın...