
Haziran ayında “Dünya Çevre günü, sonrasında “Gıda Güvenliği Günü”.
Her iki gün insanlar ve evren için çok önemli.
Bir yandan dünya ısınıyor.
Buna biz küresel iklim değişikliği diyoruz.
Öte yandan çevresel etki nedeniyle insanlar gıda güvenliği yönünden dikkate alınması gereken özel günler.
KARŞIYAKA’DA GIDA ANTİEMPERYALİSTİ ANITI
Bu hafta ‘Tarhana Osman’ Karşıyaka’da yenilenen anıtı ile ölümsüzleşti halk arasında ‘Tarhana Osman’ adıyla antiemperyalist Türk aydını Doç. Dr. Osman Nuri Koçtürk, memleketi İzmir-Karşıyaka’da anıtlaştı. Hayatını gıda emperyalizmi ile mücadeleye adayan
koca yürekli bilim insanı. Ünlü bilim insanı hatırasına yenilenen anıtı yeni yerinde törenle açıldı. Ailesi adına-yeğeni Prof. Dr. Semra Koçtürk ve Türk Veterinler Hekimleri Derneği,
İzmir Büyükşehir Belediyesi, Karşıyaka Belediyesi başkanları ve sivil toplum kuruluşları çok özel konuşmalar yaptılar. Tören sonrası tüm davetlilere tarhana ikram edildi.

GIDA EMPERYALİZMİNE KARŞI DURUŞ
Kurtuluş savaşında Atatürk, Türk ordusu ve milleti emperyalistleri ülkeden kovdu.
Tam bağımsız bir Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdu. O zamanlar topraklarımızı işgal edemeyenler, daha sonraki yıllarda çeşitli emperyalist biçimlerle boy gösterdiler. Gıda emperyalizmi yoluyla gıdalarımızı, ağız tadımızı yok ediyorlar halen. Benim de içinde bulunduğum nesil 1960’lı yıllarda Amerikan süt tozu içerek büyüdük. Daha sonra bir nesil margarin yedirilerek büyüdü. Hiçbir zaman bitmedi gıdadaki oyunlar. Şimdilerde nişasta bazlı şeker ürünü ve atıştırmalıkları yiyerek büyüyor çocuklarımız ve gençlerimiz. Öyle anlaşılıyor ki emperyalizm oyununu gıda üzerinden de sürdürüyor. Bunun anlamı açık; sağlıklı ve dengeli beslenmemizi hiçbir zaman istemeyecekler. Dünyanın cennet köşesi Türkiye. İklim Akdeniz. Hatta öyle ki, bazı yörelerimizin -Aydın- “dağlarından yağ, ovalarından bal akar.” Gıda yönünden kendi kendine yeten bir memleket. Bunun ilk farkına varan ve Türk Milletini bu konularda uyaran belki de ilk kişi Doç. Dr. Osman Nuri Koçtürk’tü. Türkiye, kendini besleyen nadir ülkelerdendi. Osman Nuri Koçtürk daha 1960’lı yıllardan itibaren o zamanın gıda dışyardımı adı ile gönderilen -süt tozları, peynirler, yağlar-ithal ürünlere karşı, milli gıdalarımız -zeytinyağı ve tarhana, buğday, ekmek- gibi sağlıklı gıdaları savunuculuğunu yaptı. O zamanlardan beri halk tarafından 'Tarhana Osman' lakabıyla tanınır Koçtürk.
DOÇ. DR. OSMAN NURİ KOÇTÜRK
Osman Nuri Koçtürk, 1943’te Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesini bitirir. 1949-1953 yıllarında Amerika’da beslenme üzerine araştırmalar yapar. Yurda dönünce sayısız konferans ve yazdığı kitap ve makalelerle halkı beslenme konusunda farkındalık oluşturmak için çabaladı. 1950’li yıllarda gıda terörüne karşı bir mücadele başlattı. O yıllarda özellikle Amerika’nın yardım adıyla memlekete gönderdiği soya yağı, margarin gibi gıdalara karşı
memleketimizin has ürünleri zeytin, zeytinyağı ve tarhanayı savundu. Süt tozu kullanımına karşı çıktı. Dış yardımlar ya da ucuz dışalım (ithalat) yoluyla yerli üretimin zayıflatılmasına karşı direndi. Sağlıklı beslenmek için halka sürekli tavsiyelerde bulundu. Osman Nuri Koçtürk’ün konuşmaları bugün bile güncelliğini koruyor. Der ki; “Günümüzde bir toplumu uysallaştırmak, yönetmek, entelektüel kapasitesini azaltmak, az düşünen bireylerden oluşan bir toplum yaratmak için top ve tüfek gerekli değildir. Bunu beslenme politikalarını ele geçirerek barış içinde ve minnet duyguları ile başarabilirsiniz. Amerikan emperyalizminin yaptığı budur” diyerek beslenme alanındaki o zamanının soğuk savaşa karşı uyarıda bulundu. Gıda terörüne karşı verdiği mücadele nedeniyle CIA’nın hedefi durumuna geldiği medyada yer aldı.
TRANS YAĞLI YİYEMEMEM AMAN!
Geçmiş zamanlarda Bursa’da bir de türkü yakılmıştı;
“Zeytin yağlı yiyemem aman…” diye başlayan.
Buradan uyarlanmış bir başlığı ödünç aldım.
Bir Kurban Bayramı daha geçti. Kurban’da kavurma bir gelenektir Anadolu’da. Kavurma yapılırken içine biraz kuyruk yağı da atılır. Öyle ki neredeyse yarım asır önce kurban etinin iç yağları ve kuyruk kavrulurdu. İç yağı bozulmadan bir küpün içinde saklanır ve
mutfakta tüketilirdi. Hatta kuyruk yağının kavrulmasından sonra arta kalan kısmına kıkırdak denir ve kıkırdaklı pide yapardı ninelerimiz. Son yıllarda bu kadim yiyeceklerin yanından geçmiyor kimse. Nedeni trans yağ korkusu. Bizim kuşak 1950’li yıllarda Amerikan yağları ve süt tozları ile tanışmıştı ilkokullarda. O dönemde trans yağlar da girmişti Türkiye’ye. O dönemlerden kalma zeytin diyarı Gemlik Bölgesi Bursa’da bir de türkü yakılmıştı; “Zeytin yağlı yiyemem aman…” diye başlayan. Çeşitli rivayetler var. Zeytin yağını kötülemek için
söylenen bir türkü yönünde değerlendirme -Marshall yardımı- sanki daha akla yatkın gibi.
Bugün ise tam tersi bir dönemdeyiz. “Zeytinyağından şaşma!” modundayız.
TRANS YAĞ KORKUSU
Öyleyse trans yağ nedir? Trans yağlar, tüketebilecek en kötü yağ türü olarak kabul edilir. Diğer yemek yağlarından farklı olarak, trans yağ asitleri olarak da adlandırılan bu yağların etkisi; "kötü" kolesterolümüzü yükseltirken "iyi" kolesterolümüzü düşürür. Kimyasal olarak diğer yağlardan farkı; trans yağların çoğu, bitkisel yağa hidrojen eklenmesiyle oluşan bir üretim sürecinden kaynaklanır; bu işlem, yağın oda sıcaklığında katılaşmasına neden olur. Bu kısmen hidrojene edilmiş yağ kolay bozulmaz, bu nedenle onunla yapılan yiyeceklerin raf ömrü daha uzundur. Bazı restoranların fritözlerinde kısmen hidrojene edilmiş bitkisel yağ kullanıldığı belirtiliyor çünkü diğer yağlar kadar sık değiştirilmesi gerekmez. Herkesin kafasına takılan soru ise; trans yağların sağlığımıza ne gibi etkileri olur? Trans yağlar "kötü" kolesterolü artırırken "iyi" kolesterolü düşürür. Kolesterolün iki ana türü vardır: Düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL ) veya "kötü" kolesterol; atardamarlarınızın duvarlarında birikerek onları sert ve dar hale getirebilir. Yüksek yoğunluklu lipoprotein (HDL) veya "iyi" kolesterol, fazla kolesterolü toplayıp karaciğerinize geri taşır. Atardamarlarınızdaki yağ birikintileri yırtılır veya patlarsa, kan pıhtısı oluşabilir ve kalbinizin bir bölümüne kan akışını engelleyerek kalp krizine veya beyninizin bir bölümüne kan akışını engelleyerek felce neden olabilir. Bu nedenle trans yağlarla dolu bir beslenme, günümüzün en büyük ölüm nedeni olan
kalp hastalığı riskimizi artırır. Ne kadar çok trans yağ tüketirsek, kalp krizi, felç ve tip 2 diyabet riski de o kadar artar. Doğal trans yağ var mı? Bazı et ve süt ürünlerinde az miktarda doğal olarak oluşan trans yağ bulunur. Ne yazık ki, bu doğal olarak oluşan trans yağın herhangi bir faydası veya zararı olup olmadığı konusunda kesinlik yok, ancak nitelik olarak miktarı çok azdır.
TRANS YAĞLILAR
Trans yağlar, bazı paketlenmiş gıdalarda ve unlu mamullerde bulunan insan yapımı bir yağdır.
Trans yağ oranı yüksek bir diyet, kilo alma olasılığınızı artırır. Bu da karaciğeriniz için iyi değildir. İçindekiler listesini kontrol edin. Sıfır gram trans yağ yazsa bile, yine de az miktarda trans yağ içerebilir ve bu da zamanla birikir. Kısmen hidrojene edilmiş yağ olarak bilinen trans yağın işlenmiş formu birçok gıdada bulunabilir: Batı ülkelerinde üzerinde hassasiyetle durulan gıdalar; hatta bir kısmı “fast-food” tarzında…
· Pasta, kurabiye ve turta gibi fırınlanmış ürünler.
· patlamış mısır
· Dondurulmuş pizza
· Buzdolabında saklanan hamur işleri, örneğin bisküvi ve çörekler.
· Kızarmış yiyecekler, patates kızartması, donut ve kızarmış tavuk dahil.
· Süt içermeyen kahve kreması
· Margarin çubuğu
Türkiye’de benzer börekleri, çörekleri her gün tüketiyoruz. İzmir Boyoz’unu yemeden kim dayanabilir. Hatta benzer pek çok atıştırmalığı çocuklarımızın okul çantasına koyuyoruz veya
kantinlerde satılıyor. Trans yağ içermeyen tüm yağların iyi olduğu anlamı çıkarmamak gerekir. Trans yağ içermeyen gıdalar otomatik olarak bizim için iyi değildir. Gıda üreticileri, trans yağ yerine sağlıklı olmayabilecek başka bileşenler kullanabilirler. Bu bileşenlerden bazıları, örneğin tropikal yağlar (hindistan cevizi, palmiye çekirdeği ve palmiye yağı) yüksek miktarda doymuş yağ içerir. Doymuş yağ, toplam kolesterolünüzü yükseltir. Sağlıklı bir diyette, günlük toplam kalori alımınızın yaklaşık %20 ila %35'i yağdan gelmelidir. Doymuş yağ alımını günlük toplam kalori alımınızın %10'undan az tutmaya çalışılmalı. Zeytin, yer fıstığı ve kanola yağlarında bulunan tekli doymamış yağlar, doymuş yağlara göre daha sağlıklı bir seçenektir. Kuruyemişler, balık ve doymamış omega-3 yağ asitleri içeren diğer gıdalar da, küçük miktarlarda tüketilmeleri koşuluyla, sağlıklı yağlar içeren diğer iyi besin seçenekleridir.
HALK SAĞLIĞI YÖNÜNDEN ÖNEMİ
Trans yağ o kadar sağlıksızdır ki, Amerika Birleşik Devletleri’nde yakın zamanda gıda üreticilerinin yapay trans yağın ana kaynağını gıda ve içeceklere eklemesini yasaklamıştır. Bu adımın her yıl binlerce kalp krizi ve ölümü önleyeceğine inanılıyor. Amerika Birleşik Devletleri'nde bir gıdanın porsiyonunda 0,5 gramdan az trans yağ bulunuyorsa, gıda etiketinde 0 gram trans yağ yazılır. Bu gizli trans yağ, özellikle porsiyon başına 0,5 gramdan az trans yağ içeren birden fazla gıdadan birkaç porsiyon tüketirseniz, hızla damarlarda birikebilir. Sağlık için trans yağlı gıda denetimleri yeniden ele alınmalı. Nereden nereye diyerek Türkiye’nin ilk Gıda Antiemperyalisti Osman Nuri Kocatürk’ü saygıyla anarak!
Next