Ahmet Haşim’in Merdiven şiirini severim.
Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden,
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak,
Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak…
Sular sarardı… yüzün perde perde solmakta,
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta…!
Hayat hızla geçip gidiyor.
Gençlikte pek anlayamadık geçen zamanı, şimdi ise durmak bilmiyor!
Eskiden ideal olarak 50’li yaşlarınıza ulaşmak, kendimizi tam gaz ilerlemek gibi hissettirirdi.
Bir zamanlar büyük hedeflerimiz olan aile kurmak, kariyer basamaklarını tırmanmak, uzak diyarlara seyahat etmek onlarca yıldır hayal ettiğimiz durumlardı.
Şimdiki zamanda ortalama yaşam beklentisi uzadı, 70, 80’li yaşlara!
Şayet 60-65’inde emekli olduysanız bile muhtemelen planlamanız gereken ömrünüzde on yıllar daha var demektir.
Bu plan çerçevesinde sağlığı ve bundan sonra onu en üst düzeye çıkarmanın yollarını düşünmeyi gerektirdiği açık.
50’li yaşlarınızda yaptıklarımız uzun vadede kesinlikle bize fayda sağlayacak veya zarar verecektir, bu nedenle sağlık hedefleri belirlemeye ne kadar erken başlanırsa o kadar iyi.
Özellikle 50’den sonra artrit, şeker hastalığı veya kalp hastalığı-yüksek tansiyon- gibi kronik bir hastalığa yakalanma olasılığı artar.
Çevremizdeki dostlarla bir sohbette rahatsızlığı olan çok az insanla karşılaşırız.
Üstelik kadınlarda 50’li yaşlardan itibaren aynı zamanda menopozun en yoğun döneminin yaşandığı, hormon dalgalanmaları ve ateş basması, vajinal kuruluk, eklem ağrıları ve beyin sisi gibi ilgili semptomlarla başa çıktığı bir dönemdir.
Düşük östrojen seviyeleri ayrıca yüksek tansiyon, prediyabet, kalp hastalığı ve kemik erimesi riskini de artırır.
Bu sağlık sorunları insanların ilerleyen yıllarında yaşama istek ve yeteneğini, yani insanın istediği her şeyi yapma ve bunu yaparken kendini iyi hissetme yeteneğimizi zayıflatabilir.
Bazı insanlar 50 yaşında kendini genç ve sağlıklı hissedebilir, neşeli ve sağlıklı günlerin ömür boyu sürüp gideceğini ve 30 yaşında yaptığı şeyleri yapmaya devam edebileceğini düşünebiliyor.
Ne var ki genellikle 50 yaşını yaşlanmanın gerçekten başladığı yaş olarak düşünmeliyiz.
Artık periyodik sağlık kontrolünden geçme dönemi başlamıştır.
Sağlığımızı gözden geçirmek için ne kadar uzun süre beklersek, durum o kadar kötüleşebilir.
Bu nedenle işe dengede kalmak ve geliştirmekle başlamak önemli.
Çoğu insan 50 yaşına geldiğinde düşmeyebilir elbette, ancak 50 yaşındayken yapılan aktiviteler 80 yaşındayken neler olacağını şüphesiz etkiler.
Çünkü düşmeler 65 yaş ve üzeri yetişkinlerde yaralanmaların önde gelen nedenidir.
Bu senaryoyu önlemek için günlük rutininize dengeyi artıran aktiviteler eklemek kadar basit bir yol vardır; bunlar arasında dans, yoga ve dönüşümlü olarak bir dakika veya daha uzun süre tek ayak üzerinde durmak yer alır.
Göz ve kulak sağlığı da çok önemli.
Elli yaş bunun için hala erken, fark edilmeyebilir, ancak işitme veya görme sıkıntıları denge sorunlarına yol açabilir.
Yaşam koçları yeni bir beceri öğrenmeyi öneriyorlar.
Piyano çalmayı veya İspanyolca konuşmayı hep istediyseniz ne duruyorsunuz!
Hemen başlamak bilişsel gerilemeyi de önleyebileceğini gösteriyor araştırmalar.
Yeni bir beceri öğrenmek faydalıdır çünkü konfor alanımızın dışına çıkmamızı sağlar ve bu da beynimizin berrak kalmasına yardımcı olur.
Ruh sağlığı faydasını bir kenarda tutalım.
Bu dönemde yaşa uygun kanser taramaları yaptırmak planlanmalı.
Yaş almak kanser gelişimi için en önemli risk faktörüdür.
Ancak tarama testleri anormal hücreleri erken tespit ederek hastalığı yenme şansını artırabilir.
Yani “Erken teşhis hayat kurtarır”!
50’li yaşlarda meme, rahim ağzı ve kalın bağırsak, rektum kanser taramalarından geçmek gerekir.
Sigara tiryakileri de akciğer kanseri taraması hakkında hekimine danışmalıdır.
Her ne kadar 50 yaş biraz yapay bir sınır gibi olsa da sürekli bir risk söz konusu.
Amansız hastalık taramasına başlamak istenilen en son nokta yani kırılma noktası kesinlikle bu dönem.
DEVAMI VAR
Next