Batman Çağdaş Gazetesi, Özel İdare ve İstanbul’da hoş bir seda bırakan Hikmet Işık’ı kaybettik. Batman, 1990’lı yılların başında ‘İl’ olunca yaklaşık 3000’e yakın personel alınmış, birçok teşkilat, il statüsünde göreve başlamıştı. O ilk kurumlarda görev yapanların büyük çoğunluğu ya başka yerlere tayini çıktı ya da aramızdan sessiz sedasız ayrıldı. 90’lı Yıllarda Batman’ın il oluşunun ilk elemanlarından sevdiğimiz dostlarımızı da bir bir kaybediyoruz.
Işık, 1990 yılı öncesinde Batman Çağdaş’ın da emektarlarından sayılırdı. Gönüllü muhabirlik yapıyordu. Batman Lisesi mezunuydu. O da doğup büyüdüğü Batman’ı çok seviyordu. 90’lı Yıllarda Özel İdare personel alımı yapınca o şanslı gençlerin arasında Hikmet de kuruma alınmıştı. Çok ama çok mutlu olmuştu. Sınav sonrası beni görünce, “Abi çok mutlu oluyorum. Özel İdare sınavını kazananlardan biri de benim” demişti.
HER BABAYİĞİDİN HARCI DEĞİLDİ O İŞ!
Hikmet Işık, bizden 5-6 yaş küçüktü ama o da Batman’da yerel medyanın eski emekçileri arasında sayılırdı.
Belki kısa bir süre yerel medyada çalışmıştı ama o dönemlerde yerel medyada çalışmak her babayiğidin harcı değildi.
El dizgisiyle hazırlanan, el pedalıyla baskısı yapılan matbaa ve gazetelerde acaba kaç kişi çalışabilirdi şimdi?
1990 Yılı öncesinde bugünkü teknoloji yoktu.
Ne internet vardı ne de ofset baskı yapan makine, araç ve gereçler.
Batman Çağdaş’ın kurucusu merhum ağabeyimiz Enver Arslan’ın, hayali hep ofset ve dijital ortamda çıkacak bir yayın organını Batmanlılarla buluşturmaktı.
Ağabeyimiz rahmetli Arslan, 1992 Yılında geçirdiği o talihsiz kaza sonrası hayalindeki gazete olan Batman Çağdaş’ı istediği teknolojik yayın organı haline getirememekti. Ama biz bayrağı ondan devraldıktan sonra hem bu şehrin ilk günlük gazetesini çıkardık hem de Batman’a saygın basın kuruluşlarından yüzlerce ödülle taçlandırdık bu gazeteyi.
Tabii ki Batman Çağdaş’ın neredeyse 44 yıllık yayın süreci içinde kimler geldi, kimler geçti.
Bugün neden Hikmet?
Bugün kaybettiğimiz Hikmet Işık kardeşimiz, 1990’lı yılların başına kadar gönüllü olarak Batman Çağdaş’ın muhabirlerindendi. Yine uzun süre önce kaybettiğimiz Halit Beytüt’ün de 90 yılı öncesinde Batman Çağdaş’ın emektarlarından olduğunu yazmıştık.
Hikmet Işık, hem Halit Beytüt ağabeyimizin yakını sayılırdı hem de Çağdaş’ın o kısıtlı dönemlerinde bize gönülden desteği vardı.
ESKİDEN DAHA BÜYÜK BİR AİLEYDİK
O büyük aile dağıldı artık.
Hayat insanı sürükleyip bir yerlere götürüyor.
Hikmet Işık da 1990’lı yılların başından 2000’li yılların başına kadar Özel İdare’de çalıştı, çabaladı.
İyi bir yere geldi.
Yaklaşık 26 yıl önce İstanbul’un yolunu tuttuğunda İstanbul Üniversitesi’ne geçiş yapmıştı.
O dönemlerde Batman’da yerel gazetelerin güçlenmesi için birçok kesim gönüllü olarak destek verirdi. Özellikle dönemin yöneticileri, dernekleri ve şehrin ileri gelenleri Batman’ın yerel medyasına katkı sunardı.
Yerel medya da o dönemde Batman’ın sorunlarını, özellikle yöneticilerini kimseyi kırmadan, incitmeden, doğru önerilerle kamuoyuna aktarırdı.
1990’lı yılların başında Batman il olunca birçok kurum ve kuruluş genç işsizlere istihdam alanı yaratmıştı.
Yaklaşık 3000’e yakın Batmanlı genç, açılan kadrolarda iş imkânı bulmuştu.
Kimi Özel İdare’de, kimi eski Bayındırlık Müdürlüğü’nde, kimi de il idaresinin diğer kurumlarında görev almıştı.
O kadroyu dün gibi anımsıyorum.
İlçeden il’e geçiş döneminde büyük sıkıntılar yaşamışlardı. Ama bu şehirde oturup başka illerden gelenler de burada ekmek kapısı bulmuştu.
Hikmet Işık kardeşimiz Batman’ın dününe tanıklık yapan güzel bir arkadaşımızdı. Fotoğraf meraklısıydı.
Çarşıda, pazarda gördüğü ne varsa sorunları gazetemize taşırdı.
Batman’ın amatör takımlarından tutun da 2. Cadde’deki Elma Sokağı’ndaki esnafın sorunlarına kadar birçok konuyu not alıp bize aktarırdı.
Hikmet Işık da geçen hafta sonu hayatını kaybetti ne yazık ki.
Mekânı cennet olsun, nur içinde yatsın.
İSTANBUL’DAKİ HİZMETLERİYLE DE ANILACAK
Yaklaşık 26 yıl önce İstanbul’a yerleşen Hikmet Işık, zaman zaman arar, “Abi İstanbul’a hiç yolunuz düşmüyor mu?” diye sorardı.
Belli aralıklarla gittiğimiz İstanbul’da bizi karşılar, sohbet ettiğimiz günler olurdu.
İstanbul’da hem Özel İdare’de hem de İstanbul Üniversitesi’nde edindiği deneyimleri, projeleri zaman zaman Batman’da da hayata geçirmeyi planlıyordu.
Turizm sektöründe, özellikle tekne turizminin ve turizm sektörünün güçlenmesi konusunda oradaki tur operatörleriyle Batman’a yönelik projelerini bizlerle paylaşırdı.
İstanbul Üniversitesi bünyesindeki farklı fakültelerde okuyan Batmanlı öğrencileri hocalarıyla buluşturur, öğrencilerin yaşadığı sorunları kimseye hissettirmeden çözmeye çalışırdı.
İstanbul’da tanıdığı ve zor durumda olan insanlara yardım etmek için nasıl çırpındığına birçok kez şahit oldum.
Buradaki yakınlarına çok düşkündü.
Burada birçok sevdiği dostuna yardımcı olduğunu da biliyorum.
Memleketinden uzak olsa da şehrinin sorunları için kafa yormaya, çözümler aramaya devam etti.
Son birkaç yıldır hastalıkla boğuşuyordu.
“Ağabey, ben bu hastalıkları yeneceğim” diyordu.
Ama hayat böyle kısa…
Bir süre tedavi gördüğü hastanede son nefesini verdi.
Vasiyeti üzerine İstanbul’da toprağa verildi. Fakat aile büyükleri Batman’da olduğu için zaman zaman; “Keşke çocuklarım burada olsaydı, bir gün hayata veda edersem burada toprağa verilseydim” diye de paylaşırdı.
Bir gün toprağında defnedilmekle ilgili özel bir yazı yazacağız. Hikmet kardeşimizin vefatıyla bunu kaleme almak zorunluluk oldu.
Hikmet, henüz 58 yaşındaydı.
Yaşama çok erken veda etti.
Çok güzel bir kardeşimizi kaybettik.
Mekânı cennet olsun.
Allah rahmet eylesin, nur içinde yatsın.
Güle güle kardeşim…
Next