Kırsala çıktığımızda, önceden gördüğümüz manzaralar, hüzün ve üzüntü veriyordu bizlere. Bugün, son süreçle birlikte aynı kırsalda gördüklerimiz sevinç ve coşkulu bir canlılıkta. Doğa, en canlı renklerini kuşanıp güzelliklerini bizlere sunmak için hazır bekliyordu sanki. Dağlar, taşlar apak aydınlığa kesmiş. İnsanlar umut ve heyecan dolu. Kırsalda öyle hızlı bir değişim var ki, görülmeye değer.

40 Yıl öncesinde bu coğrafyayı terk edenler artık İstanbul’dan, Ankara’dan, Kocaeli’nden ve Adana’dan toprağına dönüş yapıyor. Aslında olması gereken tam da bu. Sadece Batı’dan değil, Avrupa’dan da ‘dönüşe’ hazırlanan gurbetçilerimiz var. Avrupa’daki iş insanlarından memlekete yatırım hamlesini görebiliyoruz. Gurbetçi parasını yatırıma dönüştürmek için memlekete gelmenin hazırlığını yapıyor artık.

HASANKEYF VE GERCÜŞ’TE HAVA

Geride bıraktığımız hafta sonu Hasankeyf ve Gercüş ilçelerinin arasındaki köylerdeydik.

Yıllar sonra memlekete dönüş hazırlığını yapan gurbetçilerin de üzerine düşeni yapacağından kimsenin kuşkusu yok.

Geçenlerde Almanya’daki gurbetçi bir dostumuz bize, aynen şunları söylüyordu:

“Son süreç elbette bizlere umut oldu. Biz de memleketimize gelip ne yatırım yapabiliriz diye düşünmeye başladık.”

Mava Dağı’nın karşısındaki Karaköy ve çevresindeki köylerin umudu, baraj gölünün yarattığı etkiden dolayı turizm ağırlıklı bazı projelerde artık.

Daha önce Dicle’nin sessiz ve derin aktığı Hasankeyf’in içinden geçen o akarsu, şimdilerde denizi andırıyor.

Hem de ne deniz; yarım saatte bir teknelerin karşılıklı sefer yaptığı tekne turları, yine balıkçılığa yönelen bazı vatandaşların satın aldıkları tekneler, Hasankeyf için turizmde “varım” mesajını veriyor.

Hasankeyf Belediye başkanı Hamit Tutuş çok heyecanlı.

Özellikle turizm potansiyelinde henüz istedikleri yere ulaşamamanın sıkıntılarını ve yapılması gerekenleri zaman zaman bizimle paylaşıyor. Geçen hafta sonu ‘Kifos’ adında kahvaltı salonunda Hasankeyf’in yeni Kaymakamı Serkan Böyük ile tanıştık. İki idarecinin de Hasankeyf için güzel şeyler düşündüğünü öğrendik.

Mağara Otel-2

KOCA BİR TESİS ÇÜRÜYOR

Hasankeyf’te yıllar önce hiç de planlı yapılmayan Dicle Kalkınma Ajansı’nın 10 mağaralı butik otel projesi var ki akıllara ziyan.

Bu proje hiç analiz edilmeden, hesaplanmadan yapılmış. Bu tesis faaliyete başlamadan eşyalarıyla birlikte viraneye dönüşmüş.

Yazık, günah…

Koca bir tesis daha açılmadan kapısına kilit vurulmuş.

Bu nasıl bir planlama, anlamak zor.

Elbette o tesis için yazılacak çok şey var ama olan olmuş.

Bu saatten sonra aslında 10 odadan oluşan, o mağaradan oluşan butik mağara oteli için turlar değil, daha küçük ve hesaplı bir konseptte misafirlerin ağırlanabileceği mekana dönüştürülmeli. Bu tesisi özel sektör değil, ilgili bir kamu kurumu çalıştırmalı.

Tıpkı Hasankeyf’teki Turizm Uygulama Oteli gibi…Bu oteli nasıl Batman Üniversitesi çalıştırıyorsa, mağaradan oluşan otel de bir kamu kurumunun sorumluluğuyla işletilmelidir. Çünkü 10 odadan oluşan bir otel, tur operatörlerinin ihtiyacını karşılamaz. Üstelik dağa karşı ve suyun görülmediği bir manzarayla bu tesisin yeterince turistik ilgi yaratmayacağı aşikar.

Asıl sorun Dicle Kalkınma Ajansı’nın 7-8 yıl önce planlama yapmadan böyle bir tesisi apar topar hizmete açmasıdır.

HER YER YENİ SÜRECİN UMUDUYLA DOLU

Turizm yatırımı denilince bir süre önce Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Hasankeyf’e kazandırmayı planladığı, yap-devret-işlet modeliyle bir otel daha gündemdeydi. Ama 49 yıllığına verilecek otel için 40 milyon TL’lik bir arsa bedeli ve oteli yapacak bir yatırımcının en az 100 milyon TL’yi gözden çıkaracak bir faturanın riskini şimdilik kimsenin göze almadığı ortadadır.

Kültür ve Turizm Bakanlığı iki kez, Ilısu Barajı’na sıfır mesafedeki otel alanını ihaleye çıkarıyor ama şartları gözden geçiren iş dünyası; “Bu şartlarla kimse kolay kolay bu turizm tesisinin riskini almaz, haliyle mekanı da yapmaz” diyor. Bu nedenle bakanlığın mutlaka bazı şartları elden geçirmesi, belki de sübvansiyon koşullarını sağlaması gerekiyor. Bu şartlarda yapılması planlanan tesis, tıpkı Kozluk-Taşlıdere’deki termal tesisi gibi yatırımcıyı cezbedecek koşullar hayata geçirilirse; elbette o tesisi hayata geçirecek birileri çıkacaktır.

Yazdığımız gibi, öncelikle yapılması planlanan beş yıldızlı kaya otelinin taliplerinin çıkması için bakanlığın mutlaka şartları hafifletmesi, belki de destek olması gerekiyor.

Hasankeyf-48

TURİZMDEN HENÜZ İSTEDİĞİNİ ALAMADI

Tabii Hasankeyf için yapılacak birçok tesis daha gündeme gelecektir.

Bunları da ilçe yöneticilerinden, Hasankeyf’te de zaman zaman öğreniyoruz. Hasankeyf henüz turizmde pastadan istediği payını alamadı. Neden derseniz, yanı başındaki Midyat ilçesinde nereden bakarsanız 15-20 civarında butik otel ve konaklama merkezi var. Ama Hasankeyf’te sadece bir uygulama oteli var. Bunu da Batman Üniversitesi işletiyor. Diğer 10 mağaradan oluşan butik otel ise kaderine terk edilmiş durumda.

Tabii ki yeni süreç yatırımcıya da umut olmuş. Şimdi de gurbetçiler Batman’a yatırım planlıyor. Geçenlerde Almanya’dan dostumuz İbrahim Korkmaz’la sohbet ettik. O da yatırım planladığını söylüyordu.

Batman’da planlanan organize sanayi bölgeleri sadece ülkemizde değil, yabancı ülkelerde de dikkat çekiyor. Kuşkusuz yıllar sonra memlekete ‘dönüş’ yapmaya hazırlananlar da var. Özellikle gurbetçiler Batman’a tesis ve yatırım düşünüyor.

Batman Ovası’nda, özellikle gurbetçi Ezidiler güzel gelişmelerden sonra önce evlerini onardılar, yeni villaları hayata geçirdiler. Şimdi de “Neden topraklarımıza, köyümüze yakın Batman Organize Sanayi Bölgesi’ne yatırım düşünmeyelim?” diyorlar.

SIRA YATIRIM HAMLESİNDE

Tabii ki Avrupa’daki gurbetçiler de artık bu coğrafyada yatırım hamlesini düşünüyor.

Yeter ki, burada organize bölgesinde yatırım planlamak isteyenlere araştırma geliştirme, yani ‘Ar-Ge’ gibi organize sanayi bölgelerinde araştırma geliştirme bölümleri kurarak yatırımcılara rehberlik edecek bilgiler verilmeli ve Batman’ın gündemdeki dört yeni OSB ile ilgili kamuoyuna geniş açıklamalar da yapması gerektiğini hatırlatıyoruz.

İnanıyoruz ki gurbetçiler artık Batman’a yatırım için sıraya girecek. Çünkü önümüzde yeni bir süreç var ve bu süreç umut dolu. Memleketine yatırım hamlesi için üzerine düşen gurbetçiler de var. Artık gurbetçiler sadece konut yapmakla yetinmiyor. Fabrika ve farklı alanlarda yatırım düşünüyor. Bu nedenle bu şehir birçok yatırımı da hak ediyor.

1992 Yılında TPAO Batman Bölge Müdürlüğü’nde erken emeklilikten tazminatını alıp Yalova başta olmak üzere Mersin gibi illere petrol emekçisi gitmemiş olsaydı, Batman şimdi belki de Gaziantep’le boy ölçüşecek durumda olurdu.

Özetle; hem kırsalda hem şehir merkezinde ‘barış havası’ iyice kendini hissettiriyor. Neden hissedilmesin ki, yatırımcı sermayesinin güvende olmasını, halk da huzurlu bir yaşam istiyor.

Bu sürecin her yerde barış çiçekleri açtırması dileğiyle…

Sağlıkla kalın, Batman Çağdaş’la kalın…