Yaşantımızın, anılarımızın en güçlü bağlarıdır eskiler. Onları gördüğümüzde geçmişten gelen bir duygu sarıyor bizleri ve hemen şehrimizin dünü, bugünle buluşup yaşananlar canlanıyor gözlerimizde. Geçen hafta sonu kırsaldan döndüğümüzde, ayaklarımız bizi Batman şehir merkezine götürdü. Şehrin bugünkü fiziki durumundan ve hikayelerden çok, 1960 ve 70’li yıllarda ilk yapılaşmanın olduğu yerde bulduk kendimizi...
70 Yaşını devirmiş iki değerli esnaf abimizi gördüğümüzde hemen yanlarına gittik. İkisi de uzun yıllar Batman’da berberlik yapan esnaflardan Mehmet Cevat Özcan ve Bahri Bayhan’la 1’inci Cadde’den Gök Taksi’nin olduğu kavşağa kadar sohbet ederek yürüdük. Onların hatırladıkları mekanları ve esnafları, ileride sizlerle paylaşmak üzere kayıt altına almaya çalıştık...
BATMAN’IN KÖKLERİ BURADA
Tarihi meydandan İluh Deresi’nin olduğu bölgenin yakınına kadar yürüdük. Eski yerleşim birimindeki her bir işyerinin önüne geldiğimizde, bu şehrin temel harcında emeği olan o güzel insanları hatırladık.
Benden 5-6 yaş büyük olan abilerim, benim unuttuğum eski esnafları hatırlatıp anlatınca; o değerli esnafların hepsi gözlerimizin önünden bir film şeridi gibi geçti.
Onlar yok, şükür ki mekanlar hala var ama ayak izlerinde, Batman’ın 60 ve 70’li yıllardaki çamurlu sokakların anısı duruyor.
Bizim kuşağımız da o günleri dün gibi anımsıyor.
1940’lı Yıllarda Batman’ın çekirdeği olan 15 haneli İluh Köyü’nden oluşuyordu.
İluh’un tarihi, aslında İluh Tepesi’ndeki höyüğün Orta Çağ’a ait eserler oluşturduğunu biliyoruz.
Bunu da birkaç yıl öncesinde Batman eski Müze Müdürü Cabir Alper, bizlerle paylaşmıştı.
Trafik canavarı, çok çalışkan Cabir Alper arkadaşımızı, geçen yıl Mereto Dağı inişinde bizlerden almıştı. Onunla birlikte 5 arkadaşımızı şehit vermiştik.
Allah rahmet eylesin.
Cabir Alper müdürümüz, alanına hakim iyi bir müze müdürüydü ve İluh Tepesi’ndeki höyükte Orta Çağ dönemine ait çanak çömleklerin olduğunu bizlerle o paylaşmıştı. Hayalinde İluh’un zirvesinde yüzey kazısı vardı ama kısmet olmadı.
Hayat O’nu erkenden aramızdan aldı.
Allah rahmet eylesin.
Onun o kadar heyecanı vardı ki İluh’ta, “İşte Batman’ın kökleri burada” diyordu.
ESKİLERİN AYAK İZİNDE
Hoş sohbetli yürüyüşümüze İluh’la Batman’ı birbirinden ayıran derenin karşı yakasından tekrar başlayıp, Cumhuriyet Meydanı’na kadar uzanan 1. ve 2. Cadde’ye uzandık.
Batman’ın iki değerli esnafı Özcan ve Bayhan, 1960’lı yılların başında Diyarbakır-Bismil ilçesinin köylerinden Batman’a göç etmişler. Özcan ve Bayhan aileleriyle birlikte geldikleri şehirde 65 yılı aşkındır kuaförlük yapan iki isimdir, aynı zamanda bu şehrin canlı tanığı olduğunu söyleyebiliriz.
1960’lı Yılların başında ikisi de 1. Cadde’deki eski Seyran Sineması’nın hemen karşısında küçücük bir işyerinde, işletmeciliğini rahmetli Abdurrahman Bayhan’ın yaptığı terzihanede makasla tanışmışlar.
Eskiden Van Kahvesi varmış. Van Kahvesi’nin bitişiğinde küçücük bir berber dükkanında mesleğe başlayan Bayhan ve Özcan’ın, nereden bakarsanız 70 yıllık bir arkadaşlık hikayesi var.
O iki güzel sima; bizi geçmiş Batman’ın 60 ve 70’li yıllarına götürdü.
Bir pazar akşamıydı.
Sonbahar mevsiminin ılık ılık esen rüzgarı bizi Cumhuriyet Caddesi, 1’inci Cadde, 2’nci Cadde ve Gök Taksi’ye kadar sürükledi.
1. Cadde’ye girdiğimizde duygulanan iki örnek esnaf, özellikle 1960’lı yılların başında birlikte çalıştıkları ilk berberde geçen o çıraklık günlerini anlatıp durdular. Ama ikisinin de duygulandığı anlar o anlardı. İnsan kolay kolay çocukluğunun geçtiği yeri unutmaz. Dün gibi anımsar. Çünkü çocukluk, bizim en canlı yaşantımızdır.
70 Yaşını aşan Batman’ın iki fedakar dostuyla yürümeye devam ettik.
Yol aldığımız ilk durak, eski Horozlar Kahvesi’nin sokağıydı.
O güzergahta artık düne dair bir şey kalmamış ne yazık ki.
O SOKAKTA SABUN KOKUSU YOK ARTIK
Şehrin ikinci hamamı, Siirtli Hayrettin Usta’ya aitmiş. ‘Xero’ lakaplı Hayrettin Usta’nın karşısında ise yine buranın ilk cümbüş sanatçısı Yılmaz Kurt’un, 1980’lerde beyaz eşya tamirciliği yaptığı mekan vardı.
O mekanın yerinde de şimdi giyim eşyası mağazası bulunuyor.
Şehrin 2. hamamını anlatan Bahri Bayhan Usta, havuz öncesi o bölgenin, eski VakıfBank şubesinin arkasında havuzlu bir yer olduğunu anımsatıp hatırlatıyordu bize.
O daracık sokağa girdiğimizde burnunuza sabun kokusu, gözünüze de kuruması için asılan peştemal ve havlular çarpardı.
Tabii peştemalleri sırtlarında, kürsüye oturan emektar tellakları da unutmayalım.
1925-1965 yıllarında bu sokakta küçük bir havuz vardı. Yazın insanlar gelip havuzun etrafında oturup dinlenirdi. Daha sonra o havuzun çevresi de hamama dönüştürüldü. Hamama hafta sonları hem petrol işçileri hem de esnaflar gelirdi.
Hamam sokağından sola döndüğümüzde, Batman’ın ilk, 1.5 metreyi bulan dar sokağıydı. Dar sokağı birleştiren ‘abbara’ şeklindeki iki apartmanın sahibi Casım Tok ile Necat Atilla’ydı.
O küçük dar sokağı geçtiğimiz Midyat Caddesi, eskiden o cadde ‘Midyat Garajı’ olarak anılırdı. Orası daha çok komşu ilçeden gelen, dönemin esnaflarının bulunduğu alandı. O güzergahta Midyat ilçesine giden minibüsler ve bu mevsimde komşu ilçeden getirilen kavun, acurlar satılırdı.
Yanı başındaki Elma Sokağı’ndan karşıya geçip, Hacı Şirin Bağcı’nın manifaturacı dükkanının yanındaki ara sokaktan Batman eski Belediye Başkanı Şevki Akın’ın iki katlı binasının altında, o zamanki gençlerin yoğun olarak gittikleri Sevenler Kahvesi vardı.
Ferdi Tayfur ve Orhan Gencebay sevdalıları, o dönemin uzun paçalı pantolonları, geniş yakalı gömlek ve ceketleriyle hafta sonları Sevenler Kahvesi’nde bir araya gelir, hiçbir taşkınlık yapmadan, saygıyla oyunlarını oynar, çaylarını içerlerdi.
Allah rahmet eylesin, Şevki Akın Başkan da evinin altındaki kahvenin önünde çayını içer, misafirleriyle sohbet ederdi.
1.CADDE’DEN 2. CADDEYE
Batman’ın 2. Caddesi’nden kısa bir süre sonra soluğu 1. Cadde’de almıştık.
Yine Batman’ın ilk iş merkezi yani pasajı olarak bilinen, Şengünler’e ait pasajın ikinci katındaki Şengünler ailesine ait ev aynı şekilde duruyor. Hiç değişmeden olduğu gibi duruyor. Mimari yapısı aynı şekilde duran pasajda Şengünler’in izleri vardı.
Ama o esnafların çoğu o bölgeden çoktan ayrılmış. Pasaj sahipleri bile artık yok.
Mehmet Şengün Ankara’da yaşıyor.
Şengünler Pasajı’ndan ayrıldık.
Hemen eski SümerBank’ın bulunduğu binanın olduğu yere geldik. O binanın da fiziki yapısı hiç değişmemiş ama giyim merkezine dönüşmüş.
Bahri Bayhan abimiz, Batman’ın o zamanlar farklı kültür, farklı şehir ve farklı dinden insanları aynı hoşgörü ortamında buluşturan mozaik bir kent olduğunu söylüyordu bize.
Bu gördüğünüz Birinci Cadde’deki işyeri, Samsunlu yorgancıya aitti. Yorgancılığı Batman’a sevdirenler Samsun’dan buraya gelen esnaflardı.
Birinci Cadde’nin kalbi bu bölgede, Seyran Sineması’nın etrafında atıyordu.
Çok geçmeden kendimizi eski Çiçek Pasajı’nda bulduk. Çiçek Pasajı, o zamanlar Batman’daki terzileri bir araya getiren pasajdı.
O pasajda kimler yoktu ki?
Şimdilerde o pasajın eski esnaflarından bir tek kişi kalmamış.
Çiçek Pasajı’na komşu olan Doğan Kitabevi ise eski alışverişleri hatırlatıyordu. Öğrencilerin yeni eğitim-öğretim yılı öncesinde velilerle birlikte buraya akın ettiğini de anımsatan isim yine Bayhan’dı.
İlginç bir işyerinin önünde bulduk kendimizi.
Orası neresi derseniz, onu da Ulu Cami’nin girişinde öğrenmiş olduk.
Batman’ın ilk demir-çimento bayisi olan ünlü müteahhitlerden rahmetli Şevket Başak’ın işyeriyle, kentteki bisikletçi ‘Arro’ lakaplı Necat Tanık’ın işyerleri komşuydu.
Ulu Cami sokağı denilince, bayram arifelerinde gençlerin bisiklet turu attığı yerdi.
Rahmetli Şevket Başak’ın Batman’dan başlayan müteahhitlik serüveni başkentte sürmüştü. O serüven yine memleketi Batman’da son bulmuştu. Zamanın örnek, dürüst ve ciddi iş adamıydı. Nur içinde yatsın.
ULU CAMİ’DEN GÖK TAKSİ’YE
Seyran Sineması’nın tuğlaları…
Rahmetli Necati Arıkan’ın annesinin adını verdiği Seyran Sineması, 1. Cadde’de boş olan tek alan olarak kalmış.
Çevresindeki eski işyerleri de olduğu gibi duruyor ama Batman’ın ilk sinemasının bulunduğu alanın yerinde yeller esiyor nedense.
Taş tuğlaların halen bulunduğu Seyran Sineması’nın bitişiğinde yine Batman’ın ilk lokantacısı Cuma Yılbaşı’nın yerini de bize göstermeden edemiyordu Bahri Bayhan ve Özcan abi.
“Biz burada Seyran Sineması’nda filmler izlerdik. Burası çok hareketliydi. Sinemanın çevresinde lokanta, otel, kahve, eğlence olan her şey vardı. Petrol emekçileri iş çıkışında zamanlarını burada geçirir, yorgunluklarını burada atarlardı.”
Sinemanın tarihi tuğlalarına dokunduktan sonra, eski Batman Belediye Başkanı rahmetli Ataullah Hamidi’nin babası rahmetli Şeyh Hivzullah Hamidi’nin evinin olduğu yerde de şimdi yeni bir sağlık birimi binası yapılmış.
1. Cadde ile 2. Cadde’yi birbirine bağlayan ara caddede, Çarşı Mahallesi’nin o unutulmaz ismi ‘Şeho Merre’nin muhtar olduğu sokaktan Gök Taksi’nin olduğu çevrede kendimizi bulduk.
Gök Taksi’nin olduğu kavşakta bir zamanlar Şevket Türel Dayı’nın plak stüdyosu vardı. Bu plak stüdyosunun duvarlarında Ayşe Şan’ın posterlerinin olduğunu dün gibi hatırlayan yine iki berber abimizdi.
Onlar yaşayan birer tarih gibiydi.
Az öteye gittiğimizde yine Batman’ın ilk esnaflarından Casım Işık’a ait hanın olduğu yerlerde şimdi lokanta, kahve ve farklı sektörlerde işyerleri var. Çarşı Mahallesi’nin ilk hanlarından biri de Işık ailesine aitmiş.
1. ve 2. Cadde’de o kadar anlatılacak yer var ki, hangisini yazalım?
Belki bazılarını anlattık ama Batman’ın ilk sebze-meyve halinin de yine Şen ailesine ait olduğunu hatırlatalım.
Batman’ın ilk yapılaşmasının adresi ve çarşı merkezi olan bölgede artık eski isimlerden kimsenin kalmadığı, yalnız o mekanları kuranların izinin kaldığını üzülerek de olsa yazabiliyoruz ancak.
Biz de bugün, bir şehrin dününe dair mekanlarını, hikayelerini ve bazı isimleri sizlerle paylaşıp eski Batman nostaljisini yaşatmak istedik.
Sağlıkla kalın, Batman Çağdaş’la kalın...
Next