Önceki gün bir zamanlar Batman’ın kalbinin attığı eski çarşı, meydan ve ara sokakları buluşturan nostaljik bir yazıyı okurlarımızla paylaştık. Sağ olsun, var olsunlar… Yurt dışından onlarca okurumuz kimi mesaj yazdı, kimi de telefonla duygularını paylaştı bizlerle.

Tabii ki bu şehrin ilk temel harcının atıldığı yer; Çarşı, İluh Mahalleleri ve eski Çarşı’dır. Meydanın çevresindeki cadde ve sokaklarda gezdiğinizde; her an geçmişin izlerini taşıyorsunuz. 80 Yıllık bir şehir, elbette bu günlere kolay gelmedi. Biz de o şehrin ilk temel harcında olanları rahmet ve saygıyla anıyoruz...

*Şehir büyüdü, gelişti, kalabalıklaştı. Günümüzde yarım milyonu aşan petrolün başkentinden bahsediyoruz. Petrolün başkenti Batman büyüdükçe büyüdü, bir anda kalabalıklaştı ve hayat dolu hale geldi. Resmi bayramların, mitinglerin ve özel etkinliklerin yapıldığı meydan elbette o ‘eski meydan’ değil ama çevresindeki yapılar değişmemiş. Belki de içinde yaşadığımız dönemin hızıyla bazı şeyleri unutuyoruz. Bu nedenle eski şehri unutmamalıyız diyoruz…

BATMAN, SIRADAN BİR ŞEHİR DEĞİL

Batman, eskisinin ruhuyla yaşayan bir şehirdir.

Köy sıcaklığını nahiye sıcaklığıyla birleştirip ilçeye, sonra şehre aktardı.

Kanımızca dünyada böyle bir şehir yoktur.

Çünkü bir köy dışarıdan gelenlerle büyüdü, sınırlarını genişletti.

Genişleyen bu sınırlar içerisine ülkenin dört bir yanından gelen insanları konuk etti.

Ardından konukların büyük bir çoğunluğu duygusal bir aidiyetle bu şehirde kaldı.

Gidenler de Batman’ı yüreklerine yerleştirerek ayrıldı.

Lakin en güzel yılları burada geçtiği için sıklıkla ziyaret etmeye devam etti.

Evet Batman ‘sıradan bir şehir’ değil, tabirini rahatlıkla kullanabiliriz.

Batman sınırlarını sevgiyle genişleten, dışarıdan gelenleri sevgiyle kucaklayan ve hep birlikte mutlu bir yaşamı inşa edebileceğimiz bir şehirdir.

ESKİ ÇARŞI SİZİ BEKLİYOR

1957’de Batman ‘İlçe’ olmuştu ama evveliyatında, 1955 yılında bu kentte belediye kurulmuştu. O zaman Batman, kabuğuna sığmayan bir beldeydi.

Allah rahmet eylesin, Sait Ramanlı Batman’ın ilk Belediye Başkanıydı.

Şimdi ki Öncü İş Merkezi’nin olduğu yer 2 katlı taşlı bir evdi.

O taştan yapılan evi; rahmetli Ramanlı kısıtlı imkanlarla Belediye binasına dönüştürmüştü.

2 Yıl aradan sonra Batman ‘İlçe’ statüsünü kazanmıştı.

Bu kez Kaymakam Altay Kancaal, ilk Belediye Başkanı Sait Ramanlı’nın, Belediye binasını kazandırdığı alanı Cumhuriyet Meydanı’na dönüştürmüştü.

Eski Kaymakamlık binası nerede derseniz? Onu da yazalım.

1.’inci Cadde ile 2.’inci Cadde arasındaki ara caddenin kesiştiği yerde; Batman eski İl Milli Eğitim Şube Müdürü rahmetli Süleyman Manap’ın babasına ait iki katlı kerpiç konaktı.

O kerpiç konak da şimdilerde betonarme bir yapıya dönüştürüldü.

Kaymakam Kancaal, anılarında önemli bir ayrıntıya dikkat çekmişti.

İki katlı binanın altı ise süvari birliğiydi.

1957 Yılında bir Kaymakamın nasıl ‘ilçe’ye o dönemde ilçe teşkilatını kazandırdığını da yine son kitabımda okurlarımla paylaşmıştım.

Aslında bu şehrin dününü bilmek istiyorsak; Cumhuriyet Caddesi’nden başlayıp Belediye Sarayı’na… Akyürek Geçidi’nden Cumhuriyet Alanı’na… Cumhuriyet Meydanı’ndan İluh Deresi’ne kadar bir gezi turu düzenlemek gerekiyor.

Batman’ın zaman zaman dününe dair hikayelerini de değerli hemşerilerimize ve okurlarımıza anlatmaya bir borcumuz var diyoruz. Biz bu şehrin temelinde ilk harcının kimler tarafından atıldığını yeni jenerasyona anlatmayı da bir görev biliyoruz.

Bu nedenle bu şehrin ilk yöneticileri ve esnaflarını her zaman, her yerde saygı ve minnetle anıyoruz. Çünkü, onlar bu şehri ‘var’ edenlerdi.

ESKİ BATMAN NE DE GÜZELDİ

Henüz ilkokula gidiyordum. Ağabeyim Enver Arslan’ın daha önce çalıştığı ilk gazeteci Haluk Yargıcı ile Güven Matbaası sahibi rahmetli Abbas Koyuncu’nun matbaasına yol aldığımda; en çok ilgimi çeken şey o zamanlar lunaparktı.

Lunapark, Belediye Sarayı’nın bulunduğu alanda kurulurdu.

Devlet Demir Yolları’nın raylarının geçtiği güzergahta, rahmetli babam ile amcamın çalıştırdığı otelin 2.’inci katına gelip kara treni izlerdim. Hem lunapark hem de trenin geçtiği Akyürek mahallesinin güzergahı; bizi büyülemişti.

Cumhuriyet Meydanı cıvıl cıvıldı. Öğle saatleri ve mesai bitiminde petrol emekçilerinin buluştukları o meydan bir başka olurdu.

Yıllar geçti... TPAO değişti… Tüpraş Rafinerisi değişti… BOTAŞ değişti… Batman’daki petrol sektörleri küçüldü ama şehrin eski bölgesi hiç değişmedi.

Tarihi meydan, 2010’lu yıllara kadar yine şehrin kalbinin attığı yerdi. Ancak 2010 yılından sonra şehir hızla kuzeye doğru yöneldi. Şehrin kalbi Turgut Özal Bulvarı ve havaalanı yol güzergahı oldu.

Batman’ın eski sinemalarını da dün gibi hatırlıyorum; TPAO yazlık ve açık sineması… Seyran… Evin… Raman… Mehtap ve Saray...

O sinemalarda konserlerde sanatçıları görme şansımız olmuştu.

Haliyle şehrin o eski bölgesine giderken her zaman “Nerede o eski Batman?” diyenlerdenim.

Aslında belki de hafızamdaki güzel anıları özlüyorumdur.

Bugünün gençlerine 20-30 yıl sonra sorduğumuzda onlar da belki bugünün Turgut Özal Bulvarı ve Dörtyol Kavşağı’nı özleyeceklerdir.

O yüzden şehrin dününün yaşandığı eski yerleşim birimlerine zaman zaman gitmek gerek diyorum hep.

BAĞCI’NIN BATMAN ÖZLEMİ…

Okurlarımızdan sevgili Yüksel Bağcı arkadaşımız, Batman’a olan özlemini bizlerle paylaşmış.

Bakın neler yazmış Bağcı;

“-Batman’da doğdum, büyüdüm ve 20’li yaşların başında ayrıldım. Bu süreçte yörenin kültürü, değer yargıları ve davranış biçimleri öyle bedenimde yer etmiş ki… 60’lı yaşlara merdiven dayadığımız şu yıllarda bakıyorum da değişen hiç bir şey yok. Hâlâ aynı kafadayız. 90’lı Yılların başında İstanbul’a gitmiştim. Bir gece dolmuşa bindim, kalacağım yere gidiyorum, ineceğim durağa tam yaklaştık. Baktım dolmuşta bir kız çocuğu ve benden başka kimse kalmamış. O kız yalnız kalmasın diye onun ineceği durağa kadar inmedim. O indikten sonra inip geriye doğru yürüdüm.

1988’de Marmaris’e çalışmaya geldim. Bir restoranda garson olarak çalışmaya başladım. Müşteriler hep İngiliz’di. Buna rağmen gelenler yemeklerini yedikten sonra hesabı ödemek için kasaya yöneldiklerinde ‘Para al’ diye kasiyere bağırırdım.

Eşim 2010’da kafe açtı. Ona yardımcı olmak için bazen mekana gittiğimde yoldan geçen tanıdık biri görürsem çağırıp bir şeyler ikram edince ‘Aman’ dediler, ‘Sen burada durma, biletini keserler.’ Artık mekanlara gitmiyorum. Ayda bir garaja gidip Batman’dan gelen otobüsün içine girer, havayı iyice genzime çeker, sonra inerim. Şoförler bana tuhaf tuhaf bakarlar.

Yine yıllar önceydi. Bir park meselesi yüzünden gözümün önünde 5 kişi bir kişiye saldırınca kayıtsız kalamayıp mazluma yardım etme pahasına kalabalığa dalınca dayaktan ben de nasibi almıştım.

Bir arkadaş grubuyla bir yere oturmaya gittiğimizde ‘Vallahi olmaz’ deyip hesabı asla başkasına ödettirmem. Sofraya oturduğumda mutlaka masada ekmek yığını olacak. Yemek yemesek de gözümüz doyacak. Meydan çayevinden kalma alışkanlıkla çayı en küçük boy bardakta içerim. Bir yolculuğa çıktığımda ısrarla TPAO logosu olan benzinlik ararım. Hâlâ cümle kurarken soru takısı ‘mı, mi’ kullanmam. ‘Geldin, gittin’ şeklinde sorularımı sorarım. Sabah bir lokantaya gidip çorbamı içtikten sonra bir kürdan alır, en az bir yarım saat ağzımda gezdiririm. Sabah Revidor kolonyası sürmeden asla dışarı çıkmam. Ramazan ayında olmazsa olmazım meyan kökü. Memleketimden getirtip içerim. Ayda en az iki kere evde çiğ köfte yoğururum. Mahalle bakkalına bir şey almak için uğradığımda küçük çocuklara denk gelirsem birer gofret ceplerine koyar, koşarak uzaklaşırım.

Daha neler neler... Bazen düşünüyorum da iyi ki o topraklarda doğmuşuz. Dostluğu, karşılıksız sevgiyi, komşuluğu, iyiliği, velhasıl bütün insani değerleri orada öğrendik. Mutlaka bizden sonra her bölgede olduğu gibi belki orada da eski değerler erozyona uğramış olabilir ama yine buralardan çok daha iyidir. Ondan asla şüphem yok. Tüm dostlara selam olsun.”

Arkadaşımız Yüksel Bağcı’nın bu dipnotuyla bitirelim bugünkü yazımızı.

O yüzden diyoruz ki; bu şehirden ayrılan herkes “Ah Batman” diyerek hasretle iç çekiyor…

Sağlıkla kalın, Batman Çağdaş’la kalın…