Haber bültenlerinde sarı alarm derecesinde uyarı yapılınca strese girerim.
Nerede, ne zaman sel baskını ve taşkını olacağını bilemeyiz.
Bir bakmışın Karadeniz bölgesinde, İstanbul’da, Adana’da…
Çünkü aniden gelişir ve insanlar etkilenir.
Mal canın yongası olduğu için ekonomik kayıp da yaşanır.
Sel riski neden artıyor?
Her şeyin suçlusu olarak iklim değişikliği ilan edildi.
İklim değişikliğinin tetiklediği daha şiddetli yağmur ve fırtınalar söz konusu.
İkinci önemli husus; nüfus artışı, yoğunlaşması dere boylarında, nehir yatakları ve kıyı ve nehir kenarlarındaki düzensiz, plansız artan yapılaşma gibi sosyoekonomik faktörler.
Belki kentler için önemi anlaşılmasa da; yeraltı suyunun aşırı kullanımı nedeniyle oluşan
toprak çökmesi nedeniyle sel riski önemli ölçüde artırdığı gerçeğidir.
En kötü sel riski yaşayan yerlerde, bu üç tehdit de bir araya gelmekte,
ancak her risk faktörünün göreceli payı ülkeden, ülkeye, bölgeden bölgeye değişmektedir.
Türkiye’de bazı bölgelerde en çok dere yataklarındaki yapılaşma dikkati çekmektedir.
Mesela Güneydoğu Asya ülkeleri olan Hindistan, Bangladeş ve Endonezya Mason yağmurlarının da etkisiyle her yıl nehir ve kıyı taşkınlarından etkilenen en büyük nüfusa sahip ülkeler arasında.
2030 yılına kadar bu üç ülke, nehir taşkınlarından etkilenen dünya nüfusunun %44'ünü ve kıyı taşkınlarından etkilenen nüfusun %58'ini oluşturacak.
Mesela İzmir, bir kıyı kenti ve bazı zamanlarda Körfez taşar, Alsancak ve Bostanlı bölgesinin
bazı yerlere su basar.
Öyle anlaşılıyor ki; iklim değişikliği nehir ve kıyı sellerini şiddetlendirecek.
Yapılan araştırma ve tahminlere göre; iklim değişikliği, dünyanın bazı bölgelerinde yağışları ve
kıyı bölgesi fırtınalarını yoğunlaştırarak daha fazla insanı tehlikeye atacak.
2030 yılına kadar, nehir taşkınlarından etkilenen yıllık nüfusun iki katına çıkması bekleniyor.
Kentsel mülklere verilen yıllık hasar da bir o kadar artacak.
Bunun için başvurulan setler ve bentler gibi taşkın koruma önlemleri, sellere karşı koruma sağlayabilir.
Ancak iklim değişikliğinin daha yoğun ve sık sellere neden olmasıyla, kıyı taşkın koruma önlemleri yetersiz kalabilir.
SOSYOEKONOMİK DEĞİŞİKLİKLER
DAHA FAZLA İNSANI RİSK ALTINA SOKACAK
Nüfus artışı ve düzlük taşkın ovalarındaki hızla gelişen kentleşme, birçok ülkede hem nehir hem de kıyı taşkın riskini artıracak diye rapor ediliyor.
Mesela Arabistan Yarımadasında su kıtlığı çeken ülkeler bile bundan etkileneceği belirtiliyor.
Hep medyada dikkatimiz çekiyor.
Zaman zaman “Mekke’de sel baskını oldu” diye.
Bu hayra alamet değil.
Başka bir husus ise; toprağın çökmesi -obruklaşma- sel riskini artıracağı vurgulanıyor.
Özellikle kıyı kentlerinde meydana gelen ve büyük ölçüde yeraltı suyunun aşırı kullanımından kaynaklanan çökmeler, pek çok insan kıyı taşkınları riskine maruz bırakacağı belirtiliyor.
Peki, ne yapmalı?
Selden korunma altyapısına yatırım yapmak hayat kurtarabilir, iş imkanları yaratabilir ve ekonomilere yardımcı olabilir.
Her yağış mevsiminde bir mazgal temizliği seferberliği başlar.
Alt yapısı olan kentler için önemlidir.
Setler ve bentler gibi koruyucu önlemlere yatırım yapmak, kentsel dönüşüm yoluna gitmek milyonlarca insanı, evlerini ve işletmelerini korumak için olduğu kadar ekonomilerin büyümesine
yardımcı olmak için de önemlidir.
DEVAM EDECEK
Next