1980’li Yılların Batman’ında çalışırken gelen hastalar yönünden semtler fark yaratıyordu.
O zamanlar İluh Deresi ve çevresi pislikten geçilmezdi.
Pis kokardı.
Ağız burun tıkayarak geçilirdi.
Tifonun, ishal gibi hastalıkların kaynağıydı.
Hele sıcaklar başladığında özellikle çocuklar hastalanırdı.
İluh, Batman’ın nüvesiydi, çevre mahalle ve semtler gelişirken İluh hep aynı kaldı.
Çoğu mahalleli garibandı.
Yeni yapı yapacak, yeni yere gidecek imkanları yoktu.
Hal böyle iken İluh sel oldu ve taşkınıyla yıkıp geçti.
Tam 20 yıl önce, 30 Ekim 2006.
Canlar gitti, ağıtlar yakıldı,
O günlerden geriye acılar kadı.
Bu konuyu Batman Çağdaş Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Arif Arslan, köşesinde ibretlik şekilde kaleme almış, “O yara hala sızlıyor” diyerek.
https://www.batmancagdas.com/o-yara-hala-sizliyor
Acılardan ders çıkarmayan, geleceğini kurmaz dercesine.
Ne var ki ikinci bir felaket yaşandı 2023 yılında.
Yine benzer manzara.
Evler, iş yerleri sular altında.
İstanbul’dan, Antalya’dan, Muğla’dan sel baskını haberleri geldi geçen hafta.
Türkiye’de şöyle bir manzara hakim olmaya başladı son yıllarda.
Yaz döneminde kuraklık stresi, beklenmedik anlarda sel baskınları.
Daha önce uluslararası yayınlanan bir raporda;
“Selden etkilenen insan sayısı 2010 ile 2030 arasında iki katına çıkacak.
Nehir taşkınlarından etkilenen insan sayısı 2010'da 65 milyondan 2030'da 132 milyona yükselecek.
Kıyı taşkınlarından etkilenenlerin sayısı ise 7 milyondan 15 milyona çıkacak” deniliyor.
Yine aynı rapordan; “1980'den bu yana küresel olarak sel felaketleri 1 trilyon dolardan fazla kayba neden oldu ve durumun daha da kötüleşmesi bekleniyor.
Üstelik selden etkilenen insan sayısı 2030 yılına kadar dünya çapında iki katına çıkacak” diye belirtiliyor.
Peki, sel riski neden artıyor?
İklim değişikliğinin tetiklediği daha şiddetli yağmur ve fırtınalar, nüfus artışı, kıyı ve nehir kenarlarındaki artan yapılaşma gibi sosyoekonomik faktörler ve yeraltı suyunun aşırı kullanımı nedeniyle oluşan toprak çökmesi nedeniyle sel riski önemli ölçüde artmaktadır.
En kötü sel riski yaşayan yerlerde, bu üç tehdit de bir araya gelmekte ancak her birinin göreceli payı
ülkeye ve bölgeye göre değişmektedir.
Batman’da yaşandığı gibi Dünyanın pek çok bölgesinde de son 20 yılda, iklim krizinin en yıkıcı sonuçlarından ikisi olan seller ve kuraklıklar, 3 milyar insanı etkiledi ve insan acısı ile ekonomik kayıp açısından çok büyük maliyetlere yol açtı.
Küresel sıcaklık artışı, atmosferin tutabileceği nem miktarını artırarak fırtınalara ve şiddetli yağmurlara yol açarken, paradoksal olarak daha fazla suyun karadan buharlaşması ve küresel hava modellerinin değişmesiyle daha yoğun kuraklık dönemlerine de neden oluyor.
Hava olayları döngüsündeki bu değişiklikler, daha güçlü ve uzun süreli kuraklıklara ve sellere yol açarak, bu tehlikeleri yaşayanların hafızasında yer etmemiş bölgelere taşıyabilir.
Çok yakın gelecekte bu aşırı olayları yönetmede daha fazla zorlukla karşılaşmayacak bir bölge veya
ülke bulmak zor.
Toplumların uyum sağlaması gerekiyor ve hükümetler -doğal afetlere/sel- mekanizmalarını
önceliklendirmeli, hızlandırmalı ve ölçeklendirmelidir.
Bu, belirsizliği yönetmek, mükerrerliği azaltmak, kamu kaynaklarını daha verimli kullanmak ve
toplulukları, ekonomileri ve ekosistemleri korumak için yenilikçi yönetişim ve risk yönetimi gerektirir.
Bunlardan bir tanesi de eski yerleşim bölgelerinde kentsel dönüşüm projeleri.
İluh bölgesinde kentsel dönüşüm etap etap planlanmış ancak henüz tam hayata geçmemiş.
Umarız ve dileriz, Batman’ın en güzel yeri olacak şekilde İluh dönüşür.
İluh taşmaz ve canlar yakmaz.
DEVAM EDECEK
Next