“EFENDİLER VE EY MİLLET! BENİM NACİZ VÜCUDUM ELBET BİR GÜN TOPRAK OLACAKTIR. ANCAK TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLELEBET YAŞAYACAKTIR.”

Mustafa Kemal Paşa 1926 yılında yurt gezilerine çıkar.

Çok sevdiği İzmir’e yönelmiştir trenle.

Bu sevginin bilinçaltında doğduğu kent Selanik’e benzerliği, başka bir neden ise; 15 Mayıs 1919 tarihinde İzmir’in işgali nedeniyle Türkler için İzmir ilk hedef olarak gösterilen ve ulaşılacak yer olması rüyasıdır.

İzmir’in kurtuluşu 9 Eylül 1922 yılında gerçekleşecektir.

Mustafa Kemal Paşa İzmir’de uzun süreler kaldı.

Latife hanımla tanıştı ve evlendi.

Annesinin-Zübeyde hanım- anıt mezarı İzmir’deydi.

Bu duygularla yurt gezisinde İzmir’e yaklaştığında tren Menemen istasyonuna vardığında,

İzmir valisi Kazım Dirik paşa güvenlik nedeniyle trenin bekletilmesini telgrafla haber verir.

Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya suikast planı açığa çıkar.

Elebaşları yakalanır.

Gazi Paşa Hazretleri ister istemez;

“Çok sevdiği İzmir’de bunu nasıl yaparlar!” diye söylenir.

Güvenlik sağlanınca tren hareket eder, Karşıyaka’dan itibaren halk istasyonlardadır.

Kalacağı mekana vardığında halk toplanmıştır.

Hep bir ağızdan “Gazi Paşa’yı görmek istiyoruz!” diye bağırırlar.

İzmirliler yaşanan talihsiz olay nedeniyle çok üzüntülüydü ve şimdi Ata’sının yanındaydı.

Coşku seli bitmek bilmiyordu.

Otelin balkonuna çıkarak o meşhur sözleri halka hitaben söyledi;

“Efendiler ve ey millet! Benim naciz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır.”

Mustafa Kemal Paşa, herkes gibi ölümlü olduğunu belirterek,

ölümünü önemsemiyordu.

Önemsediği konu: Cumhuriyet’ti.

Cumhuriyet, Atatürk’e göre “Erdem” demekti.

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilelebet yaşaması ve Cumhuriyetle birlikte Türk Milleti’nin çalışarak, üreterek ve çağdaş uygarlıklar seviyesine çıkarak, varlıklı ve gönenç içinde yaşamasıydı.

Ayrıca Atatürk Balkon konuşmasında sözlerinin devamında;

“Beni görmek demek, kaçınılmaz olarak yüzümü görmek demek değildir.

Benim duygularımı ve düşüncelerimi anlıyor ve hissediyorsanız, bu yeterlidir” demiştir.