Atatürk, Türkiye Cumhuriyetini kurdu ve gençlere emanet etti.
Atatürk, Nutuk’un sonunda Türk Gençliğine hitabe ile bitirerek bu emaneti ve sorumluluğu onlara yüklemiştir;
"Ey Türk gençliği! Birinci vazifen,
Türk istiklalini ve Türk cumhuriyetini,
ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir"diyerek.
Her yıl “Cumhuriyeti biz böyle kurduk !” diye resimli bir pankart paylaşılır sosyal medyada.
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE SİTEMİNDE
Cumhuriyetçilik en baş ilkedir.
Diğerleri ise Milliyetçilik, Laiklik, Halkçılık, Devletçilik ve İnkilapçılık.
Bu ilkeler birbiri tamamlayıcı ve bütünsellik taşır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti denildiğinde, devlet denilen siyasi yapıyı başlıca TOPRAK yani VATAN,TOPLUM yani halk/Millet ve EGEMENLİK oluşturur.
Egemenlik; devleti yönetme, ona sahip çıkma ve onu koruma erkidir.
Bu kavramın üç bileşeni ise; yasama, yürütme ve yargı.
Bu üç kavramın kimin tarafından kullanıldığı/ kullanılacağı önemli.
Bu üç yapıyı yani gücü kişi kullandığında, buna MONARŞİ denir.
Bir grup seçkin kullanırsa OLİGARŞİ denir.
Millet tarafından kullanılırsa adına CUMHURİYET denir.
Bu üç idare biçiminin temeli; birbirinden farklıdır.
Bunlar; gelenek- görenek, din ve akıl ve bilim temelli.
Atatürk, cumhuriyeti daha kurmadan önce Türkiye Büyük Millet Meclisi ile “Egemenlik Kayıtsız şartsız milletindir.” diyerek
Cumhuriyetciliği hayata geçirmiştir.
Milli Kurtuluş savaşı sonrası 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet ilan edildi.
Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti'ni en büyük eseri olarak görür, onun üzerinde bütün Türk Milletinin titremesi gerektiği ve ilelebet savunulmasını istemiştir.
Ancak bu sayede Cumhuriyet; Çağdaş uygarlık düzeyine ulaşabilecekti.
Bu nedenle başka bir söylevinde; Hayatta her şey için, başarı için en hakiki yol gösterici bilimdir, fendir.
Bilimin ve fennin dışında yol gösterici aramak bilgisiszlik, akılsızlıktır.
Cumhuriyet ve Cumhuriyetçilik ne kadar anlatılsa azdır, Cumhuriyeti ilelebet yaşamak şarttır.
YAŞASIN CUMHURİYET!
Next