Batman ovası hızla betonlaşıyor. Beton sevgisi verimli toprakların canını okuyor. Temel sorun, tarlaların metrekare alan olarak görülmesidir.

Batman ovası hızla betonlaşıyor. Beton sevgisi verimli toprakların canını okuyor. Temel sorun, tarlaların metrekare alan olarak görülmesidir. Tarlaların, yeşil alanların yok edilmediği, çiftçilerin mutlulukla, özellikle çocukların enerjilerini sonuna kadar tüketecekleri ve herkesin soluk alacağı alanların betonun altında kalmayacağı, mutluluğun hüküm sürdüğü hikayeler olmalı. Allah’ın bize bahşettiği mükemmel düzlük ve en verimli arazi, el birliğiyle yok ediliyor. Geleceği düşünmeden en yiğit canlıyı katlediyoruz…

*Beşiri-Taharrili Turhan Onat’ın vefatının üzerinden neredeyse 3.5 yıl geçecek. O güzel simayı unutmayan Almanya’daki ailesi her Beşiri’ye geldiğinde Beşiri-İkiköprü arasındaki Hıcre mezarlığının da yolunu tutar. Bu kez babasının mezarı başında oğlu Engin, amcası Orhan Onat ile anlamlı mesaj veriyordu; “Babamın çocukluğu ve gençliğinin geçtiği toprağa hep özlem duyuyoruz o nedenle buradayız. Ne kadar uzak da olsak bu topraklar hep gözümüzün önündedir. İnsanı ayakta tutan kökleridir; tıpkı dimdik duran bir ağaç gibi…”

TARIM ARAZİLERİNE YAZIK

Batman Ovası bir zamanlar tahıl ambarıydı.

Bu güzelim ovada hububat ağırlıklı ürünler ilk sıradaydı.

Bu yönüyle yöre ve ülkeye önemli bir ekonomik katkısı oluyordu. 

Şimdi o ürünlerin yetiştiği toprakların bir bölümünü ya betonlaştı ya da katma değeri yüksek olan ürünlerden fıstık bahçelerine dönüştürdük.

Ki bu o kadar değil, toprak değişir, dönüşür ama ölen toprak elde edilen birkaç milyon nakit paradan başka hiçbir şey olamaz.

Yüksek bloklarda alabildiğine geniş ovayı seyretmek yerine karşı binanın soğuk betonunu izlemek zorunda kalınıyor maalesef.

Ülkenin her yanında olduğu gibi şehrimizde de bu iştahlı gözlerin kıyımından kurtulamıyor maalesef.

Oralar tarladır ve birimi hektardır, dönümdür.

Bu durumun hikayesi kısa değil, çok uzun yıllara dayalıdır.

Belki bu hikayeyi tekrar yazmak gerek.

Artık bu hikayede tarlaların, yeşil alanların yok edilmediği, çiftçilerin mutlulukla, özellikle çocukların enerjilerini sonuna kadar tüketecekleri ve herkesin soluk alacağı alanların betonun altında kalmayacağı, mutluluğun hüküm sürdüğü hikayeler olmalı.

Daha önce Rusya-Ukrayna savaşında tahılın önemini ve yarattığı endişeli beklentiyi yazmıştık.

Kurban Bayramı öncesi Batman’a konuk olan eski Devlet Bakanı Hasan Gemici’ye;

“24 Yıl aradan sonra geldiğiniz Batman’da gördüğünüz manzarayı anlatır mısınız?” sorusuna aldığımız yanıt ilginçti:

“Batman-Hasankeyf yol güzergahının sağı ve solu çok katlı yapılara dönüşmüş. Verimli toprağa konutların yapılması doğru olmamış. Bu topraklar yüzyıllar sonra ancak bu hale gelebiliyor.”

Evet bir toprağın dönüşmesi çok uzun yıllar alabiliyor.

Betonlaşmaya biraz da bu açıdan bakarsak her şeyi açıklıkla görürüz.

Hasankeyf sonrası soluğu Batman’da alan eski Bakan Gemici, gördüğü o manzara için şunları söylüyordu;

“Tarım, ülkemiz için çok önemli. Gıda ise dünyanın sorunu. Batman Ovası’nın bu manzarası doğrusu beni üzdü.”

Yukarıdan bakıldığında ne yazık ki Batman’ın bu manzarası ovamızın ne kadar betonlaştığını gözler önüne seriyor.

Tarım arazilerinin betonlaşmasına dün de bugün de yarın da karşı olacağımızı ve her fırsatta dile getirerek uyarımızı yapacağımızın bilinmesini isteriz.

Çünkü  Batman Ovası’ndaki tarım arazilerinin bölgenin belki de en verimli arazileri olduğunun bilincindeyiz.

Ve bu yüzden feveran ediyoruz aynı zamanda, bu verimli araziler ülkemizin gelecekte karşılaşabileceği gıda krizlerinde kurtarıcı olabileceklerini de düşünüyoruz.

Batman Ovası’nda son yıllarda hemen her üreticinin arazisini katma değeri yüksek fıstık fideleriyle

çevirmesi planlı bir tarım politikasına uygun bir yöntem değil.

Hububatta verimin en iyi elde edildiği araziler bile fıstık bahçesine dönüştürülmüş.

Konunun uzmanları, fıstık fidesinin ekileceği alanların kayalık ve taşlık bölgeler olduğunu söylüyor, yazıyor.

Ne yazık ki kimsenin bu kriteri göz önünde bulundurduğu yok.

Birçok çiftçi, Batman Ovası’nın en güzel ve verimli arazisini fıstık bahçesine çevirmiş.

Son dönemlerde Tarım ve Orman Müdürlüğü’nde kaç yönetici gelip geçti?

Tek bir yönetici o verimli arazilerin fıstık bahçelerine dönüştürülmesini engelleyemedi.

Bu konuda serzenişimizin ve dostça uyarılarımızın olduğu bilinmeli.  

OVA ELDEN GİDİYOR

Dün de Batman Çağdaş’ın sürmanşetinde ‘Kentsel Dönüşüm’le ilgili iki eski mahallede konut ile arazi sahiplerinin beklentilerine yönelik haber dikkat çekiciydi.

Eski şehri merkezinde ‘Kentsel Dönüşüm’ olmayınca birçok kişi Batman Ovası’ndaki yeni konut sitelerinin yapıldığı alanlara yöneliyor.

Yeni yapılaşma sadece Batman-Hasankeyf karayolunun sağ ve solunda değil, şehrin yeni yapılaşma alanı Aydınkonak ve Tilmerç Mahallelerini de geride bırakmış.

Bu uyarı ve dikkati tarım alanlarına dokunulmaması için yapmıştık.

O güzelim verimli araziler çok bloklu alanlara dönüşmüş.

Yani diğer tanımla tarım alanlarının tabutuna…

30-40 Yıl öncesinde hububat ağırlıklı ürünün elde edildiği Batman Ovası’nın büyük bölümünde yeni konut alanları oluşmuş.

Batman’da hiç tahmin edilmeyen bölgelerde sayısız konut siteleri yapılmış.

Son yıllarda Batman Ovası’nın büyük bölümü betonlaşmaya doğru gidince duyarlı çevreler gördükleri manzaradan rahatsızlık duyuyor.

Sesleri her geçen gün yükseliyor.

Bu doğa dostu insanların olması umudumuzu yeşertiyor. 

“Batman’ın tarım arazileri hızla betonlaşıyor” diyenlerin sesleri her geçen gün yükseliyor.

‘Evet Batman Ovası’nda tarım arazilerinin verimli arazi olduğunu biliyorum’ diyenlere lütfen artık bu ovaya el atın… Aksi takdirde ova, birkaç yıl sonra elden gidecek.

HERKESE VEDA ETMİŞTİ

Aslen Beşiri-Taharrili olan Turhan Onat’ın çocukluğu ve gençliği Beşiri’de geçmişti.

12 Eylül darbesi, Onat ailesi bilinen ve bilinmeyen bazı nedenlerden ötürü Almanya’ya göç ettirmişti.

Onat ailesi her ne kadar Almanya’da yaşıyorlarsa da hiçbir zaman köyleri olan Taharri’den kopmamış...

Onat ailesinin önde gelen isimlerinden Turhan ve Orhan kardeşler, belli aralıklarla Almanya-Batman arasında mekik dokurdu.

Vefatından birkaç yıl önce Turhan Onat, yıllar önce ayrıldığı Beşiri-Taharri’ye veda etmek için uzun bir süre kardeşi Orhan ile burayı adeta mesken edinmişti.

Günlerce, haftalarca gezip dolaşıp doyamamıştı toprağına Turhan Onat.

Amansız hastalığa yakalanmıştı ama hissettirmiyordu çevresine.

Siz bazen plan yaparken kader, kıs kıs gülermiş…

Hiç beklemediğiniz bir anda çok yakınınızdan veya çevrenizden birini kaybettiğinizde; hayatın çok kısa olduğuna anlıyorsunuz.

Hatta hayatın ne kadar kısa olduğunu, insanların birbirine sıkıca sarılmaları gerektiğini çok yakın bir dostunuzu kaybettiğinizde daha çok hissediyorsunuz. 

68 Yaşında aramızdan erken ayrılan Turhan Onat, 2020’nin Ekim’in de yaşama gözlerini yummuştu.

Yıllar su gibi geçiyor.

Daha dünmüş gibi bizden de hatır isteyen Turhan Onat’ın mezarı başında amcası Orhan Onat ile bulunan küçük oğlu Engin, anlamlı mesaj veriyordu;

“Babam bu topraklarda doğdu, büyüdü. Bu toprağı bir şeye değişmiyordu. Biz de yaşadıkça o da hep bizimle yaşayacak.”

Amca-yeğen, Turhan Onat’ın mezarına Kürtçe de aile büyüğüne ‘Hep bizimle yaşayacak’ dedikleri sözü de yansıtmışlar.

Özetle; topraktan geldik toprağa gideceğiz.

Kimseyi kırmadan, incitmeden, kardeşçe yaşamak gerek.

Bu sözler kulağımızda asılı kalsın ve hiç düşmesin.

Nur içinde yatsın.

Geride kalan Onat’lara huzurlu ve sağlıklı yaşam diliyoruz.