*Beşiri Kıra Dağı eteğinde Örmegöze Köyü’nde yılları geçen ‘İzzet Amca’yı Batman ve çevresindeki eski yerleşim biriminde yaşayan yaşlılar yakından tanır. Bu coğrafyanın tarihini en iyi bilenlerden biri de İzzet Aydiş’tir…

*Batman ile birleşen Binatlı (Bleyder)’de doğan İzzet amca, yaşamının büyük bölümünü Örmegöze’de (Kani Reva)’da geçirmiş. İzzet Aydiş, Batman’ın yaşayan tarihi. Batman’ın dününü de en iyi bilenlerden İzzet amca, bizi bir kez daha o eski günlere götürüyor…

O GÜNLERİ ANLATTI…
Batman’ın yaşayan tarihlerinden İzzet Aydiş amcadan bahsediyoruz.

Bugün 92 yaşında olan İzzet amca, 85 yıllık şehir olan Batman’ın dününü en iyi bilenlerden.

Kimlerin Batman Ovası’nda ilk yerleştiğini, ilk Belediye Başkanı, ilk Kaymakamı ve MTA ile TPAO’nun ilk petrolcülerinin hangi simalar olduğunu İzzet amcadan öğrenmek mümkün.

1932 Yılında Batman’a en yakın yerleşim yeri Binatlı, bir diğer adı Bleyder’de dünyaya gelen İzzet amca, dışarıdan diploma almış.

Halen gazete okuyor, televizyondan da haberleri kaçırmıyor.

“Biz yokluk da gördük, rahat ortam da… ama hiçbir zaman gelenek ve göreneklerimizden kopmadık” diyen İzzet amca, uzun yaşamın sırrını da anlatıyor ve ekliyordu;

“Soframızdan hiçbir zaman çorba, ekmek ve süt ürünleri eksik olmadı.”

Bugüne kadar bankaların yolunu tutmayan, ömründe hiç kredi çekmeyen İzzet amca bizi bir anda 1940’li yılların Batman’ına götürdü.

RAMAN VE BATMAN…

Raman’ın doğurduğu şehir Batman’ın dününü en iyi anlatan İzzet amca, bakın neler diyor;

“Batman’ın çekirdeği olan ‘İluh’ 25-30 ev civarındaydı. Petrolün Raman’da bulunduğunu dün gibi hatırlıyorum. Raman Dağı, hareketli bir yerdi. Küçük rafineri Meymune Boğazı’ndaydı. O küçük rafineri sırtını Raman Dağı’na dayamıştı. O zamanlar su yoktu. O dönemin Maden Teknik Arama Enstitüsü’nün uzmanları, suyu köyümüzün bulunduğu Kani Reva’nın dibindeki Kira Dağı’ndan karşılamıştı.”

Büyük oğlu iş insanı Abdurrahman Aydiş’in de arada sırada katıldığı sohbet koyulaştıkça İzzet amca, Batman’da düne dair ne varsa anlatmaya çalışıyordu; 

“Raman Dağı’na giden yolu da Siirtli müteahhit Nizam Barutçu yapmıştı. 1940’lı Yılların başıydı. 1200 Rakımlı Raman’a çıkmak zordu ama o dönemin şartlarında yol yapımını üstlenen Barutçu, bölgede belki de ilk asfalt yolu burada yapmıştı.”

Yine 1940’lı Yıllarda trenin Batman’a ulaşabilmesi için Sinan’da yapılan Zilek köprüsünün öyküsünü de anlatmadan edemiyordu İzzet amca;

“Bir bahar mevsimiydi. Köprü’nün iskelesinden merhum babamla geçmiştik. İstanbullu müteahhit Rauf bey, 1 milyon lira ile  köprünün yapımını üstlenmişti. O köprü tamamlanınca Batman için de ulaşımın yolu açılmıştı.”

“MANASTIRIN ETRAFINDA TEK BİR YAPI YOKTU”

Beşiri-Kira Dağı’ndaki Mor Kiryakus Manastırı’nı en son terk eden Patrik, Rahip ve son öğrencileri de hatırlayan İzzet amca, bakın neler diyor;

“Manastır 1950’lerden sonra terk edildi. Mor Kiryakus Manastırı’nın içinde Ermeni aileler de yaşıyordu. Hatta benim doğduğum Binatlı’da Ermenilerin eğitim gördüğü ve adına ‘Candur’ dedikleri okul vardı. Danalı (Zercil)’de de iki kilise vardı. Bunları dün gibi hatırlıyorum. Mor Kiryakus Manastırı’nda 3 öğün yemek verilirdi. Bu devasa yapının etrafında ise tek bir yapı yoktu. Manastıra ait bahçeler, hatta büyükbaş-küçükbaş hayvanları vardı. Bunlar manastır için bir gelirdi. 1940 ile 1950 arasında manastırda kalan aileler ayrılınca burası kaderine terk edildi.”

ELMEDİNA ‘QUBİN’E TAŞINDI

Batman’ın çekirdeği olan ‘Elmedina’nın 1927 yılında tamamen sular altında kaldığını da söyleyen İzzet amcanın verdiği tarihler o dönemlerin rakamlarına da uyuyor.

Çünkü o yaşayan bir tarih.

Hafızası yerinde olan İzzet amca, bu coğrafyanın dününü belki de en iyi anlatan bilge bir insan.

Batman Çayı’nın Elmedina’yı haritadan sildikten sonra kurulan Beşiri ilçesinin Qubin Köyü’nde başlayan yerleşkesinin hikayesini de şöyle anlatıyor, İzzet Amca;

“Bir süre önce Beşiri’ye gelen Kaymakam beye de Elmedina’nın Beşiri’ye nasıl taşındığını da anlatmıştım. Elmedina su altında kaldıktan sonra şimdiki Beşiri, Siirt’te bağlı Qubin Köyü’ydü. Köyün ileri geleni ise İbrahim Ohan’nın babasıydı. Batman’ın henüz nahiye olduğu dönemlerde Maden Teknik Arama Enstitüsü’nün üst düzey yetkilileri, petrol mühendisleri ve amirleri Beşiri’de alışveriş yaparlardı. Taa ki Tren Batman istasyonuna ulaşıncaya kadar.”

Petrolün başkenti Batman’da ‘kara altın’ ile ilk buluşan emekçilerin komşu İl Mardin-Midyat ile Gercüş’teki ailelerden ağrılıklı olduğunun da altını çizen İzzet amca; “O Dönemde daha çok petrolde çalışanların Midyat-Estel ve Gercüş’lüydü. Hiçbirimiz MTA veya TPAO’da görev yapmadık” diyor.

İzzet amcanın bu şehrin dününe dair anlatmak istediği çok şey vardı aslında.

Sohbetin son bölümünde dünü ile bugünü iyi anlatan bir mesaj veriyordu İzzet amca;

“Eski insanlar çok değerliydi. Onlar aileler arasında sulh sağlayan güzel insanlardı. Günümüzde ne yazık ki o güzel insanlar kalmadı artık. Ne acı ki şimdilerde menfaat ve güç ön planda. Babanın bile çaresizlik içinde çocuğunu dinlediği bir süreçteyiz.”

Özetle; İzzet amca bizi o eski güzel yıllara götürdü.

Yokluğun olduğu o dönemde hoşgörünün hakim olduğu o coğrafyayı anlatınca; ister istemez biz de eski günlere yolculuk yaptık.

Sağlıkla kalın.