Bireysel saygı, toplumsal saygıyı, bu iki saygı toplumsal huzuru getirir. Birbirimize karşı hoşgörü, saygı ve sevgi bir bütün olarak azaldı ne yazık ki… İnsanlar artık kendinden başkasını düşünmeden yaşıyor. Oysa, birinin özgürlük alanı diğerini rahatsız etmeyecek kadardır. Kimse kimseden üstün değildir. Batman’da şehrin en kalabalık yerinde otomatik tüfekle havaya ateş açan birinin dehşet anlarıyla gündeme geldi yine bu şehir…

Günümüzde kendi alanlarında özgür olmak yerine başkasının alanına girmeyi ne zaman bir hak arayışı haline getirdik? Ramazan ayının bir haftası geride kaldı ama trafiğe çıktığınızda; yol hakkı sizin olduğu halde başka bir sürücü trafiği ihlal ediyor. Ekmek kuyruğunu bile görmezden gelip, sıraya girmeyenleri görünce şaşırıp kalıyorsunuz…

SAYGININ KALMADIĞININ GÖSTERGESİ

Düşünün bir şehrin en kalabalık bulvarında herkesin iftar saati sonrası turladığı saatte aracından çıkardığı kalaşnikof ile çevreye ateş açan bir kişinin yaptığı hareketle bu şehir bir kez daha batıya olumsuz bir manzarayla yansıdı.

Nedeni ne olursa olsun böylesi bir hareketin toplumda tedirginlik yarattığı aşikâr.

Aynı zamanda asıl nedeni meraktan alamıyoruz kendimizi.

O dehşet anı, basit bir psikiyatrik bir durum olarak geçiştirilemeyecek kadar ciddidir aslında.

Oysa Batman böyle bir şehir değil.

Turgut Özal Bulvarı 7’den 70’e hemen herkesin turladığı bir hoşgörü güzergâhına dönüşmüştü.

Bu güzergahta bu şehrin kalbi atıyor ama nedense bir kişi orada dehşet anları da yaşatabiliyor.

Aslında bu manzara birbirimize saygımızın kalmadığının en basit göstergelerinden biri.

Sorun ne olursa olsun; bir kişi eline silah alıp etrafa ateş açamaz.

Kim olursa olsun, hiç kimse en basit toplumsal kuralın önüne geçip tedirginlik yaratma hakkına sahip değil.

Karşındakine saygıyı içselleştirmenin tam zamanı…

Son yıllarda Batman’da yaşanan ilginç olaylarla karşı karşıyayız.

Bir de herkeste silah var ya…

Yarım asır önce bu şehir böyle değildi.

Bu ülkenin ilk petrolcülerinin ayak bastığı bu kentte hoşgörü ön plandaydı.

O yüzden belki de geçici olacak geldikleri bu topraklardan ayrılmak istemeyip bir parçamız oldular.

Herkes birbirine saygılıydı.

Ama 90’dan bu yana… Yani 36 yıl önce bu şehir ‘İl’ olduktan sonra eskiye ait o hoşgörüyü kaybetmek üzere.

Bu yüzden en ufak bir kıvılcımla tartışma çıkabiliyor, büyük kavgalar yaşanabiliyor.

Düşünün iftar öncesinde evine gitmek için yola çıkan bazı sürücüler arasında önce “yol benim” deyip, tartışmalar ve sonrasında yaşanan kavgalar…

Yine iftar öncesinde Ramazan pidesi alabilmek için oluşan kuyruğu görmezden gelip pide almaya çalışanlar.

Ne yazık ki hoşgörü ayında Batman’da saygı ve sevgiyi ikinci plana ittik…

Kısacası neler oluyor bize…

***

ÖĞRENCİLERLE NOSTALJİYE YOLCULUK

TED Batman Koleji’nde son eserimin söyleşi ve imza günündeydim.

TED Koleji’ndeki ortaokul ve lise öğrencilerine daha çok şehrin dününe dair hikâyeler anlattım.

1940’lı yılların ortalarında 1.200 rakımlı Raman Dağı’nda ilk petrolcülerin yarattıkları o hoşgörü dönemini hatırlattım.

Maden Tetkik Arama Enstitüsü ile TPAO’nun 1970’li yıllara kadar en büyük yerleşkesinin olduğu Raman’ı konuştuk elbette.

70 yıl önce bu şehrin temelinin atıldığı ilk adrestir Raman Dağı.

Siyah altının keşfedildiği o dağda, merhum cumhurbaşkanı, başbakanlar ve devlet bakanlarının çoğu konaklamış.

Yakıtlı-Zeva Alika’da oturan eski köy sakinlerine ABD’li Anna Maria İngilizce öğretmiş.

Anna Maria, eşi Selahattin Malkoç için hem Raman hem de Batman’da tam 10 yıl kalmış.

1948’de Raman’a ayak basan dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Yakıtlı’dakilere okul yaptırmış.

Yine o yerleşim biriminde oturanlara elektrikten yakıta kadar bir yığın bazı imkânlar sağlamış.

80 hatta 90’lara kadar orası petrolcülerin muhteşem bir kampıydı.

Aradan yıllar geçti.

Şimdi orada in cin top oynuyor.

MTA Enstitüsünden kalan taşlı bina, yıkık dökük…

Eski taş yapılı binaların temelleri… 80 yıl önce kimse Raman’a ayak basmamış gibi bir sessizlik var.

1.200 rakımlı o dağda zaman durmuş sanki.

80 yıl öncesinin Raman’ından geride kalan sadece petrol kuyuları var.

Oysa Raman, petrolün açık hava müzesine dönüştürülecek tek yerdir.

Petrol ve ilk rafineri yerleşkesi TED’li öğrencilerle söyleşimizin ana konusuydu.

Gençlerle birlikte olmanın sevincini yaşadık o kısa zaman diliminde…

Sağlıkla kalın, Çağdaş’la kalın…