“Sana Raman Güllük Gülistanlıktır Diyemem!” kitabın alt başlığı.
Öykülerle Batman’ın kısa tarihi…
Kitap, insan hayatları ile birlikte bir şehrin her yönüyle gelişmesini anlatan biyografi tadında da okunabilecek türden.
Raman dağlarında sallanan at başları, şehrin gelişmesine dokunan eller ve yürekler tek tek anlatılmış.
Kitabı okurken Ataol Behramoğlu’nun şiirinden bir kıtasını mırıldandım:
“Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana!”
Hayatlarını Batman için adamış insanlara ne mutlu.
Kendilerini sunulmuş bir hayatın en güzel ve heyecanlı yıllarını
Batman için armağan etmişler.
Herkesin kalbi bir şey için, bir yer için atar.
Burada anlatılan insan hikayelerin hepsinin kalpleri hep Batman’da kalmış.
“YILLAR GEÇTİ VE O GÜN GELDİ” bölümünde
Feyzi Yumaklı’nın platonik aşktan evliliğe uzanan heyecan verici bir öyküsü anlatılır.
Çevrimovalı Şükran ve Kastamonulu bir genç Feyzi’nin öyküsü Bozkırda çarpan iki yürek ve iyi sonla biten bir film şeridi sanki.
Aynı şekilde “HAKİME ME: HALİT KIVANÇ”
Çok meşhur olmuş bir insanın mesleğinin başlangıç yıllarını çok güzel betimlemiş Arif Üstat.
Halit Kıvanç sonraki yıllarda ziyaretinde yöre insanının vefakarlığı, dostluğunu bir daha yaşamış.
Halit Kıvanç kendini halkın bir parçası hissederek ayrılmış gönüllerde hoş bir seda bırakarak.
“…”GELLO’NUN MİNARESİ” bu gün yaşadığımız yalnızlıklara inat dayanışmanın, dostluğun ve barışın öyküsü olarak okunabilir.
Aynı zamanda sanatın ve mesleğin önemini vurgulayan bir öykü.
Öykünün bir yerinde;
“Eskiden işine saygı vardı ve işine gelen laf kendine gelmiş sayılırdı.”
Bölgede yaşam çeşitliydi Ermeniler, Ezidiler ve Müslümanlar kardeşçe.
Kardeşliğin sembolü olarak kalacak Emeni bir taş ustasının yaptığı minare.
GELLO’lar unutulmaz.
DEVAM EDECEK
Next