Batman Çağdaş gazetesi manşet atmış.
İntihar eden gençler konusunda.
Son bir yıldır kaçıncı intihar haberi.
Ailelerinin, gençlerinin acısını yüreğimde hissediyorum.
Herkes biliyor ki; Bu dünyada ölüm dışında hiçbir şey kesin değildir.
Ve haklı olarak, ölümün kaçınılmazlığı bu dünyadaki birçok insan için önemli bir korkudur.
Sonuçta ölüm evrensel, gizemli, değişmez ve bazen ani bir olaydır ve hayatı başka hiçbir olayın yapamayacağı şekilde alt üst edebilir.
Hele intihara bağlı kayıplar hepten…
Bu nedenle intiharın tam tersi bir şey olmalı, yani bir insan radikal ve ani bir şekilde yaşamaya başlamaya da karar vermeli.
İntihar aniden veya beklenmedik bir şekilde gerçekleşmez.
Kimse bir gün karar vermez.
Aylar ve yıllar süren bir süreçte karar veriyorlar.
Sadece dikkat etmeyenler için ani bir karar gibi geliyor.
Aynı şekilde, yaşamayı seçenler her gün yaşamayı seçerler.
İntihar nedeniyle kaybedilen hayat sayısındaki çarpıcı artış son derece endişe verici.
Bu gidişatıdur için harekete geçilmesi gerekir.
Bütün dünyada insanların ruh sağlığında sıkıntılar yaşanıyor.
Birçok insan ekonomi, çevre, sosyal izolasyon ve sosyal medya gibi alanlardaki toplumsal zorluklardan etkilenmektedir.
Toplumun giderek artan mesajını algılamakta zorlanıyorum.
İşiniz yoksa ve topluma maddi katkıda bulunmuyorsanız değersiz olduğunuz yönündeki yansıması meselesi.
Bu durum ekonomik olarak ayakta kalmak ve bir işe sahip olmakla özdeşleştirilen öz saygı ve kimlik duygularını sorgulatır hale getiriyor.
Bu aşamada başkalarına yardım etmeye, gönüllü çalışmaya, sürekli öğrenmeye ve deneyimin faydalarına eşit değer veren bir stratejiye ihtiyacımız var.
İntiharlarıönlemek için insanlara ulaşmamız gerekiyor.
Konunun başka bir yönü de; aile içi şiddet ile cinayetler, intiharlar ve beklenmedik ölümler arasındaki bağlantıları ne kadar iyi anlarsak, bunların baştan önlenmesi konusunda da o kadar donanımlı olabilmek mümkün.
Endişe verici bir şekilde, intihar ederek ölen kişilerin önemli bir kısmı daha önce ruh sağlığı hizmetleriyle hiç temas kurmamıştır.
İnsanların başvurmalarını teşvik etmek ve mümkün olan en iyi bakımı almalarını sağlamak için daha fazlası yapılmalıdır.
Tüm sağlık personeli hastalarındaki risk düzeyine karşı tetikte olmalı ve uygun bakımı koordine etmelidir.
Kalıcı bir fark yaratabilmeleri için ulusal intihar önleme stratejilerine de yeterli kaynak ayrılmalıdır.
Toplumsal değişimleri ele almak, zamanında ve şefkatli bakım sağlamak ve hayat kurtarmak için birlikte hareket etmeliyiz.
ÖLÜM ALGISI VE MEDYA
Ölüm veya intihar algımız ve medyada sıkça tasvir ediliş biçimi ne kadar doğru?
Gizemle örtülü her şey gibi, ölüm de hikayelerimize, algılarımıza ve toplumlarımıza yerleşmiş birçok efsane ve yarı gerçek biçimde yer alır.
Dahası, terör saldırıları, cinayetler ve intiharlar gibi yüksek profilli ve trajik olaylar haber döngüsünün birçok alanına hakim oluyor.
Sonuç olarak, medya kuruluşlarının en çok odaklandığı ölüm nedenleri, istatistiklerle gösterilen gerçek insan ölüm nedenlerinden çok farklı.
Mesela;Kansere, kalp hastalığına göre
10 kat daha fazla endişeleniyoruz, oysa gerçekte her iki hastalık da yaklaşık aynı sayıda insanı öldürüyor.
Bu arada, medya terörizm, cinayetler ve kansere odaklanmış durumda, ancak hepsinden daha fazla insanı öldüren kalp hastalığı neredeyse hiç haber yapılmıyor.
Hayat bir "Akış hali"dir.
Yaşamak, bu dünyada elimizdeki bir süper güç.
Hayat yaşamaya değer.
Next