Bu coğrafyanın ayrılmaz parçası, bizlere renk ve zenginlik katan parçası olan Ezidi toplumunun yıllar sonra topraklarına dönüşü bu coğrafya ve bizler için çok güzel, çok önemli bir adım. Önce bu tersine dönüşü sağlayan isim Uğurca-Qorix köyünden dostumuz, arkadaşımız İbrahim Korkmaz’dı…
Korkmaz’ın köyünün ilerisinde ise Garzan Çayı’na yakın mesafede Kurukavak, bir diğer adıyla Hamduna var. Ne yazık ki bu köyde son 40-50 yıl içinde bir göç başlamıştı ve o güzelim köy de diğerleri gibi kaderine terk edilmişti. Yarım asır önce Almanya’ya göç eden Ezidilerin din görevlisi Fakir Kalo Çatuk’u dinlerken, İbrahim Korkmaz dostumuzun iki yıl önce köyde verdiği olağanüstü çabası gözümün önünden film şeridi gibi geçti…
QORİX’TAN SONRA HAMDUNA
Batman’ın Beşiri Ovası, bir diğer isimle ‘Reşkotan bölgesi’, Ezidi topluluğuyla her zaman daha renklidir diyoruz.
Neredeyse yarım asır önce baba ocağı topraklardan kopup, Almanya ağırlıklı Avrupa ülkelerini tercih eden Ezidiler buradan göçünce, yanı başımızdaki elmas parçasını kaybetmiş gibi eksildiğimizi hissetmiştik.
Reşkotan bölgesinde ağırlıklı olan Ezidi toplumunun yaşadıkları, karşılaştıkları sıkıntıları bu sütunlarda sürekli okurlarımızla paylaştık.
Bundan sonra da paylaşmayı görev biliyoruz.
Çok değil, 2,5 yıl öncesine kadar kaderine terk edilen Uğurca-Qorix’a sihirli bir değnek değmişçesine eski hüzün yerine parıldayan mekânlar ve gülen gözler var şimdi.
O sihirli dokunuş dostumuz İbrahim Korkmaz’ın parmaklarıydı.
Daha çok Avrupa’daki dostları baba toprağına yeniden hayat vermek için Uğurca-Qorix’a gelen Korkmaz arkadaşımıza;
“Sen sıkıntılarla boğuşacaksın, çok zamanını alacak. Yılların biriken sorunlarını nasıl aşacaksın?” dediklerini de duyar gibiydik.
Ama İbrahim arkadaşımız sorunlardan korkmadı.
Büyük bir cesaretle yıllardır Almanya’da yaşamlarını sürdüren Qorix’li köy sakinlerini de buraya getirmeyi başardı.
Tadilatı yapılan evlerle nereden bakarsanız 20 örnek ev, o köyün çehresini değiştirdi.
Tıpkı modern bir şehrin en görkemli semtiymiş gibi, görenlerin büyük ilgisini çekiyor.
2026’nın ilk aylarında temeli atılan bazı konutların yapımı sürüyor ama eksik olan altyapı ve sosyal donatılar için de Özel İdare ekiplerinin önümüzdeki günlerde bir dizi çalışma yapacağını da biliyoruz.
UMUTLAR ARTIYOR
Uğurca-Qorix’i yazarken birkaç kilometre ötedeki Hamdunalı 80 yaşındaki Kalo Çatuk’u da dinledim.
Ezidilerin din görevlisi Fakir Kalo Çatuk yaşını almış.
Yarım asır önce gittiği Almanya’dan emekli olmuş, şimdi de dönüşün hazırlığını yapıyor;
“Ben giderken 30 yaşındaydım. Şimdi yaşım 80. Toplumumuza din hizmeti veriyorum. Şu ana kadar 100’ü aşkın vatandaşımız Almanya’da vefat etti. Onların vasiyeti de topraklarında defnedilmekti. Yakın çevremizi gördükçe ben hayattayken toprağıma gideyim diyorum.”
Diyen Kalo Çatuk, son süreçle birlikte çevresindeki kitlenin artık dönüş zamanı geldiğini söylemlerini ve dönüş döneminin başladığını duyduğunu anlatıyordu;
“Nereden bakarsanız bakın yarım asırdır köyümüzde kimse kalmamıştı. Kuşkusuz son süreç bizi de dönüş için umutlandırdı. Neden baba, dede ve ata topraklarımıza dönmeyelim?”
İlerleyen yaşı ve hep tebessüm eden yüzüyle çocukluğu ve gençliğinin geçtiği Kurukavak-Hamduna’da hoşgörülü günleri de anlatıp durdu Kalo Çatuk;
“Hâlen Avrupa’dan getirdiğimiz cenazelerimizin taziyesine çevredeki komşu köy ve mezralarda oturan Müslüman kardeşlerimiz bize geliyor. Biz de Müslüman kardeşlerimizin taziyelerinde yanlarındayız. Çocukluğumuzda da Müslüman kardeşlerimizin dini bayramlarına giderdik, onlar da bizim dini bayramlarımıza gelirdi. Geçmişte ne yazık ki bazı sıkıntılar vardı. Ama şimdi o önyargı ve bazı kalıplar kalktı artık.”
“YENİ BİR SÜRECİN EŞİĞİNDEYİZ ”
Fakir Kalo Çatuk, dünyanın en güzel coğrafyasının eski Mezopotamya bölgesi olduğunu da söylemeden edemiyordu;
“Buradaki güzellik hiçbir yerde yok. Yeter ki hoşgörüyü kaybetmeyelim. Geçmişte belki bu kadar hoşgörü yoktu ama şimdi yeni bir sürecin eşiğindeyiz ve bu güzel coğrafyada oturanlar kadar biz de gelecek için umutvarız.”
Geçen sene tatilinin 8 ayını köyünde geçiren Kalo Çatuk, kesin dönüş için bir engelin de kalmadığını söylüyordu:
“Otomobil fabrikasından emekli oldum. Artık yapacağım tek şey toprağıma dokunmak. 8 çocuğum var. Tümü de okudu ve mesleklerinde kariyer edindiler. Ben de doğup büyüdüğüm Hamduna’da kalan zamanımı geçirmek istiyorum.”
Evet, kırsalda güzel şeyler de oluyor dedirten böyle güzel mesajları veren eski çınarları da yazmak bir görevdi.
Onların umut dolu sözleriyle gözlerinde oluşan o sıcak gülüşü görmek bizim için çok büyük mutluluktu.
Umarız eski yerleşim birimlerinin kanaat önderleri ve çınarları Avrupa’da da olsa ata topraklarına dönüş yaparlar.
Çınar ağaçları için derler ya; çınar yavaş büyür, aceleleri yoktur. Bu yüzden uzun yaşarlar. Kökleri derine iner, dalları göğe doğru sabırla genişler. Bizlere de o dalların serinliğini yazmak kalır.
Bu yüzden yazların sıcağında serinleyip, kışın ısındığımız bu insanlarımıza ihtiyacımız olduğunu belirtmek istiyoruz.
Gelsinler, gelmeleriyle eksikliğimizin tamamlanacağını duyurmak istiyoruz…
Sağlıkla kalın, Çağdaş’la kalın…
Next