Modern günlerde alkol, sosyal hayatın ayrılmaz bir parçası gibi görünebilir.
Yaz mevsiminde kafelerde arkadaşlarla sohbet ederken bir bira veya bir kadeh şarap içenler…
Zor bir günün sonunda bir kokteyl, çeşitli partilerde mutluluğa/şerefe kadeh kaldırmalar…
Akşamcılar ise daha farklı yaklaşır alkole.
Yaz mevsiminde çilingir sofrasında olmazsa olmazlar vardır.
Mezeler, peynir, kavun elbette…
rakı, balık ve roka olmalı.
Bu işten keyif alanlara sözümüz yok, keyifler hoş olsun!
TIP HAYIR DİYOR!
Covid zamanlarında, eski salgın hastalık dönemlerinde alkolü dezenfekte etmek için kullanmadık mı?
Alkolü mikropları öldürmek için kullanıyoruz.
Öyleyse şunu sormalıyız:
Alkolün herhangi bir miktarı güvenli mi?
Çoğu bilimsel çalışma “HAYIR” diyor.
Son veriler alkol tüketiminin, alkolle ilişkili kalp hastalığı, psikotik bozukluk, gastrit, ülser, pankreatit ve yağlı karaciğer hastalığı, karaciğer sirozu gibi pek çok farklı rahatsızlıktan doğrudan sorumlu olduğunu belirtiliyor.
Bu tür rahatsızlıklar alkole atfedilebilir, yani alkol kullanımı olmasaydı belki bu tür hastalıklar insanlara musallat olmazdı diye yazan ve söyleyenler de var.
ALKOL VE ENFEKSİYON HASTALIKLARI
Alkol vücudun enfeksiyonla savaşma yeteneğine de zarar verir.
Tek bir kadeh alkol bile bağışıklık sistemine zarar verir ve tüketimden sonraki ilk yarım saat içinde
mikroplarla savaşma yeteneğini düşürür.
Kronik alkol tüketimi, kritik bağışıklık hücrelerini kalıcı olarak etkileyebilir.
Çoğu insan alkolün soğuk algınlığı, grip ve Covid-19 gibi enfeksiyonlarla mücadele etme yeteneği üzerindeki etkisinin farkında olmayabilir.
Çünkü bu konudaki-alkolün bağışıklık üzerindeki etkisine ilişkin geniş çaplı tartışmalar 1990'lı yıllarda başladı.
Alkol, vücudun doğuştan gelen bağışıklık sisteminin (doğuştan sahip olduğunuz bağışıklık) yanı sıra diğer mikroplara maruz kalmaktan dolayı geliştirdiğiniz kazanılmış bağışıklığı da bozar.
Çok az miktarda alkol bile, vücudun savunma hücreleri olan-makrofajlar, nötrofiller ve doğal katil hücreler gibi- önemli beyaz kan hücrelerinin virüslerle, bakteriyel enfeksiyonlarla ve kanser hücreleriyle savaşma yeteneğini anında baskılayabilir.
Tek bir aşırı alkol tüketimi (genellikle birkaç saat içinde dört veya daha fazla kadeh içki) bağışıklık tepkisini bir gün boyunca bozabilir.
Uzun süre sadece ergenlerde ve üniversite çağındaki gençlerde bir sorun olarak düşünülen aşırı alkol tüketimi, özellikle 30 yaş üstü kadınlar ve 65 yaş üstü yetişkinler arasında Batı ülkelerinde artış gösterdiği belirtiliyor.
Neyse ki, alkolün bağışıklık sistemi üzerindeki anlık etkileri uzun sürmez.
Tüketim miktarına bağlı olarak, vücut kendini birkaç gün ila bir hafta içinde toparlar.
Ancak, kronik alkol kullanımı-alkolikler-, bağışıklık sisteminin en seçkin vurucu gücü olan doğal katil hücreleri ve savunma hücrelerinin etkisini azaltabilir.
Bu durumda zatürre, HIV ve tüberküloz gibi enfeksiyonlara karşı daha yüksek bir savunmasızlığa yol açabilir.
Uzun süreli alkolden uzak durmak yardımcı olsa da, uzmanlar bazı bozuklukların, ne kadar süre ve ne kadar alkol tüketildiğine bağlı olarak, yalnızca kısmen geri döndürülebilir olabileceğini belirtiyorlar.
Hatta ağır alkoliklerde bağışıklık sisteminin zayıflamasına yol açabilir.
Alkolün sağlık üzerindeki zararları en çok günlük aşırı alkol tüketenler için geçerli.
Birçok içecek, tüketicilerin fark ettiğinden çok daha fazla alkol içerir ve bu da sağlık risklerini artırır.
Alkol sadece sert içkilerle sınırlı değildir:
Kırmızı ve beyaz şarap, bira, sert meyve şarapları de alkol içerir.
Alkolün sağlık üzerindeki etkilerine dair tüm bu endişe verici haberlere rağmen, yine de iyi bir haber var.
Alkolle ilişkilendirilen birçok hastalık, yeterince erken önlem alınırsa yavaşlatılabilir,
durdurulabilir ve hatta tersine çevrilebilir.
ALKOL VE BEYİN HASARI
Hep duyardık ve okurduk eskiden alkolün beyin hücrelerini öldürdüğü söylenirdi, ancak günümüzde bilimsel veriler, alkolün nöronlar arasındaki bağlantıları yok ederek, özellikle hafıza ve karar verme mekanizmalarından sorumlu bölgelerde beyin küçülmesine yol açtığını ortaya koymuştur.
Bunun anlamı alkol kullananların bir kısmında Demansa giden yolun kaldırım taşı özelliğinde denilebilir.
Bununla birlikte, alkolün neden olduğu beyin hasarı, beyne verilen hasarın akut mu yoksa
uzun süreli mi olduğuna bağlı olarak kısmen geri döndürülebilir.
Ancak, kronik aşırı alkol tüketimi ve aşırı içki içme, demans riskinin artmasıyla ilişkili uzun vadeli beyin değişikliklerine katkıda bulunduğu belirtiliyor.
ALKOL VE KALP DAMAR HASTALIKLARI
Herkesin aklına hemen; “alkol kalp için iyi değil mi?” sorusu gelir.
Hatta bu niteleme hekimlere atfedilir.
Şunu hiçbir zaman unutmamalı:
Kalp ve damar hastalıkları, dünya çapında erkek ve kadınların en büyük ölüm nedenidir.
Bazı çalışmalara göre, düşük ila orta düzeyde alkol tüketimi kalp sağlığı üzerinde hafif olumlu
bir etkiye sahip olduğunu ileri sürer.
Ne var ki; günde içilen içki sayısı arttıkça, risk de artar.
Risk sadece tüketimle artmakla kalmaz, aynı zamanda ağır ve aralıklı alkol tüketen kişilerde
kalp üzerindeki görünür koruyucu etkilerin de ortadan kalktığı belirtiliyor.
Çalıma ve araştırmacıların ısrarla belirttiği bir durum;
artık alkol tüketiminin faydadan çok zararlı olabileceğine dair yeterli kanıt olduğu yönünde.
Çoğu sağlık meslek kuruluşu ve Yeşilay insanlara alkol tüketmeye başlamamalarını,
tüketiyorlarsa mümkün olduğunca az tüketmelerini veya tamamen bırakmalarını söylüyor.
Next