İnsan ve doğa mücadelesi sürüp gider.

Kaybeden hep dünyamız oluyor.

İnsan faaliyetleri havaya, suya ve toprağa çevresel kirleticileri deşarj ediyor.

Fabrikaların dumanlarını görünce endişeleniyorum.

Ya nehirlerin ölümüne yol açan çevresel atıklar.

Onlarca örneği var Türkiye’de.

Sanayi devriminden beri süregelen faaliyetlerle pek çok çevresel kirleticilerle insanların sağlığı bozuldu ve doğanın da dengesi…

Şu günlerde yaşadığımız iklim değişikliği doğanın dengesinin bozulduğunun bir göstergesi değil mi?

Havada zehirli gazların (Karbondioksit başta ) artması,

Kontrolsüz biçimde kullanılan pestisit püskürtmeleri ve yediğimiz gıdalar.

Maden arama bölgelerinde orman kesimleri, kullanılan zehirli maddeler ve depolamalarda yaşanan kazalar sonrası çevrenin katli.

Bu tür kirleticilere maruz kalmak-doğrudan veya

Yediğimiz bitki ve hayvanlarda birikerek dolaylı yoldan- insan sağlığının tehdit eder.

Astım gibi bir hastalığı alevlendirmekten,kanser riskine kadar, çevresel kirleticiler hastalık oluşmasında bir risk faktörü.

HAVA KİRLİLİĞİ

Bunu görmek için kış aylarında kentlerde ve yakınlardaki sanayi bölgelerine gidip görmek yeterli.

Elbette sanayileşme ve kalkınmaya karşı duramayız.

19. yüzyıldan beri hızla gelişen sanayi ve kentleşme etkisinin bir sonucu hava kirliliği.

Sadece havadaki karbon dioksitin artması yanı sıra azot oksit, kükürt dioksit, hidrokarbonlar ve ağır metaller havada yüzmektedir.

Bu etkiler iklim değişikliğine yol açan durumlar.

En önemlisi de insan sağlığına olumsuz etkisi.

Kirli havayı kısa süre ile bile solumanın astım hastalığı başta, kronik akciğer hastalıklarının nedeni olmaktadır.

Uzun süreli karşılaşma ise kalp damar hastalıları,

Sinir sistemi ve deri hastalıkları ile ilişkilendirilmektedir.

PESTİSİTLER

Ticari tarımda, seracılıkta en sık kullanılan pestisit Organofosfat bileşikleri.

Tarım ilaçları ile-koruyucu önlemler almadan kullanılması-zehirlenenler vardır.

Gıdalar üzerinde uygunsuz miktarda kabul edilen yasal sınır üzerinde pestisit kullanılması nedeniyle dış ülkelerden tarım ürünlerinin iade edildiğine dair pek çok haber okumadık mı?

MİKROPLASTİK KİRLİLİĞİ

Mikroplastik kirliliği, dağ başlarından denizlerin dibine kadar her yerde olduğu tespit edilmiş.

İnsanların vücudunda birikerek yeni bir potansiyel kirletici olarak insan sağlığını etkilemektedir.

Sağımız solumuz plastik yığını.

Gıdaları sakladığımız, yediğimiz her gıda neredeyse plastik ile temasta.

Her saniye dokunduğumuz telefonlarımızın kılıfları da plastik.

Havadaki mikroplastik partiküllerin solunması ve

Temas ettiğimiz plastikler deri yoluyla etkileyebilir.

Ne var ki bu konudaki bilimsel çalışmalar henüz başlangıç aşamasında.

SU KİRLİLİĞİ VE SAĞLIK

Son yıllarda iklim krizi yaşıyor dünya.

Aşırı kurak geçen yıllar, öte yandan yakıp yıkıp giden ani sel baskınları.

Aşırı yağış sonrası sel baskınları,alt yapının direnaj sistemin de yetersiz olması ile birleşince atık sular çevreye yayılır.

Seller kuraklık dönemlerde ortaya çıkınca su ile taşınan mikropların yoğunlaşması ve çevreye yayılması ile hastalıklar ortaya çıkar.

Su kaynaklı hastalık mikropları en sık

Kolera mikrobu, Leptospira dediğimiz hastalandırıcı mikrop ve bazı parazitler.

Kuraklık ve su stresi(kıtlığı) hele sıcak yaz günlerinde

İçme ve kullanma suyunu talebini artırarak barajları ve su kaynaklarını zayıflatır.

Dünya genelinde her yıl pek çok insan güvenli su, sanitasyon ve hijyen eksikliğinden hayatını kaybetmektedir.

DAHA DAHA…

Elbette çevresel sağlık tehditleri pek çoktur.

Türkiye’nin çevresel sorunlarından biri de asbest etkisidir.

Daha çok gemi sökümü ile gündeme gelmektedir.

Bir diğer konu ise Radyasyondur.

Çernobil patlamasından etkileri geçmişte yaşandı.

Son yıllarda yurdumuzda ormanlar yandı.

Çevreye yayılan yangın dumanı pek çok kişiyi etkiledi.

Solunum yolları hastalıkları alevlendi maruz kalanlarda.

Daha pek çok çevre kirletici hayatımızı tehdit ediyor.

Bu tür olumsuzların üstesinden gelebilmek için

Çare TEK SAĞLIK SİSTEMİ’dir.

Önemli olan İnsan,çevre ve hayvan sağlığına bütüncül yaklaşabilmek.