Uzun bir süre önce yakınımız Selahattin Arslan, ALS hastalığından dolayı yaşamına veda etmişti. Merhum Selahattin Ağabey’in eğitimci oğlu Emre Arslan, babasını o sinsi hastalığın pençesinden kurtarmak için inanılmaz mücadele etmişti. Son ana kadar babasının yaşama tutunması için her şeyi yapmıştı ama ALS hastalığı için yapılabilecek bir şey yoktu ve Selahattin Ağabeyimizi henüz yaşamının baharında sayılacak bir yaşta kaybetmiştik…

Batman’ın örnek eğitimcilerinden Emre Arslan, projelerde de inanılmaz derecede başarılı. Daha önce görev yaptığı okullarda farkındalık yaratan projelere imza atan Emre Hoca, bu kez TÜBİTAK Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri kapsamında Türkiye ikinciliğini Batman’a kazandırdı. Batman Türk Telekom Anadolu Lisesi öğrencilerinden 3 isim önümüzdeki yılın Mayıs ayında Türkiye’yi Amerika’da temsil edecek…

HEPİMİZİN YÜREĞİNİ BURKAN ÖLÜMDÜ
Babalar ağır işçileridir hayatın…

Bir babaya verilebilecek en büyük armağan bir başarı belgesi veya verdiği emeğin karşılığını görebilmesini sağlamaktır.

Bu başarı bütün insanlığı kapsayacak bir başarı olması, bütün babaların gurur duyabileceği yegâne armağandır….

Selahattin Arslan, bir zamanlar bu şehrin en iyi dikim yapan usta terzilerindendi.

Dikimi o kadar mükemmeldi ki; 1980’li yıllarda Sümerbank Batman mağazasından iş teklifi almıştı.

Sümerbank özelleştirildiğinde Selahattin Ağabey, Batman Üniversitesine yatay geçiş yapmıştı.

Merhum amcamın büyük oğlu Selahattin Ağabey sağlıklı ve dinamik biriydi ama bir gün ALS hastalığının pençesine düşeceği aklımın ucundan geçmezdi.

Önce konuşması yavaşladı, sonrada gözümüzün önünde sesi gitti.

Milyonda bir görülen bu hastalığı, çok yakın iki kişide gördüm…

Biri Selahattin Ağabey idi, diğer isim ise futbolcu arkadaşımız Metin Kanağı idi.

Metin Petrolspor, Marmarisspor ve Malatyaspor’da başarılı futboluyla herkesin gönlünde taht kurmuştu.

Selahattin Ağabey’i pençesine alan o sinsi hastalık Metin’i de yakalamıştı….

Arada bir Batman Çağdaş’ın spor sayfasında amatör müsabakaları değerlendiriyordu Metin arkadaşımız.

Bir süre de Tüpraşspor amatör futbol kulübünü çalıştıran başarılı bir antrenördü Metin.

Bir gün gazetenin Yazı İşleri bölümümüze geldi.

Yazısını yazdığı sırada konuşmasının ağırlaştığını fark etmiştim.

“Metin neden yavaş konuşuyorsun?” dediğimde;

“Ağabey diş ağrım var sanki, diş tedavimi yaparsam düzelir” demişti.

METİN DE ALS’NİN PENÇESİNDEN KURTULAMAMIŞTI
Oysa Metin de her şeyden habersizdi, artık ALS’nin pençesindeydi.

O da Selahattin abi gibi konuşamamaya başlamış, birden yatalak olmuştu.

Selahattin Ağabeyi 2019 yılının Aralık ayında kaybetmiştik.

Metin’i de birkaç ay öncesinde…

Çok sevdiğim o iki güzel insan şimdi aramızda değil.

Mekânları cennet olsun.

Selahattin Ağabeyin ortanca oğlu eğitimci Emre Arslan, babasının hastalığından çok etkilenmişti.

Ailece hepimiz etkilenmiştik ama o bir hayli sarsılmıştı.

Bırakın Türkiye’deki doktorları, yurt dışında bildiği ne kadar doktor varsa babasının ALS tedavisi için hemen herkesten yardım istemişti.

Hatta merhum babasını Amerika’ya götürmenin hazırlığını yapıyordu Emre Hoca.

Ama Selahattin Ağabey son nefesini verdiğinde Emre de biz de çaresiz kalmıştık.

BU PROJE ONUN ANISINA
Babasının ALS hastalığına yenik düşmesi, Emre Hocayı anlamlı bir projeye yönlendirmişti.

Yapay zekâ destekli, çok dilli ve düşük maliyetli uygulama projeleriyle her yıl ABD’nin çeşitli şehirlerinde düzenlenen, dünyanın sayılı en büyük üniversite öncesi bilim yarışması olma özelliğini taşıyan Regeneron ISEF Bilim ve Mühendislik Yarışması’nda bu kez Türkiye’yi Arizona’da temsil edecek il Batman Türk Telekom Anadolu Lisesi olacak.

Bu projenin danışmanı Emre Arslan; “Geceler benim” deyip yatmadı, uykusundan feragat etti ama 8 ayda öğrencileri Eren Aygün, Sinan Güneş ve Eyüp Bilir ile inanılması güç bir projeyi hayata geçirdi.

Geçenlerde Milli Eğitim Müdürlüğü’nde bu projenin tanıtımı yapıldı.

Amerika’da yarışacak 14 projeden biri olan Batman Türk Telekom Anadolu Lisesi’nin projesinin öyküsünü bir de Emre Arslan’dan dinleyelim;

“Babam ALS hastasıydı. Onun gibi binlerce hastanın en büyük mücadelesi, seslerini kaybettiklerinde yaşadıkları çaresizliğe yakından şahit olan biriyim. Hastaların çaresizliğinden dolayı böyle bir proje gerçekleştirdik. Bu uygulama, bir mobil cihazla hastaların bakışlarını belirleme, kelimeleri de sese dönüştürüyor. Bu çalışmayı hem merhum babama hem binlerce sesini duyuramayan ALS hastalarına adadım.”

Emre Hoca, belki de hayatının projesini gerçekleştirmişti.

Babaya saygı projelerinden biri de budur.

Selahattin Ağabeyi kurtaramamıştı ama onun izinden gitmeye çalışan Emre Hoca şimdi de sesini duyuramayan binlerce ALS hastasının sessiz çığlığı olacak.

Babalar ağır işçileridir hayatın, onların yükünü her alanda biz çocuklarının alması dileğiyle…