Pazar akşamı gazeteden ayrılma vaktiydi. Saat 18.30 ile 19.00 arasını gösteriyordu. Acı acı çalan telefonun ucunda, Asri Mezarlığı yakınında oturan bir okurumuz, ağlamaklı bir sesle; “Ağabey, mezarlığın içinde peş peşe silahlar patladı. Burada korkunç bir olay oluyor…” diyordu. Telefonu kapatır kapatmaz yola çıktık.
Saatler ilerlemiş, karanlık iyice çökmüştü. Asri Mezarlığı’na vardığımızda adeta ana baba günüydü. Güvenlik görevlileri, jandarma ve polisin önlem aldığı mezarlık alanında yüzlerce insan telaş içindeydi. Büyük bir gerginlik vardı. Baba, oğlu ve yeğenin cansız bedeni yerdeydi. Nöbetçi savcı delil toplama işlemlerini sürdürüyordu.
MEZARLIKTA OLMAYACAK MANZARA
Asri mezarlığında gördüğümüz tablo tek kelimeyle vahşetti.
Pusu… Evet, mezarlıkta kurulan bir pusu…
İyi hatırlıyorum.
‘Uzak Şehir’ dizisinin ilk bölümleri televizyon ekranlarında yayınlandığında Midyat ilçe Mezarlığı’nda bir çekim yapılmıştı.
O çekimde sanatçıların birbirine silah çektiği sahneler büyük tepki görmüştü.
“Doğu ve Güneydoğu’da böyle manzaralar olmaz. Asla mezarlıkta cinayet işlenmez. Bu sahne bu coğrafyayla örtüşmüyor” diyen çok olmuştu.
Ama maalesef ‘olmaz’ dediğimiz işte o manzaraya da tanık olduk.
Görüyorsunuz…
Dizilerdeki bazı sahneler; nasıl geleneklerimizi, göreneklerimizi rafa kaldırıyor.
Dizilerin toplumsal yaşama etkisi üzerine, özel bir yazıda daha geniş vermek üzere bu notu ekleyelim şimdilik.
Batman Mezarlığı’nda belki de ilk cinayetin işlendiği tarih 26 Temmuz 2026’ydı.
Bu da bizim için ibretlik bir tarihtir.

MEZARLIKLAR BİZİM İÇİN KUTSALDIR
Evet mezarlıklar bizim için kutsaldır.
Ölüye saygı bizim gurur duyduğumuz en kadim değerimizdir.
Böylesi bir olayın bizim topraklarımızda meydana gelmesi yaralayıcı, üzücü ve kabul edilemez olduğunu belirtelim.
O yüzden hiçbir nedenin ve hiçbir mazeretin kabul edilmeyeceği büyük bir gerçeğimizdir. Bir daha yüksek sesle haykırarak yazalım; ölümün dönüşü ve telafisi yoktur.
Bu gerçek herkes tarafından bilinen ve kabul edilen bir olguyken neden parmaklar tetiğe basıyor?
Geride yiten üç can var.
Sözün çözemeyeceği hiçbir şey yoktur.
“Her şeyin bir çaresi var, ölüm hariç!” deyimi, ölümün ciddiyetini yeterince anlatmıyor mu?
Ölümleri görmekten ve yazmaktan yorulduk.
Her defasında artık ‘ölüm’ kelimesini kullanmak istemiyoruz diye yazıyoruz ama maalesef hiç son yazı olmuyor.
Öldürmek bir anlık öfkenin sonucudur.
O bir anlık öfkenin hayatlara mal olduğu nasıl idrak edilmiyor!
Sinirlerimizden önce beynimizi harekete geçirebilmeliyiz diye hep yazdık ama ne yazık ki hep yanıldık!
Toprağa karışan üç can ve cezaevinin soğuk duvarları arasında kalacak diğer canlar, yeterince acı gelmiyor mu sizlere?
Parmağı hareket etmeden önce, yerin ve cezaevinin soğukluğunu düşünmek, o parmağı hareket ettirmeyecektir, emin olun…
TÜYLERİMİZ ÜRPERDİ
Asri Mezarlığı, Batman’ın eski mezarlıklarından sayılır.
Daha önce hiçbir mezarlıkta yaşanmayan bir cinayet işlendi. Baba, oğlu ve yeğenin cansız bedenleri karşısında tüylerimiz ürperdi.
61 Yaşındaki Mehmet Direk, 27 yaşındaki oğlu Adnan (Ercan) Direk ve 26 yaşındaki yeğeni Ebubekir Direk, silahlı saldırıda yaşama veda etmişti.
Korkunç olayın gecesinde geç saatlere kadar Asri Mezarlığı’ndaydık.
Oradaki herkes yastaydı…
Batman tarihinde ilk kez böylesi vahşi, böylesine tüyler ürperten bir olayla karşılaştı…
“Nasıl olabilir?” dedirten bir manzaraydı.
İnsanın inanası gelmiyor.
Maalesef bu coğrafya, husumet olaylarından bugüne kadar hep çekti, çekmeye de devam ediyor.
O üç insan uğradıkları saldırı sonucu yaşama veda etti.
Mehmet Direk’i uzaktan tanıyordum.
Bazen Turgut Özal Bulvarı’nda karşılaştığımız da oluyordu. Selam verir, selam almadan geçmezdi.
Olay sonrası Batman Valiliği de hemen bir açıklama yaptı. Açıklamada, “Olay husumet kaynaklıdır” deniliyordu.
Hiçbir husumet can almaya neden olamaz, olmamalı…
Evet… Bir süre önce Kurban Bayramı’nda meydana gelen olayda bir kişinin hayatını kaybetmesiyle husumetin ne korkunç boyutlara ulaştığını da görmüştük.
NE OLUYOR BİZE?
Bu şehrin kanaat önderleri var.
Sözü dinlenen isimler var.
Partiler ve STK’lar var.
Ama ne yazık ki; bu olaylar bu coğrafyada bitmek bilmiyor. Oysa diyaloğa, söze ve barışa en açık coğrafyadayız. Ölümden önce her yolun denendiği bir coğrafyadayız aynı zamanda.
Gazetecilik mesleğim boyunca buna benzer birçok olaya tanıklık ettim.
Yazıktır, günahtır…
Artık geçmişten kaynaklanan husumet olaylarının son bulması için herkes ama herkes, gecikmeden uzlaşı alanları yaratarak üzerine düşeni yapmalı ve bu sorumluluğu almalıdır. Çünkü bu sorumluluk can kurtaracak…
Nereye gidiyoruz? Ne oluyor bize?
Bu soruyu artık kendi kendimize sormalıyız.
Pazar gecesi saat 23.00’e kadar mezarlıkta gördüğüm o şok görüntüler.
Ağıtlar, gözyaşları ve ağlayan gençler…
Mezarlıkta bulunan hemen herkesin ağzı kilitliydi…
Bu şehir artık bu husumet olaylarıyla gündeme gelmemeli.
Doğasında olduğu gibi sevgi, dostluk ve yaşam sevinciyle gündemde olmalıdır.
Günümüzde birçok sorun çözülebiliyor.
Çok farklı, yeni süreçler başlıyor.
Herkes bir araya gelip yaşanan birçok sorunu kolaylıkla çözebiliyor.
Doğrusu 50 yıllık meslek hayatım boyunca birçok olaya tanıklık ettim.
Ama mezarlıkta işlenen cinayetin boyutu gerçekten çok sarsıcıydı.
Umarız bu olaylar artık son bulur.
Yazıktır, günahtır…
Coğrafyamız bu feci cinayetlerle gündeme gelmemeli artık…
Next