Şehirlerin karşı karşıya olduğu en acil zorlukların başında iklim değişikliğinin etkileri gelmektedir. Birçok şehir, yüksek nüfus yoğunluğu ve coğrafi konumları nedeniyle iklim değişikliğine ve doğal afetlere karşı daha savunmasızdır.
Bilindiği gibi yaz aylarında kentler sıcaktan yaşanmaz hale geliyor. Sokaklar, caddeler bomboş. Evlerden dışarı adım atılmıyor. Yaylalara ve sayfiyelere göç başlıyor. Kısacası hayat duruyor.
İklim değişikliğinin etkileri çeşitli. Sel riskleri ve su baskınları da artıyor. Ayrıca eşitsizlik, kentsel enerji tüketimi ve kirlilik seviyeleri karşılaşılan sorun ve zorluklar arasında yer alıyor.
Kentler enerji emen dev yapılardır, sonucunda karbon emisyonları da artıyor. Bu nedenlerle insani, sosyal ve ekonomik kayıpları önlemek için kentsel direnç oluşturmak esastır.
Sürdürülebilir dirençli şehirler inşa edilmezse ne olur?
Yukarıda bahsedilen sorunlar eninde sonunda her vatandaşı etkiler. Eşitsizlik huzursuzluğa ve güvensizliğe yol açabilir, kirlilik herkesin sağlığını bozar ve çalışanların verimliliğini, dolayısıyla ekonomiyi etkiler.
Doğal afetler ise herkesin yaşam tarzını altüst etme potansiyeline sahiptir. Unutulmadı, Batman kaç kez sel baskınına uğradı ve canlar yitirildi.
Binlerce insanın sağlığını etkileyen hava kirliliği ise sadece kentsel bir sorun değil, aynı zamanda kasabaları ve kırsal alanları da etkiliyor.
Şehirler plansız, programsız, denetimsiz bir gelişim gösterirse yani kendi hallerine bırakıldığında ne olur?
Kötü planlanmış kentleşmenin bedeli; dünyanın dört bir yanındaki derme çatma gecekondu bölgelerinde -en son Cape Town’da gördüm-, sıkışık trafikte -Varanasi-Hindistan’da yaşadım tuktuklarla, -sera gazı emisyonlarında- Yeni Delhi-Hindistan’da nefes alamadım- ve pıtrak gibi yayılan banliyölerde görülebilir.
Oysa sürdürülebilir bir şekilde hareket etmeyi seçerek, tüm vatandaşların insana yakışır bir yaşam kalitesine sahip olduğu ve şehrin üretken dinamiklerinin bir parçası olduğu, çevreye zarar vermeden ortak refah ve sosyal istikrar yarattığı şehirler inşa etmek mümkün.
Sürdürülebilir uygulamaları hayata geçirmek, maliyet/fayda paydasından bakıldığında, sağlanan faydalarla kıyaslandığında maliyet minimal düzeydedir.
Bat-Ray birkaç yıldır gündemde, umalım ki bu yıl hayata geçer.
Elbette işlevsel bir toplu taşıma ağı oluşturmanın bir maliyeti vardır, ancak ekonomik faaliyet, yaşam kalitesi, çevre ve ağ bağlantılı bir şehrin genel başarısı açısından faydaları çok büyüktür.
Bu açıdan Batman Çağdaş Gazetesi bu konuyu sürekli gündemde tutuyor. Şehrin yönetimine ve politikacılara aktif olarak hatırlatması, kamuoyu adına şehir için savunuculuk yapıyor.
İnsanlar hayallerinin peşinden koşmalı. Elbette kent sakinleri kendi binalarında, sokağında ve mahallesi için bir vizyon geliştirmeli ve bu vizyon doğrultusunda yetkililerle temas halinde hareket edebilir.
En basiti çocuklarınız okula güvenle yürüyebilir mi?
Ailenizle geceleri sokaklarda, parklarda yürüyebilir misiniz?
En yakın toplu taşıma durağı ne kadar uzakta?
Hava kalitesi nasıl?
Ortak kullanım alanlarınız nasıl?
Bütün bunları düşünerek mahallinizde ne kadar iyi koşullar yaratırsanız, yaşam kalitesi üzerindeki etki de o kadar büyük olur.
Unutmadan; sürdürülebilir kalkınma, kentsel alanların inşa edilme ve yönetilme biçiminde önemli bir dönüşüm olmadan gerçekleştirilemez.
Next