Bayram zehir oldu herkese.
Havada bombalar patlarken, yer yüzünde suçsuz, günahsız insanlar üzerine ateş düşerken,
acı verici ölümler ve ızdıraplar yaşanırken
bayram benim neyime diyor pek çok insan.
Ah Barış için Savaş!
Bu soru çeşitlendirilebilir;
Demokrasi için,
Özgürlük için,
Laf salatasından öte ne anlamı var?
Buna kim inanır?
Bu bayramda en çok mırıldandıklarım;
Yunus Emre’den;
“Yalancı dünyaya konup göçenler
Ne söylerler ne bir haber verirler…”
Aşık Veysel’den; “İki kapılı bir handa…”,
Oya ve Bora’nın Sevmek Zamanı adlı şarkılarındaki gibi;
“Biz dünyayı çok sevdik
Ölüm bizden uzak olsun…”
EY ÖLÜM!
Yaşarız, büyürüz, ölürüz!
Hayatın akışı budur.
Öncelikle, bu gezegendeki hiçbir varlığın
yarını garanti değil.
Bunu anladığınızda, soru ortadan kalkar.
Işığın sönüşüne karşı öfkelenme gibi
romantik takılmak olmaz.
Şanslı olanlar, geçiciliğin farkına varırlar.
Bir noktada "gitmeye hazır" olurlar.
Şanssız olanlar ise tam olarak
yaşayacak birkaç yılı olmayanlardır .
Henüz verecek bir şeyleri olduğunu hissettikleri anda,
mesela hastalık yüzünden hayatları sona erenlerdir.
Trajedi işte budur.
Hayata ve ölüme öfkenin yeri de tam bu noktadır.
EPİKÜRCÜLÜK Felsefesinin kurucusu Epikuros’ün
Ölüm hakkındaki söylevi:
-Ölümün korkulacak bir şey olmadığı görüşü- ile ilgilidir.
Epikuros der ki;
“Ölümün bizim için hiçbir önemi
olmadığına dair inanca alışın,
çünkü tüm iyilik ve kötülük duyularda yatar ve
duyular ölümle sona erer.
Bu nedenle, ölümün bizim için
hiçbir şey olmadığına dair gerçek inanç,
ölümlü bir hayatı mutlu kılar;
bunu sonsuz bir zaman ekleyerek değil,
ölümsüzlük arzusunu ortadan kaldırarak yapar.
Çünkü ölümde korkulacak hiçbir şey olmadığına
tamamen emin olan bir insanın
hayatta korkulacak bir şey bulması için
hiçbir sebep yoktur.
Aynı şekilde, ölümden korktuğunu,
çünkü geldiğinde acı verici olacağı için değil,
onu beklemek acı verici olduğu için
söyleyen kişi de aptaldır;
çünkü mevcutken yük olmayan şey,
beklendiğinde hiçbir amaca hizmet etmeyen acı verir.
Bu nedenle, en çok korkulan kötülük olan ölüm,
bizim için hiçbir önem taşımaz;
çünkü biz var olduğumuz sürece ölüm mevcut değildir ve
ölüm mevcut olduğunda biz artık var olmayız.
Bu nedenle, yaşayanlar için de ölüler için de
hiçbir şey ifade etmez, çünkü yaşayanlar için
mevcut değildir ve ölüler artık yoktur.”
Epikür; ölüm korkusunu sorgulamıştır ve
yaşam kalitesine vurgu konusundaki tartışmaları başlatmıştır.
Ölüm korkusunu azaltarak
yaşam kalitesini artırmak mümkün mü?
Bazı insanlar hayatın sonu hakkında düşünmenin veya
konuşmanın hastalıklı bir şey olduğunu düşünüyor.
Ben buna katılmıyorum çünkü ölüm,
yaşamın kaçınılmaz bir parçasıdır.
Yaşayan herkes ölür.
O nedenle;Hadis’in söylendiği gibi
“Hiç ölmeyeceğini zanneden biri gibi çalış,
yarın ölecek biri gibi de tedbirli ol”.
Kanuni Sultan Süleyman;
“Halk içinde mu’teber bir nesne yok devlet gibi,
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi…”
Sağlık her şeyden önce gelir
Next