Geçen gün Batman Çağdaş bir haber yaptı.

Benzer konuları Başyazar Arif üstat da yazıyor.

https://www.batmancagdas.com/batman-cayi-lagim-cukuru-olmamali

“BATMAN ÇAYI LAĞIM ÇUKURU OLMAMALI” başlıklı haberde Çevre Gönüllülerini harekete geçirmiş.

Çevre gönüllüleri her yerde.

Batman’da çevre sorunları yanında, en önemli konulardan biri de ovanın hızla betonlaşması.

İLK ÇEVRECİ: ALDO LEOPOLD

Dünyada çevre sorunlarını dikkat çeken isimlerden biri de Amerikalı ekolojist, ormancı ve çevreci Aldo Leopold.

Yıl 1948.

Bir kitap yazar adı: "Sand County Almanac" Türkçe’ye de çevrilen “ Bir kum Yöresi Almanağı”.

Bu kitabın önemi Leopold'un " toprak etiği " fikrini, yani insanlar ve yaşadıkları toprak arasında var olan sorumlu ilişkiyi vurgulamaktadır.

Bu kitap Amerikan doğa koruma hareketinde bir dönüm noktası olarak kabul edilir.

Aldo Leopold, çevre hareketini bilgilendirdi ve değiştirdi ve ekolojiye bir bilim bir ilgi uyandırdı.

Kitabın önsözünde

Bazıları vahşi doğa olmadan yaşayabilir, bazıları yaşayamaz. Rüzgarlar ve gün batımları gibi, vahşi doğa da ilerleme onları ortadan kaldırmaya başlayana kadar sıradan kabul ediliyordu… Biz azınlık için, kazları görme fırsatı televizyondan daha önemlidir ve paskalya çiçeği bulma şansı, ifade özgürlüğü kadar devredilemez bir haktır.” Yazar, Leopold.

Bu doğa koruma hareketi, batıda ekoloji merkezli bir yeşil hareketin ilk kıvılcımlarına dönüştürdü.

Gözlem ve değerlendirmelerine göre;

“ABD genelindeki arazilerin Yaban hayatından insan kullanımına

"şiddetli bir dönüşüme" uğramasına tanık olmak, onu doğa korumanın artık yeterli olmadığına, insanlığın toprakla ve üzerinde yaşayan insan dışı canlılarla yeni bir etik ilişkiye ihtiyacı olduğuna ikna etmişti.”

Leopold'un en büyük başarısı, "toprak etiği" olarak adlandırdığı konuyu şeyi geliştirmesiydi.

Almanak'ta şöyle yazmıştı :

"Bir şey , biyoetik topluluğun bütünlüğünü, istikrarını ve güzelliğini korumaya yönelik olduğunda doğrudur. Aksi yönde olduğunda yanlıştır."

Bu iki sözcük – "BİYOETİK TOPLULUK" – bu bakış açısını o zaman olduğu gibi şimdi de esas kılan şeydi.

Leopold'a göre insanlar, ne düşünürlerse düşünsünler, doğanın üstünde değillerdi: doğanın bir parçasıydılar.

Bunu anlayıp buna göre hareket edebilirlerdi ya da yok etmeye devam edip muhtemelen kendileri de yok olurlardı.

Şimdi iklim değişikliği sorunlarını düşündükçe, çevrenin talanını ve çevre kirliliğini gördükçe bu işten insan galip çıkmaz.

Leopold kitabında bir hikâye anlatır.

Bölümün adı "Dağ Gibi Düşünmek"tir.

Leopold, insanların yeniden dağlar gibi düşünmeyi öğrenmeleri gerektiğine, öz imajımızı "toprak topluluğunun fatihi olmaktan, onun sıradan bir üyesi ve vatandaşı olmaya" dönüştürmemiz gerektiğine ve bunu ancak dikkatlice gözlemleyerek yapabileceğimize inanıyordu.

Leopold'un savunduğu "doğası" bir kavram veya tartışma konusu değildi.

Leopold’a göre; “Doğa, kurdun gözlerindeki yeşil ateş, kumlu bölgelerdeki göllerin üzerinde uçuşan kaz sürüleri, Arizona ardıçlarının çiçek açması veya genç beyaz çamın kabuğu idi.

Onu görmek için dışarı çıkmanız ve alçakgönüllü kalmanız gerekiyordu.”

Bu, hâlâ öğrenmemiz gereken bir derstir.

Doğa bizim canımız!